
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde yıkılan Selim Köse Apartmanı davasında bilirkişi raporları, yapısal kusurları net bir şekilde ortaya koydu. Yıkımda deprem ivmesinin belirleyici olmadığı vurgulanırken, müşteki avukatları “olası kast” talebini yineledi. Mahkeme, tutuklama taleplerini reddederek duruşmayı 14 Ekim’e erteledi.
Hatay’ın Antakya ilçesi Odabaşı Mahallesi’ndeki Selim Köse Apartmanı’nın yıkılması sonucunda 43 kişi yaşamını yitirmiş, 5 kişi yaralanmıştı. Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı, müteahhit Hasan Köse ile yapı denetim firma yetkilisi, şantiye şefi ve kontrol elemanları hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçlamasıyla dava açmıştı.
Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirilen duruşmaya, sanıkların vareste tutulması nedeniyle katılmamaları dikkat çekerken, depremde yakınlarını kaybeden aileler ve taraf avukatları salonda yer aldı. Dava dosyasında iki ayrı bilirkişi raporu alınmış ve her iki raporda da müteahhit ve diğer sorumluların asli kusurlu olduğu belirtilmiştir.
“Bu binanın yıkılması bir dakika bile sürmedi”
Müştekilerden Ali Şahin, olay anını anlatarak, “Bu binada ilk oturanlardan biriyim. 10 yaşındaki çocuğumu kaybettim. Kendim enkazdan çıktım. Bina 15 saniyede yıkıldı. Yıkımın sorumluları belli. 1978 yılında yapılmış ve hala binanın kredisini ödeyenler var. Bilirkişi raporu açık. Mahkeme artık bir karar vermeli” ifadelerini kullandı.
“Bu binayı sağlam diye aldım, hala kredisini ödüyorum”
Başka bir müşteki, “Kredi ile aldım ve iki oğlumu, eşimi kaybettim. Bina 15 saniyede yıkıldı. Ağır tedavi gördüm. Bu binayı alırken sağlam diye aldım ve hâlâ kredisini ödüyorum. Sorumlular cezasını çekmeli. 46 kişinin öldüğü bu binada bir tutuklu bile yok” şeklinde konuştu.
Müşteki Necla Suadi, “Depremde kızımı ve iki torunumu kaybettim. Sorumlular hayatlarına devam ediyor. Cezalarını çekmelerini istiyorum” dedi.
“Bilirkişi raporu neden ‘olası kast’ olması gerektiğini açıklıyor”
Müşteki avukatlarından Gülsüm Özlüdoğru, bilirkişi raporuna ilişkin şu açıklamalarda bulundu: “Bilirkişi raporunda kusurlar net bir şekilde belirtilmiştir. Bu katillerin olası kastla yargılanması için gerekçeler açık. Depremin ivmesi tartışması bu rapor ile netleşmiştir. Bu bina ivme yüksek olmasa da yıkılacaktı. Rapor bunu ortaya koyuyor. Sorumluluğu olan herkes olası kastla cezalandırılmalıdır.”
“Sanıkların üç yıldır en temel savunması ivme çökmüştür”
Avukat Seda Mutaf ise sanıkların savunmalarını eleştirerek, “Sanıklar ivme savunmasına sığındı ama bu raporda bu savunma çürütülmüştür. Bizim amacımız intikam almak değil, maddi gerçeğin araştırılmasıdır. 47 kişi uyurken yaşamını yitirdi. Bu bina temelden çökmedi, kırılarak yana düştü. Bilirkişi raporu zeminde bir sorun olmadığını gösteriyor. Tüm sorumluların olası kasta cezalandırılmasını talep ediyoruz” dedi.
Sanık avukatları ise müvekkillerinin asli kusurlu sayıldığı bilirkişi raporunda çelişkiler olduğunu belirterek, itirazda bulundu ve yeni bilirkişi raporu talep etti.
Mahkeme heyeti, müştekilerin tutukluluk taleplerini reddetti, sanıkların yeni bilirkişi raporu taleplerinin bir sonraki celsede değerlendirilmesine karar verdi. Ayrıca, kamu görevlilerinin akıbetinin sorulması için Deprem Suçları Bürosu’na müzekkere yazılmasına da hükmedildi. Bir sonraki duruşma 14 Ekim tarihine ertelendi. (ANKA)
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



