
Türkiye’nin terörsüz bir geleceğe doğru atılımları arasında, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) olarak bilinen yapının geleceği öne çıkıyor. ABD tarafından desteklenen bu yapı, terör örgütü PKK-YPG’nin Suriye’deki kolu olarak tanımlanıyor ve Türkiye için önemli bir “milli güvenlik” tehdidi oluşturuyor. Ankara, sınırlarının hemen yanı başında yer alan bu silahlı oluşumun varlığını kabul etmeyeceğini, gerektiğinde askeri müdahalede bulunma hakkını saklı tuttuğunu muhataplarına açıkça ifade ediyor. SDG’ye yönelik bir askeri harekât, Türkiye’yi ABD ile karşı karşıya getirebilir ve bu durum SDG’yi daha da güçlendirebilir. Bu nedenle Türkiye, Suriye yönetimi ile SDG arasında imzalanan 10 Mart 2025 tarihli mutabakatın uygulanmasını öncelikli olarak talep ediyor. Bu mutabakat, SDG’nin silahlı unsurlarının Suriye Milli Savunma Bakanlığı’na entegre edilmesini ve gümrük alanları ile sınır kapılarının merkezi hükümete devredilmesini öngörüyor. Ancak tanınan süre ay sonunda sona erecek!
SDG, “10 yıllık kazanım” olarak değerlendirdiği askeri gücünü kaybetmek istemiyor. Bu durum, Şam yönetimine güven duymadıklarını ve yerel çatışmalar nedeniyle endişe duyduklarını ileri sürerek zaman kazanmaya çalıştıklarını gösteriyor.
Ancak SDG konusunda Türkiye’nin muhatabı yalnızca ABD. Washington’un, SDG üzerinde baskı kurduğu ve Şam ile SDG arasında uzlaşma sağlanmasının mümkün olduğu yönünde güçlü sinyaller mevcut. Bu nedenle entegrasyon süreci için belirlenen “Aralık sonu” tarihi değişkenlik gösterebilir.
Son bilgiler, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) devrede olduğunu ve artık üniter yapıyı destekleme yönünde adımlar attığını gösteriyor. Ancak, Türkiye açısından kritik bir nokta var. PKK ve benzeri grupların, Kandil’den çıkıp Rojava’da yeniden yapılanmalarına kesinlikle müsaade edilmemesi gerektiği vurgulanıyor. SDG’nin, “Merkezi orduya katılayım ama komuta bende olsun” yaklaşımı, son 9 ayda yalnızca krizlere yol açtı.
SDG’nin çıkış stratejisi ise Türkiye’nin dikkatle izlediği bir konu. Müzakerelerin tamamlanmakta olduğu öneri, SDG’nin silahlı unsurlarının yüzde 75’inin Suriye ordusuna, yüzde 25’inin ise Suriye polis gücüne entegre edilmesi yönünde şekilleniyor.
Ayrıca, Türkiye’nin milli güvenlik perspektifini güçlendirecek ve Suriye’nin kuzeydoğusundaki nüfusun kaygılarını giderecek bir inisiyatif geliştirmesi de mümkündür. Geçtiğimiz hafta İstanbul’da DEM Parti’nin düzenlediği toplantıya, SDG şemsiyesi altındaki İlham Ahmed’in gönderdiği mesajla Türkiye ile diyalog kurulması gerektiği belirtiliyor. “Türkiye’ye tehdit değiliz. Bizimle diyalog kurulsun. Türkiye, sahada yanımızda dursun!” ifadesi dikkat çekiyor.
Yazımıza, terörsüz Türkiye amacıyla başladık ve bu konuyla bağlantılı iki önemli noktayı paylaşalım.
1- Silahlı unsurlarını Türkiye dışına çıkaran, Zap ve Metina bölgelerini boşaltan PKK’lıların, Kuzey Irak’taki tüm vadilerden silahlarını teslim etme süreci netleşiyor.
2- Meclis Komisyonu’nun önümüzdeki birkaç hafta içinde raporunu tamamlaması bekleniyor. Bu raporda, en önemli başlıkların Eve Dönüş Yasası ve İnfaz Düzenlemesi olacağı, cezaevlerindeki 4 bin 200 PKK-KCK’lısının durumunun da ele alınacağı ifade ediliyor.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



