Riyad: Ukrayna Müzakerelerinin Yeni Merkezi!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma

Rusya ve ABD heyetleri, Ukrayna “ihtilafını” görüşmek amacıyla İstanbul yerine Riyad’ı seçti. 2022 yılında yapılan Rusya-Ukrayna müzakerelerine İstanbul ev sahipliği yapmıştı ve bu süreçte önemli bir arabuluculuk rolü üstlenmişti. Dikkat çekici bir şekilde, Suudi Arabistan’ın Riyad’ını tercih etmelerinin ardında yatan sebepler oldukça derin. OPEC+ çerçevesindeki ekonomik ilişkiler veya Suudi Arabistan’ın petro-dolarları üzerinden sağladığı güçler göz ardı edilemez, ancak bu durum, olayın genel çerçevesini tam olarak açıklayamamaktadır.

İstanbul’un yerine Riyad’in tercih edilmesi, sadece belirli ekonomik ilişkilerin sonucunu yansıtmaz. Örneğin, Putin’in müzakerelerin İstanbul’da devam etmesi yönündeki bir öneride bulunmaması, bu durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Zira, İngiltere’nin müzakerelerin akamete uğramasındaki rolü, bu yeni durumu ortaya çıkaran faktörlerden biridir. İstanbul’daki müzakerelerin en büyük engelleyicisi olarak görülen İngiltere, Ukrayna’nın savaşmasını teşvik eden ülkeler arasında başı çekiyordu. Bütün bunlar, Putin’in İstanbul’u seçmemesinin siyasi nedenleri arasında değerlendirilebilir.

Putin’in İstanbul seçeneğini gündeme getirmemesi, Suriye’deki yönetim değişikliği sonrası Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin değişeceği iddialarını güçlendirebilir. Bu durum, özellikle Dugin’in yorumlarının ne derece haklı olduğunu sorgulatıyor. İlişkilerin bu noktaya gelmesi elbette arzu edilen bir durum değil.

İstanbul’daki müzakerelerde Rusya ve Ukrayna tarafları yer alırken, ABD’nin müzakerelere destek vermesine rağmen masada yer almadığı herkesin malumuydu. Ancak Riyad’daki müzakerelere yalnızca ABD ile Rusya’nın katılması, bu tür diplomatik görüşmelerin ortamını değiştirmiş durumda. Geçtiğimiz hafta gerçekleşen Trump ve Putin arasındaki telefon görüşmesinde, bölgede yapılacak olan paylaşım anlaşması ile ilgili bir mutabakat sağlanmış gibi görünüyor. Bu mutabakata göre, “Şu topraklar senin olsun, ama şu doğal kaynaklar da benim olacak…” şeklinde bir müzakere başlatılmıştır. Bu ise, Ukrayna’nın durumu hakkında karamsar bir tablo çiziyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, milyonlarca vatandaşının hayatını tehlikeye atarak Rusya ile bir vekâlet savaşı yürütüyor. Ancak bu süreç sonunda hem ülkesinin altyapısı büyük ölçüde tahrip olmuş hem de siyasi olarak saf dışı kalma riskiyle karşı karşıya kalmıştır. Özetle, siyasi ayakçılığın sonunun sadece zilletten ibaret olduğu bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

Dikkat çekici bir başka detay da, Riyad müzakerelerinde İngiltere’nin hiç yer almadığı. Avrupa’nın da tam anlamıyla bu süreçten saf dışı bırakıldığı görülüyor. Bu durum, Avrupa’nın korktuğu bir senaryonun gerçek olduğunu ortaya koyuyor. Onlar, Rusya’nın Herson ve Harkov’daki taarruzları sonrasında Rusya’nın yenileceğini savunan pek çok uzmanın, savaşın bu noktada sona ereceği yönündeki beklentilerini de ciddiye almıyorlardı. Ancak, bu tür iyimser yaklaşımlar pek çok kişiyi yanılgıya sürüklüyor.

Uzun vadede, Rusya ile ilişkiler konusundaki dikkatli yaklaşımın önemine vurgu yaparken, bazı kişilerin bu durumu “Rusçu” olarak nitelendirmesi dikkat çekiyor. ABD’nin güvenlik gerekçeleriyle kıtalar arası işgaller yapmasını anlamakta zorlanan Zelenski’nin, Rusya’nın burnunun dibinde yeni bir NATO üyeliğine izin vermeyeceğini anlamaması, sorunların daha da büyümesine neden olabilir.

Sonuç olarak, bu kaotik dönem içerisinde dahi, uluslararası ilişkilerdeki dinamiklerin giderek daha karmaşık hale geldiği bir güncel süreçten geçiyoruz. Rusya ve ABD arasındaki ilişkilere dikkat etmek, gelecekte oluşabilecek olası senaryolar hakkında düşünmeyi gerektiriyor. Global güç dengeleri değiş

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın