Sinema Deplasmanı: Kıtalara Dağılan Gösterimler

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Sinema Deplasmanı: Kıtalara Dağılan Gösterimler

Son günlerde yaşadıklarım üzerine bir yazı kaleme almıştım. Bu yazının dikkat çektiğini de fark ettiniz. Ancak, o talihsiz ‘kulaklık sorunu’ henüz çözüme kavuşmadı. İstanbul’un bu konuda en önde gelen kurumuna başvuruda bulundum ve bu işlem büyük bir maliyet gerektirmesine rağmen, sorunumu hala çözemediler. Elimden gelen bu kadar. Ancak bu durum beni oldukça rahatsız ediyor ve birikmiş öfkemi hak edenlere yönlendirmekten çekinmeyeceğim.

Kendimi övmek istemiyorum, ama belirtmeliyim ki 70’i aşkın kitabım olduğu yazıldı. Yıllar içerisinde birçok film izledim, hem yerli hem de yabancı. 60 yılı aşkın bir süredir sinema ve filmler üzerine yazıyorum. Bu kitaplar sadece sinemayı değil, fanlarımın da bildiği üzere birçok farklı konuyu kapsıyor. Ancak, sinema her zaman baskın tema olmuştur ve ben de bu alana odaklanacağım.

Bilenler bilir; yıllar önce Sinema Yazarları Derneği’ni kuran bendim. Zamanla bu derneği genç kuşaklara devreden de yine benim. Bu süreci, anı kitabım ‘Bir Ömürden Seçilmiş Tablolar’ adlı eserimde detaylı bir şekilde anlatmıştım. Birçok meslektaşımla birlikte, bu derneği kültürel hayatımızın önemli bir kurumu haline getirdik. Benden önce bu yola çıkanlar oldu, benim kuşağım derken yeni ve dinamik gençler de aramıza katıldı.

Ancak, son günlerde yaşanan gelişmelere dikkat çekmek istiyorum. Öncelikle, ‘basın gösterimleri’ olarak bilinen olguyu yabancı ülkelerden, özellikle Fransa’dan esinlenerek ülkemize getiriyoruz. Bu durum, yerli filmler için giderek daha da hayati bir önem kazanıyor. Yakın zamanda Berlin Festivali’nde iki önemli dalda ödül kazanan filmlerimiz var. Bu konular üzerine yazmak için hepimiz adeta sabırsızlanıyoruz.

Ancak, bu süreçte işler biraz kontrolden çıkmış gibi görünüyor. Yıllardır belli mekanlarda düzenlenen basın gösterimleri, aniden farklı yönlere kaymaya başladı. Avrupa Yakası’ndaki Kanyon ve Özdilek gibi sinemalar, yeni salonlarla genişletildi. İstinye Park, Beyoğlu’ndaki Atlas Sineması, Nişantaşı’ndaki bir salon ve en son Mecidiyeköy’deki Profilo… Bu salonlar, yalnızca Avrupai değil; alıştığımız, kendimizi evimizde hissettiğimiz mekanlardı.

Asya tarafında da durum farklı değil. Orası da bizim evimiz, yurdumuz. Ancak orada da bir çözüm bulunmalı. Önemli filmler için Asya ve Avrupa’da iki gala düzenlenebilir. Özellikle bizim filmlerimiz için tüm kadro ile Avrupa’da ilk adımı atmak bir gelenek haline gelmiş durumda. Fakat her salon, bizim evimizdir; başka bir alternatif yok mu?

Ayrıca, yakın zamana kadar Asya tarafında yalnızca Caddebostan sinemaları bulunuyordu. Ancak şimdi Kanyon Paribu Cineverse gibi yeni bir sinema grubu ortaya çıktı. Sinema tutkunları için kıta değiştirmek adeta zorunlu hale geldi. Gerçekten, sinema yazarlığını tamamen bırakmayı düşünüyorum. Bu kadar yolculuk yapmak gözümü korkutuyor! Ancak, birçok kişi bu durumdan memnun olacaktır. Yine de, benim fanlarımın hâlâ var olduğuna inanıyorum ve onların bu duruma üzüleceğinden eminim.

Şimdi belki de SİYAD’a bir görev düşüyor. Başkanının şu günlerde sevgili Esin Küçüktepepınar olduğunu biliyorum. Herkesi Asya’ya taşımak gereksiz ve hoş bir durum değil. Sevgili iahaber çalışanı Asya Tekyaşar bile buna katılacaktır! Bazı isimlerin ve onların arkasındaki şirketlerin çıkarları yüzünden böyle bir deplasmana izin verilmemeli. Biz o deplasmandan elde edilen kazançları bilemeyiz, bilmek de istemeyiz.

Sinema, sanatlar arasında hâlâ en güçlü şekilde ayakta duran yedinci sanattır. Hepsini bir araya getiren yedinci sanat… Ondan vazgeçemeyiz. Belki benim gibi bazıları, bu yorgunluk içinde sinema yazarlığını bırakabilir. Ancak, Atilla Dorsay’ın sevdiğiniz bir film hakkında neler düşündüğünü merak etmeyecek misiniz? Ya da onun yazısını okumadan bir başyapıtı kaçırmayı göze alabilir misiniz?

Burada isimlerini ve yöneticilerinin adını vermek istemediğim kurumları ve kişileri anmıyorum. Onlar kendilerini bilir. Önemli olan, sinema tutkunlarının ve ortak akıl sahiplerinin bu konu üzerinde düşünmesi ve bana hak vermesidir. Bu ortak bilinç, belki de bizi bir araya getirecek ve ülkemizde iki kıtayı gerçek anlamda birleştirecektir. Daha iyisi olabilir mi?

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın