
Dilovası Davası’nın üçüncü gününde tanık ifadeleri dikkat çekici detaylarla doluydu. Gülhan Bendi, “Zabıtalar Kurtuluş beyle oturup çay içiyor, istedikleri parfümleri gösteriyor, paketleyip veriyorduk” şeklinde konuşarak, atölyeye yönelik CİMER’e yapılan şikayetlerden sonra herhangi bir denetim yapılmadığını belirtti. Bendi, ayrıca atölyede sigortasız, çocuk ve göçmen işçilerin çalıştırıldığını ve yangın tüplerinin eski iş yerinden getirildiğini, bakım yapılmadığını kaydetti. Tanık Keriman Miskin, “Güvenlikle ilgili hiçbir eğitim almadık” derken, Ayten Aras, “Yangın tüpü yoktu. Pisliğin içinde yemek yiyorduk. Cezaevi gibiydi” ifadelerini kullandı. Faciada hayatını kaybeden Tuğba Taşdemir’in annesi Saliha Taşdemir, “Tuğba’yı sağlam alamadım. Kemiklerini topladık. Çocuğum mecbur çalışıyordu, ona sigorta yapmadılar” diyerek acısını dile getirdi.
Dilovası’nda 8 Kasım 2025’te meydana gelen ve 3’ü 18 yaşından küçük 7 işçinin hayatını kaybettiği Ravive Kozmetik parfüm dolum imalathanesi faciasıyla ilgili dava, Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Kandıra Cezaevi Yerleşkesi Duruşma Salonu’nda sürdürülüyor.
Duruşmada tanık olarak dinlenen Gülhan Bendi, Ravive firmasında 4,5-5 yıl çalıştığını ve olay günü iş yerinde olduğunu söyledi. Olay anını detaylandıran Bendi, “Tuncay, IBC makinesini ortada fişe taktıktan sonra patlama oldu. Dışarı çıktığımızda kolum, eşarbım, sırtım yanıyordu. Tuncay da yanıyordu” diye konuştu. Bendi, içeriye ait ürünlerin Cumartesi günü yetiştirilmesi gerektiğini belirten Kurtuluş Oransal’ın, kimseye cumartesi mesaisine gitmesini söylemediğini savundu.
“Zabıtalar Kurtuluş beyle oturup çay içip muhabbet ediyor, hediyelerini alıp gidiyorlardı”
Bendi, “Zabıtalar dışında hiçbir resmi kurumdan denetim için geldiğini görmedim. Zabıtalar, Kurtuluş beyle oturup çay içiyor, hediyelerini alıp gidiyorlardı. CİMER’e yapılan şikayetlerin ardından da denetim için gelinmedi” dedi. Ayrıca, iş yeri açma ruhsatı için yapılan başvurunun 11 ay sürmesine rağmen belediyeden kimsenin denetim için gelmediğini vurguladı.
Komşuların şikayetlerine dair de konuşan Bendi, “Koku ve pislik nedeniyle şikayetler oluyordu” diyerek şikayetleri Kurtuluş Oransal’a ilettiğini ifade etti. Müşteki avukatının, işçi sağlığı önlemleri alınmadığına dair sorusu üzerine, maske gibi ekipmanlarının olmadığını belirtti. Ravive Kozmetik’in WhatsApp grubundaki “Herkes formasıyla gelsin, yarın denetim var” mesajının ne anlama geldiği sorulduğunda, Bendi, bunun normal bir önlük olduğunu ve denetimin resmi bir kurum denetimi değil, müşterilerin gelip atölyeyi görmesi anlamına geldiğini açıkladı.
Çocuk ve göçmen işçilerin çalıştırıldığını da doğrulayan Bendi, iş yerinde havalandırma olmadığını ve çoğu işçinin sigortasız çalıştığını ifade etti. Yangın tüplerinin eski iş yerinden getirilen tüpler olduğunu ve herhangi bir bakım yapılmadığını yineledi.
“Güvenlikle ilgili hiçbir eğitim almadık”
Tanık Keriman Miskin, Ravive firmasının ilk yerinde mutfakçı olarak çalıştığını belirtirken, her işin mutfakçı adı altında yaptırıldığını aktardı. Kurtuluş Oransal’ın emir ve talimatlarını verdiğini ekledi. Güvenlik malzemesi verilmediğini ve zabıtaların geldiklerinde Kurtuluş Oransal ile sohbet edip hediyelerini aldıklarını anlattı.
Tanık Ayten Aras, olay gününü hatırlatarak, “Tuncay bey parfüm hazırlıyordu. Saat 08.50’de patlama oldu. Tuncay bey ‘Yanıyoruz’ diye bağırdı, ben kendi kendimi söndürdüm” ifadelerini kullandı. Hakim, koruyucu ekipmanlar ve yangın merdivenlerinin eksikliği konusunda Kurtuluş Oransal ile konuşup konuşmadıklarını sorduğunda, Aras, “Bize durmadan çalışın diyordu. Yangın tüpü yoktu” dedi.
Mağdur ailelerin ifadeleri ise duruşmada duygu dolu anlar yaşattı. Yangında hayatını kaybeden Nisanur Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir, “Kızım çalışmak için gitti. Kızım kömür oldu. Koruyucu malzeme vermiyordu, eldiven yok, sigortası yok” diyerek acısını paylaştı. Kızının ölümüyle ilgili adalet beklediğini vurguladı.
“Benim kızım 19 yaşındaydı ölümü hak etmedi”
Tuğba Taşdemir’in annesi Saliha Taşdemir, “Tuğba’yı sağlam alamadım. Kemiklerini topladık. Çocuğum mecbur çalışıyordu, ona sigorta yapmadılar” dedi ve sanıkların başsağılığı dileklerini kabul etmediğini ifade etti.
Tuğba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir, “Çocuklarımın kemiklerini topladık. Hiçbir koruyucu malzeme yoktu” diyerek adalet talebinde bulundu. Cansu Esetoğlu’nun annesi, “Biz çocuğumuzu kömür olarak gördük” diyerek yaşadığı acıyı dile getirdi.
“Üretim Dilovası’nda denetim başka yerdeydi”
Tanık Alihan Yıldız, üretimin Dilovası’nda yapıldığını, denetimlerin ise başka bir fabrikada gösterildiğini belirtti. Duruşma, tanık ve müşteki beyanlarının ardından devam etmektedir. (ANKA)
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



