Şeytan Marka Giyer 2: Moda Dünyasında Değişim

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Şeytan Marka Giyer 2: Moda Dünyasında Değişim

Yirmi yıl sonra…

Sivri burunlu, ince topuklu ayakkabılarıyla arabadan inen Miranda Priestly, kalabalık ve flaşlar arasında kırmızı halıda yürümeye başlıyor. Başarının zirvesinde olan Miranda, aynı zamanda felaketin eşiğinde. Runway dergisi, yurt dışında kabul edilemez çalışma koşullarına sahip bir firmayı desteklemekle suçlanıyor ve başı büyük bir belaya girmiş durumda.

Bu krizi aşmak için içerik yöneticisi Andy’yi göreve çağırmak zorunda kalan Miranda, sosyal medyanın etkisiyle yeni bir ortaklık kuruyor. Ancak değişim sadece yazılı basınla sınırlı değil; bu yirmi yıl içerisinde dünya da ciddi bir dönüşüm geçirmiş. Dijital çağ, yapay zekâ, otoriter yönetimler, değişen iletişim dinamikleri, çöken sistemler ve artık komut almayan moda anlayışı ile karşı karşıyayız. İşte 2026’ya hoş geldiniz.

‘Şeytan Marka Giyer’in 2006’dan günümüze taşınması, nostalji ya da sadece eskiyi tekrar canlandırma meselesinden ibaret değil. Senarist Mc Kenna, göz alıcı ihtişamın altında kimin güce sahip olduğunu, bunun bedelini ve hangi güçlerin bizim adımıza karar verdiğini anlatmak istemiş.

Miranda’nın (Meryl Streep) asistanına, o sıradan mavi kazak hakkında yaptığı monolog, aslında moda ile ilgili bir şaka değil, görünmeyen güçler hakkında bir dersti. 2006’da provokatif bir yorum gibi görünen bu monolog, bugün algoritmaların etkisini açıklayan bir metin haline geldi.

Miranda Priestly karakteri

‘Şeytan Marka Giyer 2‘, dergi dünyasının çöküşü ile birlikte şekilleniyor. Anahtar kelime miras: Kültürel etkisini kaybeden bir şey nasıl ayakta kalabilir?

Filmin ilham kaynağı olan derginin efsane yönetmeni, eski asistanı (Emily Blunt) tarafından rakip haline gelmiş durumda. Bu yeni güç dinamiğinde, ilk kez kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor.

Donatella Versace ve Lady Gaga’nın küçük roller üstlendiği ‘Şeytan Marka Giyer 2’de, 2000’lerin lüks ve şatafat anlayışı geride bırakılmış. İlk filmde Andy (Anne Hathaway) Chanel, Miranda ise Donna Karan gibi markalar giyerken, bu filmde gösterişin yerini dayanıklılık ve kalıcılık alıyor.

1 Mayıs’ta vizyona girecek filmin ilk versiyonunu çok beğenmiştim, ikincisinin de ilgi çekici olacağını düşünüyorum. Aynı zamanda mesleki bir merak içindeyim, çünkü basının çöküşünün ilk adımlarını derin bir üzüntüyle yaşadım.

90’lı yıllarda gazetecilerin iş adamlarına özenmeye başlaması, özel sektörün pahalı hediyelerle göz boyaması ve gazetelerin eski gücünü kaybetmesi gibi durumlar, basın dünyasının dönüşümüne tanıklık etti. Bugün yaşanan dramın ayak sesleri işte bu şekilde başlamıştı.

Meryl Streep, ‘Şeytan Marka Giyer’ ile birkaç filmle özdeşleşen bir oyuncu değil. Uzun bir evlilik, dört çocuk ve torunlardan sonra boşanan Streep, şimdilerde komedyen sevgilisiyle sokaklarda öpüşüyor.

Ağır rollerin kadını olan Streep için bu rol, oldukça magazinsel bir karakter olmasına rağmen, onu derinleştirip ilginç kılmayı başarıyor.

Devam filminin çekilmesi kararı üzerine Meryl Streep, “İlk film büyük bir başarı yakaladığı için insanlar hemen bir yenisini beklediler. Ama onun üzerine nasıl çıkılabilirdi ki? İki yıl önce Aline Brosh McKenna’nın aklına bir fikir geldi ve devam filminin çekilebileceğine inandık,” diyor.

“Dergi dünyasında ve gazetecilikte birçok şey değişti. Sektör o kadar küçüldü ki herkes nasıl ayakta kalacağını anlamaya çalışıyor. İşte bu gerilim ve olay örgüsü, insanların bu çalkantılı dönemde gemiyi batırmamak için yapmak zorunda kaldıkları her şeyle ilgili.”

“İlk film neden kültürel bir fenomen haline geldi? Bunun üzerine hiç düşünmedim. Belki de 20 yıl önce kadın patronlar kavramı yeni yeni ortaya çıkıyordu. Şimdi bu kavramlar aşındı ama kadınların liderlik etme yollarını izlemeliyiz. Dünyada çok şey rahatsız edici, bu yüzden güzel ve aydınlık şeyleri hatırlamak iyi geliyor.”

Miranda’nın karakteri, dünyanın zirvesinde olduğu bir an ile başlıyor. Ancak ayaklarının altında bir deprem var; marka tehdit altında. Film, sürdürülebilir bir şirket yönetmekle ilgili.

“Miranda değişmiş mi?” sorusuna ise Streep, “Muhtemelen ben de daha acımasız, daha özgür ve daha kırılgan oldum. Yine de kurnaz ve kontrolcü. Değişmeyen şey ise işine olan bağlılığı,” yanıtını veriyor.

“Fiziksel olarak Miranda artık 76 yaşında. Bu da işleri değiştiriyor. Artık yüksek topuklu ayakkabılar giymekten kaçınıyorum, çünkü bu gerçekten acı veriyor,” diyor.

Son olarak, Meryl Streep, “Bunu oynamak, acımasız, çekingen ve soğuk olmak benim için zor olmadı. Ancak yirmi yıl sonra aynı oyuncularla bir araya gelmek oldukça keyifli,” diyerek vurguluyor.

Basın dünyasının zorluklarına dair ise, “SEKA kapatıldı, yerli kağıt üretimi bitti. 2018’de bir kitabın maliyeti 20 bin lira iken şimdi 200 bin lira. Basın ağır bir mücadele veriyor ve çoğu baştan teslim olmuş durumda,” ifadelerini kullanıyor.

Eski bir reklamdaki gibi, “Huu yöneticilerimiz uyuyor mu?” demeyeceğim, ama huuu senaristlerimiz uyuyor mu? Kan revana doymadınız mı?

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın