Şantaj Siyaseti: Mafya Usulü İktidar Mücadelesi

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Şantaj Siyaseti: Mafya Usulü İktidar Mücadelesi

Siyasetçilerin partileri, isimleri ya da taşıdıkları özellikler bir kenara bırakıldığında, net bir şekilde ifade etmek gerekir ki; ‘şantaj-montaj siyaseti’ asla meşru bir yöntem değildir. Bu durum, adeta mafya usulü bir iş yapma biçimini andırmaktadır.

Mafya, karşısında bulunan daha güçsüz bireyi köşeye sıkıştırarak hedeflerine ulaşmayı hedefler. Bu süreçte aile, etik, insanlık ve haysiyet gibi kavramlar göz ardı edilir. Yapacakları, insanlık onurunu zedeleyecek derecede alçakça olabilir; ancak asıl amaca ulaşmadan da durmazlar.

Günümüzde Türkiye’de siyaset mafyavari bir boyut kazanmış durumda. Baskılananların şantajla zorlandığı, aksi takdirde ifşa edilme tehdidiyle karşı karşıya kaldığı bir atmosfer hâkim gibi görünüyor.

Kimliği belli olan ya da belirsiz olan birçok kişi, birbirlerinin özel yaşamları üzerinde baskı kurma çabasına girmiş durumda. Oysa siyasetçilerin özel hayatlarının bizim için en son ilgilendiren mesele olduğunu unutmamak gerekiyor.
Deniz Baykal dönemlerindeki ‘kaset meselesi’ ile karşılaştırıldığında, bunun ne kadar benzerlik taşıdığı konusunda bile bir kanaate varamıyorum.
Ancak anlaşılan o ki, bazı karanlık yapıların müdahalesiyle işler karmaşık bir hâl almış durumda.
Kasetler, iddialar, şantajlar ve anlaşmalar masanın üzerinde yer almakta…

Türkiye’yi yakından tanıyanlar, bu mafyavari gelişmelerin arkasında derin yapıların hazırlıkları olduğunu düşünebilir.
Evet, bu bir hazırlık olarak değerlendirilebilir. Hatta belki de seçim sürecine girmiş bile olabiliriz.
CHP özelinde yaşanacak bazı gelişmelerin ardından aniden seçim kararı alınabilir.
CHP’nin bölünmesi ya da güç kaybetmesi gündeme gelebilir.
Bu mafyavari hareketliliğin ardından nelerin olabileceği konusunda sağlam bazı siyasi senaryolar geliştirebiliriz.

Ancak, gözle görülen ama elle tutulamayan, ispatı zor olan durumlar hakkında yorum yapmak gazetecilik mesleğinin sınırlarını aşabiliyor; bu da bazen benim için zorluk yaratıyor.

Her ne olursa olsun, insanların onurlarının hedef alınmasına göz yummamak gerektiğine inanıyorum.
Mafya usulü yöntemlerle hiçbir siyasetçinin ‘yenilmesine’ ya da ‘diz çöktürülmesine’ sessiz kalmamak gerekiyor.
Bu tür yöntemlerin, kim olursa olsun, meşru olmadığını ve ülkeye bir yarar sağlamayacağını açık bir dille ifade etmekte fayda var.

Bunun yanı sıra, aleni bir şekilde ortaya çıkan ‘kaset dayatmalarına’ prim vermemek gerektiği düşüncesindeyim.
Eğer bir kişi, boğazı sıkılarak bir şeyleri kabul etmediği için özel hayatından vuruluyorsa, o kişinin yanında durmak, bu ‘kaset siyaseti’nin etkili bir yöntem olarak anılmasını engellemek için önemli bir adım olacaktır.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın