Saray’ın Planı: Kılıçdaroğlu ve CHP’ye Darbe!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Saray’ın Planı: Kılıçdaroğlu ve CHP’ye Darbe!

Gözlerimizin önünde, dikkatli bir şekilde izlediğimiz bir siyasi mühendislik oyunu sergilendi. CHP, birinci parti konumuna gelirken, bu başarıyı yargı ve kolluk güçleri kullanılarak bir günde alt üst edildi. İşin sonunda, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu yeniden koltuğuna döndü.

Şu an herkes Kılıçdaroğlu’nun tutumunu, partinin geldiği durumu tartışıyor. Ancak dikkatli olmalıyız; asıl sorunu gözden kaçırmamalıyız. Bu oyunun gerçek yöneticisi, perde arkasında kalmayı tercih etse de Recep Tayyip Erdoğan’dır. Kılıçdaroğlu, bu oyunun bir figüranı haline gelmiştir.

Rakibini kendisi seçiyor

Hatırlarsanız, Mayıs 2023 seçimlerinde Erdoğan, Kılıçdaroğlu’na “Adaylığını açıklasana” diyerek, onun karşısında olmasını istemişti. Bu durum, Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’nu rakip olarak görmek istediğini gösteriyordu.

Açıkça söylemek gerekirse, Erdoğan; dinamik, toplumu bir araya getirmiş ve iktidara yürüyen bir CHP istemiyor. Amacı, ana muhalefeti içten çökertme stratejisiyle bunu gerçekleştirmek.

Tam bu noktada, yargı ve kolluk güçlerinin devreye girmesiyle Kılıçdaroğlu’na adeta bir kırmızı halı serildi. Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun koltuk hırsını ve partiyi marjinalleştiren siyaset tarzını çok iyi biliyor. Kılıçdaroğlu’nun dönüşüne sağlanan destek, Erdoğan’ın kendi iktidarını güvence altına alma hamlesiydi. Erdoğan, 2023’te alt ettiği ve toplumda karşılığı kalmamış bir figürü yeniden karşısına çıkararak, kendi ömrünü uzatıyor.

Bu yaşananların ardındaki aklı, Saray’ın “muhalefeti dizayn etme” stratejisini görmemek için dikkatli olmak gerekiyor. Erdoğan, bu sürecin merkezinde yer alıyor ve plan sorunsuz bir şekilde ilerliyor.

Saray’ın can simidi

Diğer yandan, yargı desteğiyle tekrar koltuğa oturan Kemal Kılıçdaroğlu, ne yapıyor? Kendisine öfkeli, sandığa küsen ve umudunu kaybeden seçmenin gönlünü mü alıyor?

Elbette hayır. Sanki partiyi birinci yapan kendisiymiş gibi, kibirle “Görevden alırım, disipline sevk ederim” diye tehditler savuruyor. Onu bu denli kibirli yapan ise arkasındaki iktidar gücü.

Kılıçdaroğlu, kendi tabanını kırıp dökerken, partiyi iç kavgaya sürükleyerek aslında Saray’ın ekmeğine yağ sürmekte. Kendi iç cephesiyle savaşan bir figürün bu ülkeye verebileceği hiçbir şey yok. Bu tavırla başarı gelmeyeceğini de biliyor. Kılıçdaroğlu, bilerek ya da bilmeyerek Erdoğan’ın en büyük can simidi haline geldi.

Özgür Özel’e vurulan darbe

Bu operasyonun esas kurbanı, Özgür Özel’in temsil ettiği “değişim ve birincilik” iddiası oldu. Amaç da buydu: Statükoyu sarsan, toplumda karşılık bulan CHP imajı, yargı eliyle kesintiye uğratıldı. Özel’in yakaladığı ivme, Erdoğan’ın korktuğu şeydi ve Saray, bu korkuyu Kılıçdaroğlu’nu öne sürerek bastırdı.

Ancak, muhalif seçmen artık saf değil. İçerideki kliklerin ve koltuk kavgalarının ardındaki büyük resmi net bir şekilde görüyorlar.

Açıkça söylemek gerekirse, CHP’yi ikiye bölen ve umutları tırpanlayan bu operasyonun senaristi ve yönetmeni Recep Tayyip Erdoğan’dır. Eğer bu gerçeği göz ardı edip sadece Kılıçdaroğlu’nun disiplin tehditlerine ve iç kavgalarına odaklanırsak, Erdoğan’ın kurduğu bu oyunun bir parçası haline geliriz. Figüranların hırslarını tartışmayı bırakıp, direksiyondaki asıl güce odaklanmalıyız.

Bugün Ankara’da, aynı saatte ama ayrı yerlerde iki önemli miting gerçekleşecek. Kılıçdaroğlu, iktidarın “örtülü” desteği ile CHP Genel Merkezinde kalabalıklar toplayacakken, Özgür Özel ise “bayramlaşma” adıyla Güven Park’ta vatandaşlarla bir araya gelecek. Bu tür adımlarla “Asıl CHP biziz” çabası devam edecek.

Toplum gerçeği görüyor

Aslında yukarıdaki güçler ne kadar körse, halk o kadar net bir şekilde her şeyi görüyor. Siyaset sahnesindeki koltuk kavgaları, iktidarın ekmeğine yağ süren bu vizyonsuzluk artık kimseyi kandıramıyor. İnsanlar, muhalefetin dağınık hali yüzünden mevcut düzene mahkûm olmadıklarının, gerçek değişimin sadece isimlerle değil zihniyetle geleceğini farkındalar. Halkın sessiz ama kararlı bilinci, statükodan beslenen tüm güçlerin önündeki en büyük engeldir. Toplum, dayatmalara karşı durarak kendi kaderini eline alacak olgunluğa erişti. O kritik an geldiğinde, sandık önüne konduğunda en doğru kararı verecektir. Yeter ki o sandık bir an önce açılsın.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın