
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik suçlamalarla ilgili olarak 9 Mart’ta Silivri Cezaevi’nde başlayan duruşmalar devam ediyor.
Tutuklu sanıkların savunma süreçleri sürerken, duruşma salonunda zaman zaman gerginlikler ve tartışmalar yaşanıyor.
Özellikle, iktidara yakınlığı ile tanınan gazeteci Ferhat Murat’ın, duruşma salonunda savcı ve hakimler için ayrılan kapıdan çıkması büyük tepki topladı.
Avukatların ve seyircilerin itirazlarının artması üzerine duruşma, gerekli işlemler tamamlanmadan ertelendi.
“BURADA GÖRÜLENLER ÇOK ENTERESAN”
Son günlerdeki gelişmelerle ilgili Cumhuriyet TV canlı yayınına katılan CHP İl Başkanı Özgür Çelik, “İddianamenin tamamına baktığımızda, suçsuz ve günahsız insanların neredeyse bir yılı aşkın süredir tutsak edildiğini bir kez daha gözlemledik. Burada öyle enteresan işler yaşanıyor ki, bu insanları uzun süre tutarak iftiracılık mekanizmasına yönlendiriyorlar. Bu durum, insanların vicdanını rahatsız ediyor; zira iftira atanların bazıları sonradan vicdan azabı çekip geri adım attılar. Geçtiğimiz hafta daha fazla tahliye bekleniyordu ama sadece 15 kişi tahliye edildi. Onlar ailelerine kavuştular, ancak hala bekleyenler mevcut” şeklinde konuştu.
“400 YILLA YARGILANAN İFTİRACI TAHLİYE EDİLDİ”
Çelik, tahliye kararının ardından duruşma salonunda çıkan gerginliği ve önceki gün duruşmanın gerçekleştirilememesini değerlendirerek, “Ekrem İmamoğlu da şunu sordu: Iraz neyi anlatamadı? Tahliye edilenler açısından mutluyuz, çünkü suçsuz insanlar 6 ay, 8 ay, hatta 1 yıl boyunca tutsak edildi. Dünkü duruşmanın yarıda kalmasının sebebi, perşembe günü verilen kararlardı. 400 yıl hapisle yargılanan Adem Soytekin’in durumu öne çekildi. Buradaki insanlar aylarca iddianame ve duruşma beklediler. Sıra kendilerine geldiğinde, Soytekin’in savunması öne alınıp tahliye kararı verildi. İddianamede adı bile geçmeyen insanlar haksız yere tutuklu. Hiçbirinin suçu yok ama farz edelim ki suç işlemiş olsalar bile, ceza sürelerini tamamlamış durumdalar. Avukatlar da bu duruma doğal olarak tepki gösterdiler. Salonun boşaltılması ve tutukluların sürekli aşağıya indirilip çıkarılması bir tür psikolojik işkence” ifadelerini kullandı.
“KUMPAS DAVASININ MEDYA TEMSİLCİLERİ”
Çelik, duruşma salonuna gelen ve tutuklularla sözlü tartışmaya giren gazeteci Ferhat Murat’ın savcıyla görüştüğünü iddia etmesi üzerine, “Bu duruma şaşırmadım,” dedi. Bir buçuk yıl önceki Esenyurt, Beşiktaş ve Beykoz operasyonlarını hatırlatan Çelik, iktidara yakın medyanın yargı kararlarını avukatlardan önce öğrendiğini belirtti.
“Alaattin Köseler gözaltına alındığında, tutuklama talebiyle savcılığa sevk edildiklerini kimden öğrendiniz? Yandaş medyadan. Daha hakim kararı Ahmet Özer’e, Rıza Akpolat’a okumadan önce kimden öğrendiniz? Dünkü hakim odasına giren medya mensuplarından. Bu bir hukuki dava değil, siyasi bir dava. Bu siyasi davanın içinde kimler var? Bir grup oligark. Ankara’da, 31 Mart seçimlerinde Türkiye’nin ikinci partisi konumuna düşen bir kişi var. İstanbul’un muhalefet partisi, Türkiye’nin ikinci partisinin Ankara’daki temsilcisi olan bir kişi, siyasallaştırdıkları yargı organları ve medya ile partizanlaştırdıkları bürokrasi aracılığıyla bir siyasi kumpas davasını yaşıyoruz” dedi.
“BANA YARDIMCI OLAN PERSONELİ SÜRDÜLER”
Yaşanan gerginliklerle ilgili yetkililerle görüşme talebinin reddedildiğini belirten Çelik, yandaş medya mensuplarının bu tür görüşmeleri kolayca yapabildiğine dikkat çekti.
Silivri’deki çifte standardı örneklerle açıklayan Çelik, “Burada bir gün bir Zoom toplantısına katılmak için yetkililere sorduğumda, bana boş bir oda gösterildi. Odayı gösteren personeli sürgün ettiler. CHP’li il başkanı boş bir odada oturmuş diye, burada görevli personeli sürgün eden anlayış, yandaş medyanın koridorlarda gezmesine izin veriyor. Türkiye bu durumu görsün. Neden yandaş basın hakimle ve savcıyla konuşabiliyor, ama biz konuşamıyoruz?” dedi.
“YANDAŞ MEDYA TÜM DUYDUKLARINI YAZSIN”
Çelik, Silivri duruşmalarını yalnızca belirli gazetecilerin takip etmesini istediklerine dair iddialara yanıt vererek, “Türkiye’deki tüm yazılı ve görsel medya mensuplarını duruşmalara davet ediyoruz. Ancak, iftiracılık mekanizmasından yararlananların savunma günlerinde sadece klavyenin başında bekleyip, savunma bittikten sonra çıkıp gitmeleri meslek etiğine aykırıdır. Eğer bunu yapıyorlarsa, kendilerine gazeteci demesinler. ‘CHP medyası’ diye bir şey yoktur; insanlar burada CHP için değil, halkın haber alma hakkı için bulunmaktadır. Yandaş basın, Adem Soytekin’in ifadesi sırasında neden yazmadı? Çünkü Soytekin ifadesinde, ‘ben bilmem, önüme şablon koydular, imzaladım’ dedi. Gelsinler, tüm duruşmaları takip etsinler ve duyduklarını yazsınlar. Bu zor günler geçer, geriye insanın hayatında bıraktığı izler kalır. Onurlu bir iz bırakmak istiyorlarsa, bu ülkenin geleceği için mücadele ediyoruz” dedi.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



