Sinan Ateş’in Eşi: Adalet İçin Savaşacağım!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Sinan Ateş’in Eşi: Adalet İçin Savaşacağım!

Suikast sonucu hayatını kaybeden eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, sosyal medya üzerinden Ülkü Ocakları Genel Merkezi’ne yönelik sert eleştirilerde bulundu. Ayşe Ateş, paylaşımlarında şu ifadeleri kullandı:

“Korkmadım, kaçmadım, bir köşeye de sinmedim. İlk camı ben kırmadım ki neden korkup kaçayım? Hatta ben hiç cam kırmadım. İlk camı Sinan’ı katledenler kırdı. Sonrasında kırılan camların sorumlusu, ilk camı onarmayı reddedenlerdir. Binadaki son cam kırılana dek tamir etme niyetleri yok gibi. İlgilenmiyorum. Yani ben buradayım. Onlar ise oldukları veya yıllardır düşündüğümüz mevkiilerini çoktan terk ettiler. Bazıları ‘zorunlu hicret’ diyor, kimileri de ‘aslına rücu’ diyor. Bununla da ilgilenmiyorum.”

“YOLUMDAN DÖNMEYECEĞİM”

Babasız bıraktıkları iki kızımın her bir acısının hesabını sormadan yolumdan dönmeyeceğim ve kavgamdan vazgeçmeyeceğim. Bir gün adaleti kapılarına kadar götüreceğim. Onlara dair başka hiçbir konuyla ilgilenmiyorum. Liseye ve ortaokula geçen kızlarımla ilgilendiğim bu süreçte birçok gelişme yaşandı. Bunlardan biraz bahsetmek istiyorum:

Apple’dan gelen belgeler UYAP’a yüklenmedi, avukatlarımıza verilmedi ve dolaba kilitlendi. Kiralık katil Eray Özyağcı’yı Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ın makam aracıyla İstanbul’a kaçırdıkları gerekçesiyle suçlu bulunan Emre Yüksel ve Tolgahan Demirbaş, üst perdeden ‘mazlum’ olarak tanıtılarak yargıya kafa tuttular. Türk milletinin aklıyla alay edildi. Geçtiğimiz aylarda Serdar Öktem hakkında yürütülen başka bir soruşturmada gizlilik kararı alındı. O dosyada Doğukan Çep’in astronomik rakamlar istediğine dair yazışmaların olduğu Ankara’da herkesin malumu.

Doğukan Çep, mahkeme heyetine üst üste dilekçeler yazarak, “Serdar Öktem hakkında anlatacaklarım var” diyerek haziranda görülen duruşmada bir kez daha şantaj iddialarını ortaya koydu.

“DIŞARIDAKİ İŞBİRLİKÇİLERİNİ BİRBİRİNE DÜŞÜRDÜ”

Umudumu yitirmedim ve yitirmek de istemiyorum. Ağır aksak da olsa adaletin bir gün yerini bulacağına inanıyorum. Elbette bu süreçte ‘ilahî adalet’ dediğim olaylar da yaşanıyor. Cezaevindekilerin bitmek bilmeyen istekleri dışarıdaki işbirlikçilerini birbirine düşürdü. Dışarıdakiler, içeridekilere özgürlük hayali sattıkça, içeriden dışarıya gelen tek ses: ‘Para, para, para.’ Bununla da kalmadı. Birkaç gün önce bu mesele yüzünden para topladıklarına ve vermeyenleri dövdüklerine dair söylentiler Ankara’da hızla yayıldı.

“ELBET BİR GÜN ADALETİN ELLERİ YAPIŞACAK”

Sinan’ın katli, bu kişiler için bir dönüm noktası oldu. Düne kadar boynuna tasma geçirdikleri itlerin elinde şu anda birer tasma var. Biri efendisinin boynunu bir tarafa çekerken, diğeri diğer tarafa çekiyor. Dedim ya: İlahî adalet. Bugün hâlâ kamuoyunun önünde asker, siyasetçi veya vatandaş ayrımı gözetmeden ölüm tehditleri savuran o kişilerin yakasına bir gün adaletin elleri yapışacak.

Birbirlerini satacakları, yurt dışına kaçacakları veya kaçmaya çalışacakları, dört duvar arasında eş, ana, baba ve evlat hasreti çekerek ömür tüketip çürüyecekleri günlerin geleceği şüphesiz. Bir gün, sonsuz ve sınırsız zannettikleri gücün ellerinden kayışını, buz gibi soğuk hücrede kapkara bir gökyüzüne açılan küçücük bir pencereden atmosfere giren bir göktaşının yanmasını izler gibi izleyecekler.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın