Sanatta Alıntı: Yaratıcılığın Sınırları

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Sanatta Alıntı: Yaratıcılığın Sınırları

Bir sanatçı eser üretirken, kaçınılmaz olarak diğer yaratıcıların çalışmalarından etkilenir. Doğada hiçbir şey yoktan var olamaz; her yeni buluş, daha önce var olan unsurların bir birleşimidir.

Burada önemli olan, bu etkilenişin nasıl kullanıldığıdır. Sanatçı, aldığı unsurları güzel bir şekilde harmanlayıp sindirirse, ortaya “yeni” bir eser çıkar. Ancak malzeme iyi özümsenmeden, yüzeysel bir şekilde kullanılmışsa, bu durum alıntı veya çalıntı algısını doğurur.

Çalıntı, kaynak gösterilmeden başka bir sanatçının eserinden alıntı yapmaktır. Ancak alıntının kötü bir şey olup olmadığı tartışmalıdır. Bazen bir malzemenin doğrudan kullanılması gerekebilir. Burada işlemin ustalıkla yapılıp yapılmadığı ve nasıl sunulduğu önem taşır.

19. yüzyılda ve 20. yüzyılın ilk yarısında Avrupa’da yükselen ulusalcı akımlar sırasında Bartok’un Romen Dansları, Enescu’nun Romen Rapsodileri, Liszt’in Macar Rapsodileri ve Brahms’ın Macar Dansları gibi eserler ortaya çıktı. Bu eserler, klasik Batı müziği çerçevesinde, bestecilerin kendi yerel kültürlerini veya inceledikleri kültürleri uluslararası sanat platformuna taşımak amacıyla yazılmıştır. Bu tür eserler, bestecinin kendi millî kültürünü aşındırma çabası değil, onu dünya ile buluşturma isteğidir. Genellikle halk ezgileri üzerine inşa edilirler ve çoğu zaman bu ezgiler anonimdir. Örneğin, Liszt, “Macar Rapsodileri” derken, bu ezgilerin geleneksel Macar müziğinden alındığını herkes biliyordu.

Diğer bir ifadeyle, “kaynak belirtmiş mi?” sorusunun yanıtı, “Evet, ‘Macar’ demekle kaynak belirtmiştir,” şeklindedir. Çünkü o dönemde bilinen kaynak bu ezgilerdi.

Brahms’ın 21 Macar Dansı’ndan üçü onun orijinal ezgileridir. Diğerleri ise bir kemancıdan öğrenilen Macar çigan ezgileridir. Eserlerin notasında yalnızca Brahms’ın adı geçmektedir, çünkü diğer besteciler o dönemde tanınmıyordu ya da Brahms bu isimleri bilmiyordu. Besteci, eserlerine opus numarası vermemekle bu ezgilerin anonim yaratıcılarının hakkını teslim etmiştir.

Bazen, bestecisi bilinen fakat kamuya mal olmamış veya araştırmalar sonucunda sonradan keşfedilen halk ezgileri olabilir. Örneğin, Brahms’ın ünlü 5 numaralı Macar Dansı’nın ana teması Bela Kéler’e ait bir czardas ile kesişiyor. Brahms’ın bu ezgiyi öğrenirken Kéler ismini bilmediğini varsayıyoruz.

Franz Drdla da aynı temayı “Bartfai Emlek” adıyla yayınlamıştır. Muhtemelen o da bu eserin Béla Kéler’e ait olduğunu bilmeden, anonim bir eser olarak notaya almıştır.

Bizet, Carmen operasına ünlü Carmen aryasını eklerken, anonim bir İspanyol halk ezgisi kullandığını düşünüyordu. Ancak prömiyerden önce bu ezginin Sebastián Iradier’e ait olduğunu öğrenmiş ve notaya bu bilgiyi eklemiştir. Yine de günümüzde bu eser “Bizet’nin Carmeni” olarak anılmaktadır.

Ulvi Cemal Erkin’in Köçekçe’si de benzer bir ruh ve yöntemle yazılmış bir eserdir. Yerel malzemeyi uluslararası senfonik formata uyarlama çabası, Atatürk’ün teşvik ettiği bir yaklaşımdır. Erkin, bu eserde yerel topluluklardan duyduğu ezgileri notaya almış ve orkestrasyonunu yapmıştır. Eserin başlığındaki “Köçekçe” ifadesiyle, dinleyicilere bu düzenlemenin geleneksel Türk ezgilerinden derlendiği mesajını vermiştir.

Ancak, dönemin klasik müzik kültürüne aşina olmayan bazı kişiler, “Dede Efendi’den araklamış!” eleştirisi yapmaktadır. Çünkü geleneksel Türk müziği çevrelerinde uzun yıllar anonim bilinen söz konusu Karcığar Köçekçe takımının bugün Dede Efendi’ye ait olduğu düşünülmektedir. Erkin’in o dönemde bu bilgiye sahip olduğunu düşünmüyorum.

Bartok’un ünlü Romen Dansları’nın kaynak aldığı orijinal plak kaydını dinlemek ve daha sonra Bartok’un bu eserleri uluslararası konser sanatçıları için uyarladığı halini görmek oldukça öğreticidir.

Aynı şekilde, Karcığar Köçekçe takımının orijinalini ve Erkin’in versiyonunu dinlemek de bu bağlamda önemli bir deneyim sunmaktadır.

Bazı besteciler, kaynaklarını bildikleri zaman bunu belirtmekten çekinmemiştir. Liszt’in çeşitli bestecilerin eserleri üzerine yaptığı parafrazlar bunun güzel bir örneğidir.

Ortada bir veya birkaç kaynak eser bulunmakta ve bunları farklı bir formata sokan sanatçılar mevcuttur. Nihayetinde, önemli olan ustalıkla iş yapmak ve mümkünse uygun bir şekilde kaynak belirtmektir.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın