Sağlıklı Yiyecekler: Beklentiler ve Tatmin İlişkisi

Haber MerkeziHaber Merkezi
2 okunma
Sağlıklı Yiyecekler: Beklentiler ve Tatmin İlişkisi

Bir çikolata barı ile düşük kalorili, doğal tatlandırılmış alternatif arasında kalmış olsanız hangisini tercih edersiniz?

Çoğumuz mantıken ikincisini seçmemiz gerektiğini biliyoruz, ancak lezzetli bir ödüle karşı koymak bazen gerçekten zorlayıcı olabiliyor.

Bu durum, kilo vermek isteyenlerin diyetlerini sürdürmesini zorlaştırıyor.

Evrimsel olarak enerji yoğun ve tatlı yiyeceklere yönelme eğilimindeyiz; bu, atalarımızın bu tür yiyecekleri tüketmeye bağımlı olmasından kaynaklanıyor.

Ayrıca, çevremizde bol miktarda yüksek kalorili, ultra işlenmiş gıdayla dolu bir ortam var ve bu gıdaları tükettiğimizde, yeme alışkanlıklarımızdan kaynaklanan suçluluk duyguları artabilir.

Michigan Üniversitesi’nde psikoloji profesörü Ashley Gearhardt, “Ultra işlenmiş ürünler, metal müzik konserinde olmak gibidir. Her şeyin üzerini bastıracak şekilde tasarlanırlar. İnsanların bir meyve ya da sebzenin hafif klasik müziğine kulak vermesi gerçekten çok zor” şeklinde bir benzetme yapıyor.

Ancak yapılan araştırmalar, sağlıklı bir kiloyu korumak için sadece ne yediğimize değil, yiyeceklerle ilgili zihniyetimize de odaklanmamız gerektiğini ortaya koyuyor.

Yemekten keyif almanın sağlık açısından faydaları bulunuyor; çünkü yediğimiz şeylere dair beklentilerimiz, açlık seviyemizi de etkileyebiliyor.

Tatmin etmeyen ‘sağlıklı milkshake’ler

Yaklaşık 15 yıl önce gerçekleştirilen bir deney, yediğimiz şeyler hakkındaki inançlarımızın vücudumuzun tepkilerini nasıl etkilediğini gösterdi.

Stanford Üniversitesi’nde psikolog Alia Crum öncülüğündeki bir ekip, katılımcılara gösterişli, yüksek kalorili bir milkshake içtiklerine dair inançları olduğunda, vücutlarının hormonal tepkisinin, gerçekten tükettikleri kalori miktarından çok, ne tükettiklerine dair inançlarından etkilendiğini buldu.

Katılımcılara aynı milkshake verildi; ancak bazılarına bunun sağlıklı ve sadece 140 kalorilik olduğu, diğerlerine ise 620 kalorilik “zevk” dolu bir içecek olduğu belirtildi. Gerçekte içecek yalnızca 380 kaloriydi.

Yediklerimize dair beklentimiz, beynin açlık algılarını şekillendirir.

Katılımcılar “zevk” dolu içeceği içtiklerine inandıklarında, açlık hormonu “ghrelin” seviyelerinde belirgin bir düşüş yaşadılar; bu hormon, açlık durumunda yükselir ve tokluk durumunda azalır.

Ancak kendilerine sağlıklı bir içecek içtikleri söylendiğinde, ghrelin’deki düşüş daha az belirgin oldu.

Bu durum, yiyeceklere dair düşünce ve beklentilerin, vücudun tepkilerini değiştirdiğini gösteriyor.

Crum, “Yeterince yediğinize inanmak, vücudunuzun da sanki yeterince yemiş gibi tepki vermesini sağlıyor” diyor.

Bu durum, sağlıklı bir kiloyu korumak açısından önem taşıyor; çünkü ghrelin metabolizmamız üzerinde etkili.

Eğer doymuş hissetmezsek ve metabolizmamız yavaşlarsa, yeterince enerji yakamayız.

Kısıtlama odaklı bir zihniyet, sağlıklı bir kiloyu sürdürmek açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Crum, “Kilo vermeye çalışıyorsanız ve şeker, yağ ve kalori alımını azaltıyorsanız ama kısıtlama zihniyetindeyseniz, bu daha az kilo vermenize neden olur” şeklinde belirtiyor.

Crum, ayrıca tokluk hissine yönelik genetik yatkınlıklarımızla ilgili benzer bulgular elde etti.

Daha çabuk tok olabilen genlere sahip bireyler, bu genlere sahip olmasalar bile, kilo düzenleyici hormon GLP‑1’i daha fazla üretme eğiliminde oldular.

Etiketleme neden önemli?

Yiyeceklerin etiketlenmesi de bu konuda önemli bir etki yaratıyor.

Başka bir çalışmada, katılımcılardan biri “lezzetli”, diğeri “sağlıklı” olarak etiketlenmiş iki protein barından birini seçmeleri istendi; oysa her ikisinin besin içeriği aynıydı.

Üçüncü bir grup katılımcıdan ise yalnızca barların görünümünü değerlendirmeleri istendi.

“Sağlıklı bar” seçen katılımcılar, daha az tatmin olduklarını ve daha aç hissettiklerini

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın