
Erdal Sağlam
Savaşın etkisiyle enflasyon beklentilerinde kayda değer bir bozulma yaşanırken, “enflasyonla mücadelenin niteliği” üzerine tartışmalar gündeme geldi. Önümüzdeki hafta alınacak faiz kararı ve mayıs ayında revize edilecek enflasyon hedefleri, bu konudaki gelişmeleri şekillendirecek.
28 Şubat’ta başlayan İran savaşı sona erdi, ancak kalıcı bir barışın sağlanması hâlâ belirsizliğini koruyor. Hürmüz Boğazı’nın açılmasıyla birlikte petrol fiyatları 90 dolara kadar geriledi, ancak olası bir yeniden kapanma tehdidi gündemde. Mevcut sakin atmosfer, tüm küresel aktörler tarafından olumlu karşılanıyor olsa da, bu durumun devam edeceği kesinlik kazanmış değil.
Savaşın uzamasının tüm taraflara büyük zarar verdiği anlaşılınca, yeni bir çatışma olsa bile bu savaşın uzun sürmeyeceği öngörülüyor. Dünyada yaratılan bu olumlu hava, ülkeleri “hasar tespiti” yapmaya ve ekonomilerde oluşan tahribatı nasıl düzeltecekleri üzerine tartışmalara yönlendirdi.
Türkiye’de de ekonomi yöneticileri, siyasetçiler ve piyasa aktörleri, savaşın yol açtığı tahribata karşı nasıl bir politika değişikliği olacağını sorgulamaya başladılar. Ekonomi yönetimi, finansal istikrara öncelik verilse de enflasyonla mücadelede geri adım atmayacaklarını vurguladılar. İktidar partisi içindeki bazı kesimlerin, ekonomi politikalarının değişmesi yönündeki talepleri giderek artış gösteriyor.
Tartışmaların, “Bakan Mehmet Şimşek’in değiştirilmesi” gibi konulara kadar uzandığı da dikkat çekiyor. AK Parti içindeki bir grup, enflasyonun mevcut seviyelerde tutulup, büyümenin yeniden canlandırılmasını savunuyor. Bu gelişmelerin ardında, 2027’de yapılması beklenen erken seçimlerde oylarını artırma çabası olduğu söylenebilir.
Bankacılar program değişikliği talep edince…
AKP içindeki tartışmalara, geçen hafta bir büyük bankanın genel müdürü de katıldı. Bir ekonomi toplantısında yaptığı açıklamada, “Merkez Bankası’nın sert önlemler alması durumunda bile enflasyonun yüzde 27 olacağını” ifade etti. Eğer gevşeme olursa enflasyonun yüzde 32’ye yükselebileceğini belirtti. Bu bağlamda, enflasyonla mücadeleye ihtiyaç duyulsa da, savaş sonrası şartlar gereği “reel sektörü gözeten genişlemeci politikalar” talep etti. Genel müdür, mevcut programın sonlandırılıp yenisinin oluşturulması gerektiğini savunsa da, ertesi gün açıklamasının yanlış anlaşıldığını belirterek enflasyonla mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Ancak bu, önemli bir tartışma ortamı yarattı.
AKP içindeki eski ekonomi ekibine yakın az sayıda iktisatçı, bu açıklamalar üzerine programın değiştirilmesi taleplerini dile getirmeye başladılar. Böylelikle, bankacılar ve iktidara yakın iktisatçılar da AKP içindeki siyasi tartışmaya dahil olmuş oldu. Ancak genel müdürün yaptığı düzeltme, bu açıklamaların ekonomi yönetiminden olumsuz bir tepki aldığı izlenimini veriyor.
Seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte bu tartışmaların daha da büyümesi kaçınılmaz görünüyor. Mevcut program, savaş öncesinde de başarılı olamamıştı; savaşın etkisiyle bu tartışmalar daha da alevlendi. Tartışmaların Şimşek’in bakanlıktan alınmasına kadar gitmeyeceği öngörülse de, Şimşek’e yönelik gevşek politikalara geçiş konusunda siyasi baskıların artma olasılığı yüksek.
Ekonomi, yargı kararları ve seçim planlaması
Savaşın sona ereceği henüz kesinleşmiş değil, ancak ekonomi yönetiminin tavır değişikliği yapıp yapmayacağını, önümüzdeki bir-iki ay içinde gerçekleşecek bazı gelişmeler belirleyecek. Bu gelişmelerden ilki, önümüzdeki hafta Merkez Bankası’nın gerçekleştireceği faiz toplantısı olacak. Piyasalarda, Merkez’in yüzde 37 olan politika faizini değiştirmeyeceği öngörülüyor. Eğer faiz artışı gerçekleşirse, bu durumun enflasyonla mücadelede daha sıkı bir duruş sergileneceği yönünde bir mesaj vereceği aşikâr.
Mayıs ayındaki Enflasyon Raporu açıklaması ise en kritik gelişmelerden biri olacak. Merkez Bankası’nın, piyasalarda yüzde 28’e kadar yükselen enflasyon beklentisi nedeniyle enflasyon hedeflerini revize etmesi kaçınılmaz hale geldi. 2026 yıl sonu için belirlenen 16-21 aralığının, 19-24’e çıkarılması gerektiği ifade ediliyor. Bu tür bir hedef değişikliği, “savaş etkisi” gerekçesiyle makul bir revizyon olarak değerlendirilecek. Ancak hedeflerin daha yukarı çekilmesi durumunda, enflasyonla mücadelede daha fazla taviz verilerek piyasaların gevşetilmesi ve büyümeye öncelik verilmesi durumu ortaya çıkabilir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim için planlayacağı stratejiler, ekonomideki olası politika değişikliklerinde belirleyici bir rol üstlenecektir. Ayrıca, güçlü bir seçim ekonomisi uygulansa bile bunun AKP’nin yeterli oy alarak çoğunluğu sağlamaya yetmeyeceği yönündeki görüşler siyasi kulislerde gündeme gelmeye başladı. Bu çerçevede, CHP’li belediyeler üzerindeki artan yargı baskısının, mutlak butlan ve Mansur Yavaş davalarının, yani “seçime rakipsiz girme niyetinin” konuşulmasına neden olduğu söyleniyor.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



