
Tiyatro eğitimi sonrası kariyerine sahne arkasında başlayan Serin Öztoprak, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Aşık Shakespeare, Afife ve Palamut Zamanı gibi önemli projelerde usta yönetmenlere yardımcı yönetmenlik yapmıştır. Şimdi ise, dört yazarın ortak kaleminden çıkan Uyku Ölüm Dondurma Ülke adlı oyunuyla hem yazar hem de yönetmen olarak sahneye çıkıyor.
Öztoprak, otobiyografik unsurlar barındıran bu büyüme hikayesini, oyundaki yurt ortamının ülke atmosferiyle kurduğu bağı, projenin kolektif üretim sürecini ve günümüz ekonomik koşullarında bağımsız tiyatro yapmanın zorluklarını iahaber’e anlattı.
Antre’nin yeni bölümünü dinlemek için tıklayın
– İlk olarak biraz kendinden bahseder misin, Serin Öztoprak kimdir?
Oyunda da sıkça sorduğumuz bir soru: Biz kimiz, ben kimim?
Ben liseden beri tiyatro ile iç içeyim. Güzel Sanatlar Lisesi’nde başladım. Sahnenin önünde, arkasında ve her köşesinde zaman geçirdim. Sonrasında Kadir Has Üniversitesi’nde oyunculuk eğitimi aldım. Ancak metin elime geçtiğinde “Bunu nasıl oynarım?”dan ziyade “Bu metni nasıl sahneye koyarım?” diye düşünmeye başladım. Belgesele olan ilgim arttı ve otobiyografik unsurlara merak sardım. Kendi denemelerim de oldu. Bu oyunu yapma isteğimin temelleri o dönemde atılmış olmalı. Bize ait olanlarla ilgilenmek her zaman daha cazip geldi. Mezun olur olmaz sahne arkasında çalışmaya devam ettim ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Aşık Shakespeare, Afife gibi yapımlarda yardımcı yönetmenlik yaptım.
İlk yönettiğim iş bir çocuk oyunu oldu: Önüm Arkam Duygularım Sobe. Bu projede çocuklara duygu farkındalığı yaratmaya yönelik bir çalışma yaptık. Masalsı bir dünya kurmanın keyfini yaşadım. İkinci projem ise bir yetişkin oyunu: Uyku Ölüm Dondurma Ülke. Bu oyun, büyüme hikayesini ele alıyor ve çok küçük yaşlarda başlıyor.
– Saydığın oyunların yönetmeni Serdar Biliş. Büyük prodüksiyonlarla tanınan ve yönetmenlik yetenekleriyle dikkat çeken biri. Onunla çalışmak nasıldı?
Onunla çalışmak gerçekten büyüleyici. Her zaman onu bir sihirbaz olarak tanımlarım; odaya girer ve bir hiçliğin içinden harika bir tablo yaratır gibi gelir bana.
– Bu sezon Çağan Irmak’ın yazıp yönettiği Palamut Zamanı oyununda da yardımcı yönetmenlik yapıyorsun. Daha önce tiyatro deneyimi olmayan bir sinema yönetmeniyle çalışmak nasıldı?
Kendime sık sık “İyi ki” diyorum; böyle bir tanışıklığın hayatımda yer bulmasından dolayı mutluyum.
Çağan Hoca, sanki sahne ritmini içselleştirmiş biri gibi geldi bana. Onun dinamizmi ve malzemeye şekil verme hızı, benim için öğretici oldu. Bu eşlik durumu benim gelişimime katkı sağladı.
Son derece kıymetli bir süreç geçirdik. Tiyatroya farklı bir bakış açısıyla yaklaşmamı sağladı. Sadece Çağan Irmak’ın kaleminden çıkan bir metni sahneye taşımak ve onun şekillenmesine tanıklık etmek… Bu benim için gerçekten özel bir deneyimdi.
Merve Asya Özgür ve Bilge Çınar
– Yeni oyununuz Uyku Ölüm Dondurma Ülke ile sahnelerdesiniz, bu oyun ne anlatıyor?
Temelinde bir büyüme hikayesi yer alıyor. Hepimiz büyümenin zorlu yollarından geçtik. Merve ve Bilge, bu yolları aşama aşama anlatıyor. Çocukken büyümek ve özgür olmak isteriz; bunun heyecanını yaşarız. Ancak hikayemizde, çocuklukla vedalaşmanın zorluğuna da yer veriliyor.
Bu hikaye, yaratım ekibi ve oyuncuların kendi deneyimlerinden yola çıkarak oluşturulmuş bir bütün. Oyunda yurt teması var. Bilge ve Merve’nin yolları, aileleri tarafından gönderildikleri bir yurtta kesişiyor. Merve’nin gerçekten gittiği bir yurtta bu durumu kurguladık. Bu sayede birlikte büyüyen, yurdun ve yaşamın zorlukları arasında nefes almaya çalışan iki kızın arkadaşlık hikayesi ortaya çıktı.
Ayrıca Merve ve Bilge, hayatlarında onlara eşlik eden başka karakterlerin bakış açılarını da yansıtıyor. Yurttaki öğretmenler, anneler ve babalar gibi çeşitli karakterleri canlandırıyorlar.
Merve Asya Özgür ve Bilge Çınar
– Dört kişinin yazdığı ve bazılarının oyuncu olduğu bir metni yönetmek nasıl bir deneyim? Provada son sözü yönetmen mi söyledi yoksa kolektif mi ilerlediniz?
Yakınlarımdan sıkça “Dört kişi bir oyun yazamazsınız” gibi sözler duydum. Ancak bu, niyetle alakalı. Başından beri bize ait olanı anlatmak konusunda ısrarcıydım. Bu noktada en önemli unsur, hangi insanlarla bu yolculuğa çıktığınızdır. Bu konuda oldukça şanslıydık.
Sıfırdan bir şey yaratmanın zorluğu yadsınamaz. Büyüme hikayesindeki gibi, yaratıcı süreçte de sıkıntılar yaşadık ama birbirimize olan güvenimizi kaybetmedik. Süreç boyunca çok kolektif bir çalışma yürüttük. Provalar sırasında birçok doğaçlama ve egzersiz yaptık. Farklı hikayelerin akışına izin verdik ve her şeyi kayıt altına aldık. Böylece bir metin ortaya çıktı.
Prova odasında bir karar vericinin olması gerektiğine inanıyorum; nihayetinde yönetmenin görevi de budur. Ancak süreci her zaman konuşarak, dinleyerek ve ikna ederek yürüttük. Bu güvenli ve yapıcı ortamda çalışabildiğimiz için minnettarım.
Merve Asya Özgür
– Oyundaki yurt ortamının aslında ülkenin bir yansıması olduğunu hissediyoruz. Hem ülkenin boğucu havasını seyirciye hissettirip hem de sahnede ders veren, slogan atan bir oyuna dönüşmekten nasıl kaçtınız? O ince ayarı nasıl tutturdunuz?
Bu hikayenin içimizden çıkmasıyla ilgili olabilir. Başkalarına ok atmak istemedik; kendi sancılarımızla ilgilendik. Bu nedenle o naifliği yakalayabildik. Kalbimizin sesini dinledik diyebilirim.
– Günümüzde sahneler dev dekorlar ve görsel şovlarla doluyken, siz sahneyi neredeyse bomboş bırakıp tüm dikkati iki oyuncunun enerjisine veriyorsunuz. Yönetmen olarak sah
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



