Şarkılarla Geçmişe Yolculuk: Nostaljik Viral Etki

Haber MerkeziHaber Merkezi
2 okunma
Şarkılarla Geçmişe Yolculuk: Nostaljik Viral Etki

 

“Seni bana katsam/Biraz karıştırsam/ İkimizden bir çift yaratırsam”

Fikret Şeneş, 1977

Son dönemde Türkiye, Orhan Pamuk’un “Masumiyet Müzesi” adlı eserinin Netflix dizisi haline gelmesiyle bu yapımı konuşmaya başladı. Ancak dizinin en dikkat çekici yönü, romanın kalitesinden çok, Fransız sanatçı Joe Dassin’in (1938-1980) 1976 yılında yayımlanan “Toi” adlı parçasının, Neco tarafından 1977’de “Seni Bana Katsam” adıyla seslendirilip, bu kadar yıl sonra yeniden “viral” hale gelmesidir. Bugünlerde sosyal medya platformlarında birçok genç kadın, bu şarkıyı seslendirerek dikkatleri üzerine çekiyor. “Bir grup kadının bu parçayı söylemesinin nesi var?” şeklinde bir soru gündeme gelebilir. Ayrıca, bu şarkının söz yazarı Fikret Şeneş’i anmak da önemlidir; onun sözleri olmadan bu eser var olamazdı.

Neco’nun 1977’deki bu parçası büyük bir ilgi görmüştü ve o dönem düğünlerde sıkça çalınıyordu. Ancak ben o yıllarda Paris’te yaşadığım için bu detayları tam olarak hatırlamıyorum. Yine de Joe Dassin’in Fransa’daki popülaritesini takip ediyordum. Hatta Paris’teki ünlü Olympia’da, beyaz bir gömlek, bol paçalı beyaz pantolon ve beyaz ayakkabılarla sahne alan Joe Dassin’in konserine gitmiştim. O gün, Jane Manson ile birlikte “Oh Champs-Elysée!” parçasını da seslendirmişlerdi. Ayrıca, Paris’te bir gün Neco’yu başka bir Türk asıllı kişiyle tavla oynarken gördüğümü de hatırlıyorum. O yıllarda Paris’te bulunanlar, Türkiye’ye döndüklerinde elbette o dönemin “aranjman furyası” içinde çeşitli etkilere maruz kalıyorlardı.

Fikret Şenes

Orhan Pamuk, bu dönemi anlatırken kendi gençliğini ve benzer bir nesilden gelmemiz dolayısıyla bizim gençliğimizi de gözler önüne sermektedir. “Masumiyet Müzesi”, bir müze olmanın yanı sıra, aşk romanı olarak da bir ruh halini ifade etmektedir. 1970’lerin ikinci yarısındaki romantik ruhun aşk ve devrimle ilgili hayal gücünü yansıttığı söylenebilir. Bu yapı, günümüz insanlarına, özellikle gençlere geçmişten bir kesit sunmakta ve o günleri yaşayanlara nostaljik bir hatırlatma yapmaktadır.

Yazar, günümüz Z kuşağının belki de anlayamadığı bir aşk durumunu “bireysel erkek romantizmi” içinde anlatıyor. Bu romantizm, ulaşılamayan ya da ulaşıldıktan sonra takıntı haline gelen bir aşkın peşinden koşmanın heyecanını içermektedir. Bu açıdan, söz konusu aşk yalnızca İstanbul burjuvazisini değil, diğer şehirlerdeki insanların da hislerini, Türk ve yabancı filmlerle harmanlayarak aktarmaktadır.

Roman, aşkın bir arkeolojisini sunarak bugünden geçmişe bir yolculuk yaptırıyor. Nesiller arası farklılıklara rağmen, şarkının her türlü değişime rağmen bugün “viral” hale gelmesi dikkat çekici bir durum. Aşk ve devrim duygularının romantizmi geride kalmışken, bu şarkının hâlâ bu duyguyu günümüze taşıyabilmesi ilginç bir muamma. Tekno-logos içinde yaşadığımız bu dönemde, bu duyguların nasıl bu kadar güçlü kalabildiği merak uyandırıyor.

Bu sorular, belki de bugünü ve gençliği anlamak açısından yeniden düşünmeyi teşvik edecek.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın