Prof. Dr. Talat Kırış: Sağlıkta Reform Zamanı

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Prof. Dr. Talat Kırış: Sağlıkta Reform Zamanı

Türkiye’nin önde gelen beyin cerrahlarından biri olan Prof. Dr. Talat Kırış, İstanbul Tabip Odası seçimlerini Demokratik Katılım Grubu’nun adayı olarak kazanmasının ardından önemli açıklamalarda bulundu. Kırış, sağlık sistemindeki mevcut sorunları ve potansiyel çözüm önerilerini dile getirirken, mevcut yapının hem hekimler hem de hastalar açısından tatmin edici olmadığını belirtti.

Kırış, kamu kaynaklarının giderek özel sektöre aktarılması ve şehir hastanelerine dair eleştirilerde bulunarak, “Daha iyi bir sağlık sisteminin inşası, milli gelirden sağlığa aktarılan payın artırılması ve bu kaynağın daha kamucu, halkçı bir anlayışla bölüştürülmesiyle mümkündür” dedi.

Kamu hastanelerinde uygulanan performansa dayalı sistemin hekimler üzerindeki baskısını vurgulayan Kırış, bu durumun şiddeti doğurduğunu ifade etti. “Şiddeti doğuran ortam iyi analiz edilmeli, yalnızca cezayla şiddet bitmez” diyen Kırış, beyin göçüne dair de önemli değerlendirmelerde bulundu. “Beyin, kalp, çocuk cerrahisi gibi riskli alanları kimse istemiyor. Risklerin tüm sorumluluğunu hekimin üzerine yıkarsanız, gelecekte bu ameliyatları yapacak kimseyi bulamayız” şeklinde konuştu.

Kırış, İstanbul Tabip Odası’nın hekim haklarının yanı sıra toplumsal olaylara karşı da ses yükselteceğini belirterek, “Eğer bu siyaset olarak algılanıyorsa, bu siyasete devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Gençlerle iletişim kurma konusunda zayıf kaldıklarını kabul eden Kırış, gençlerin Tabip Odası’na katılımını artırmak için yoğun çaba göstereceklerini belirtti. İki yıl boyunca Demokratik Katılım Grubu ile birlikte yönetecek olan Kırış, “Eksikliklerimiz ne, neden gençlere yeterince ulaşamıyoruz, başka bir dil, başka bir yaklaşım mı geliştirmeliyiz?” sorularının peşinde olacaklarını ifade etti.

19 Nisan 2026’da yapılan İstanbul Tabip Odası (İTO) seçimlerinde, Prof. Dr. Talat Kırış, Demokratik Katılım Grubu’nun adayı olarak 5 bin 99 oyla başkan seçildi. Kırış, sağlık sistemindeki sorunlar ve çözüm önerileri ile Demokratik Katılım Grubu’nun yeni yönetim hedeflerini iahaber’e anlattı.

iahaber tarafından yöneltilen sorular ve Kırış’ın yanıtları şu şekilde:

“Hekimler özel hastanelere mahkûm edildi; yenidoğan skandalı, buzdağının görünen kısmı”

– Seçim kampanyanız sırasında sıkça ‘Türkiye’deki hekimler, sağlık çalışanları ve hastalar mutsuz’ dediniz. Bu mutsuzluğun temel nedeni sizce ne?

Sağlıkta Dönüşüm Politikası’nın temelleri, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarından önce atılmış olsa da bu süreç, son yıllarda hızla ilerlemiştir. Kamu hizmeti olarak sunulması gereken sağlık hizmetinin özelleştirilmesi, ticarileştirilmesi ve metalaştırılmasıyla birlikte birçok özel hastane açılmış ve kamu bu kurumlarla anlaşmalar yapmıştır. Bu durum, kamu kaynaklarının giderek artan bir oranla özel sektöre aktarılmasına yol açtı.

Hekimler, bu özel hastanelere mahkûm edilmiş ve güvenli çalışma ortamları zarar görmüştür. Kamuda uygulanan performans sistemi, hekimleri yoğun bir tempoya sokmuş ve özel hastanelerde ciro baskısı altında çalışmaya zorlamıştır. İdeal olan, sağlık hizmetinin gerekli standartlarda ve herkese ücretsiz olarak sunulabilmesidir. Ancak günümüzde kamu hastanelerinde muayene süreleri beş dakikaya kadar düşmüş, anlaşmalı hastanelerde birçok tıbbi işlem denetimsiz bir şekilde yürütülmeye başlanmıştır. Yenidoğan skandalı, bu durumun sadece görünen kısmıdır.

“Şehir hastaneleri, olumsuz gidişatı derinleştirdi”

Bu sistemin bir diğer sonucu ise sağlıkta şiddetin artmasıdır. Mevcut durumdan memnun olmayan hastalar, sıkıntıların sorumlusunu doktorlar ve sağlık personeli olarak görmeye başladı. Hemşirelerden ebelere, sağlık teknisyenlerine kadar tüm sağlık çalışanları ekonomik zorluklar içinde ve mutsuz bir şekilde çalışıyor. Son 25 yılda her şeyin daha iyiye gitmesi beklenirken, maalesef durum daha da kötüleşmiştir. Şehir hastanelerine kaynak aktarmak amacıyla şehir içindeki hastanelerin kapatılması da bu olumsuz durumu derinleştiren bir diğer etken olmuştur.

“Milli gelirden sağlığa aktarılan pay artırılmalı, daha kamucu, halkçı bir anlayışla bölüştürülmeli”

– ‘Tıp öğrencileri TUS değil Almanca çalışıyor’ açıklamanız ciddi bir beyin göçüne işaret ediyor. Bu eğilimi tersine çevirmek için somut olarak ne yapılmalı?

Yeni mezun bir tıp öğrencisinin Almanya’ya gidip ihtisasa başladığını örnek verelim. Ancak orada da mutlu değil. İstanbul gibi büyük bir şehirden Almanya’nın küçük şehirlerine geçmek, sosyal hayatın kısıtlı olması nedeniyle zordur. Gitme nedeni, geleceğine güvenle bakabilmesi ve çocuğunun eğitim ile sağlık hizmetlerinin ücretsiz olmasıdır. İhtisasını tamamladıktan sonra güvenli bir ortamda çalışacağını bilmek, bu tercihi yapmasına neden olmaktadır.

Bu durumu tersine çevirmek için daha iyi bir sağlık sistemi inşa edilmesi gerekmektedir. Bunun yolu, milli gelirden sağlığa ayrılan payın artırılması ve bu kaynağın daha kamucu bir anlayışla bölüştürülmesidir. Mevcut sistem piyasa koşullarına göre yürümekte ve bu durumdan kurtulmak şarttır. Ancak o zaman hekimler güvenli ortamlarda çalışabilir ve hak ettikleri ücretleri alabilirler. Hastalara ise çağdaş tıbbın gerektirdiği standartlarda bakılabilir.

Son dönemde çıkan yönetmeliklerle, muayenehanelerin kapatılması istenmekte ve özel hastanelerde bordrolu çalışma modeli tartışılmaktadır. Bordrolu çalışmayı savunuyoruz, ancak hekimlerin bu modelde hak ettikleri ücretleri alıp alamayacakları belirsizdir. Bu konuyu görüşmek üzere 12 Mayıs’ta özel hekimlik komisyonu ve hukuk büromuz ile toplantı yapacağız.

Çözüm, sağlığa ayrılan bütçenin planlı bir şekilde yönetilmesidir. Şu an bütçenin

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın