
İngiltere’nin önde gelen yayın organlarından The Sun, etkileyici bir gazetecilik örneği sergiliyor.
Birçok ünlü isim gibi, İngiltere Kralı III. Charles’ın kardeşi Prens Andrew de, dünya genelinde büyük yankı uyandıran Epstein skandalına karışmış durumda.
İngiliz Tahtı’nın sekizinci varisi olan Andrew’un unvanları iptal ediliyor ve “Prens” sıfatı kullanılmadan gözaltına alınıyor.
Gözaltına alınacağına dair haberin ilk olarak The Sun’da yayınlandığı belirtiliyor.
Bu gelişme sadece İngiltere’de değil, uluslararası alanda da büyük ilgiyle karşılanıyor; zira gözaltına alınacak kişi bir Prens ve aynı zamanda Kral’ın kardeşi.
Kayyım ve Gözaltı Yok
Yaşanan olayların ardından gelişmeler, bizlere oldukça yabancı ve kıskandırıcı bir tablo sunuyor.
Öncelikle…
“Vay, sen Kralı devirmeye çalıştın ve Kraliyet Ailesi’ne alenen hakaret ettin” şeklinde bir bakış açısıyla, İngiltere’de hiç kimsenin The Sun gazetesine kayyım atama fikri aklından geçmiyor. Oradaki hukuk uygulamaları bu tür durumlar için böyle bir yaklaşım sergilemiyor.
The Sun, yayın yaşamına özgürce devam ediyor.
Sonrasında…
Haberi kaleme alan gazeteciyi “devlet kurumlarını aşağılamak, halkı heyecanlandırmak” gibi gerekçelerle gözaltına almak, yine akla gelmiyor. Aksine, o gazeteci başarılı bir gazetecilik örneği sergilediği için takdir ediliyor.
Londra’da uzun süre yaşamış bir Türk arkadaşım, konuyu gündeme getirdiğimde, “ne kayyımı, ne gözaltısı, böyle bir saçmalık olabilir mi?” diye tepki veriyor.
Prens Andrew’in gözaltına alındığını Kral III. Charles, çevresinden öğreniyor ve Saray’a önceden bilgi verilmediği ifade ediliyor. Kral, durumu şöyle açıklıyor:
“İngiltere bir hukuk devletidir, hiç kimse hukukun üstünde değildir. Süreç adil ve hukuka uygun bir şekilde ilerleyecek, hukuk gereğini yerine getirecektir.”
Bu durumu kıskanmalı mıyım, yoksa özlem mi duymalıyım, bilemiyorum.
Alican ve Komisyon Raporu
Dünya, Prens’in gözaltına alınmasını konuşurken, biz ise…
Kürt sorununun çözümü için kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun yayımlanan raporunu tartışıyoruz.
Bu raporun “Demokratikleşme İle İlgili Öneriler” bölümünde ise:
“Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde, AİHM ve AYM içtihatları doğrultusunda, TUTUKSUZ YARGILAMANIN esas alınmasına özen gösterilmelidir.” deniliyor.
Son yıllarda tutuksuz yargılama uygulaması ciddi şekilde azalmış durumda.
Raporun yayımlandığı günde…
İngiliz The Sun, Prens Andrew ile ilgili haberi duyuruyor.
Raporun yayımlanmasından sadece iki gün sonra, raporda önerilen “tutuksuz yargılama” ilkesine rağmen…
Gazeteci arkadaşımız Alican Uludağ, “Cumhurbaşkanına hakaret, halkı yanıltıcı bilgi yayma, devlet kurumlarını aşağılama” suçlamalarıyla Ankara’da evinde gözaltına alınıyor, İstanbul’a götürülerek tutuklanıyor.
Zaten olması gereken bir kuralı uygulamıyorsanız, rapora neden ekliyorsunuz?
Raporun henüz sıcaklığı geçmeden?
Hangi hukuk ve siyasi anlayışa sığıyor bu durum?
Kimi kandırıyorsunuz?
AİHM Uygulama Oranı
Raporda bir başka dikkat çekici nokta, AİHM ve AYM kararlarının değerlendirilmesine ilişkindir:
“AYM ve AİHM kararlarının eksiksiz uygulanmasında tereddüt yoktur,
“AİHM kararları yüzde 90 uygulanmaktadır.”
Bu bilgi doğru değil!
Yüzde 90 ifadesi, sabah akşam “Türkiye hukuk devletidir” söylemleriyle gündeme gelen eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a aittir ve rapora muhtemelen AKP’nin talebiyle eklenmiştir.
Ancak bu bilgi yanlıştır!
AİHM kararlarının uygulanmasında Türkiye, Avrupa Konseyi’nde 47 ülke arasında 39. sırada yer almakta ve uygulama oranı yüzde 90 değil, yüzde 68 olarak kaydedilmektedir; bu, Avrupa ortalamasının 13 puan altında bir değerdir.
Öncü Kararlar
Avrupa Konseyi’nin 25 Eylül 2025 tarihli verilerine göre:
Türkiye’nin AİHM kararlarına genel uyum oranı yüzde 90 olarak görünse de, öncü kararlar açısından bu oran yüzde 68’e düşmektedir.
Öncü kararlar, yalnızca bireysel hak ihlallerini değil, aynı zamanda yargıda köklü reformları öngören bağlayıcı kararları kapsamaktadır.
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Hakkı, Vicdani Ret gibi önemli kararlar da bu kapsamdadır.
Aylardır tartışılan ve belirleyici bir raporda bile bu tür çarpıtmalara gidilmesi dikkat çekici.
Bunun ötesinde…
Rapor yayımlandıktan iki gün sonra, Türkiye, raporu y
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



