Sırrı Abi’ye Özlem: 365 Günün Ardından

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Sırrı Abi’ye Özlem: 365 Günün Ardından

Sırrı Abi, dün itibarıyla aramızdan ayrılışının üzerinden tam olarak 365 gün 6 saat geçti. Altı saatlik zaman dilimi pek önemli değil ama sensiz geçen bir yıl, hayatımıza pek bir şey katmadı. Senin katkılarınla hızlanan barış süreci, gidişinden bu yana “Artık buradan dönülmez” dediğimiz bir noktaya ulaşamadı. Bu süre zarfında Amerika ve İsrail, İran’a saldırdı, memlekette haksız yere tutuklananlar hâlâ özgürlüklerine kavuşamadı. Hayat, fakirlerin sırtındaki yükü bu yıl da hafifletmedi.

“Hiç mi iyi bir şey yok” dersen, birkaçını cenazede Ceren (Önder Kandemir) dile getirdi. Biz kalabalığın dışında bulunuyorduk, eve döndüğümde okudum. “Koma konser verdi, madenciler grev kazandılar, Amedspor Süper Lig’e yükseldi” demiş Ceren, sana hitaben. Gerçi sen de bunları gördün, ama yine de belirtmek isterim: Ceren, her zamanki gibi güçlü, güler yüzlü ve dimdikti. Herkesle selamlaştı, hâl hatır sordu, acıları paylaştı.

İyi şeylere bir tane daha eklemek istiyorum: Dünya Kupası’na gidiyoruz. Çocuklar, gençler, yaşlılar yazın ayaktopu izleyip biraz olsun eğlenir. Eğer birkaç maç kazanırsak, belki memleket birkaç günlüğüne neşelenir.

“Her ölüm erken ölümdür” deriz, ama seninki gerçekten erken oldu Sırrı Abi. Dört melekten Mikail bile bu gidişata üzülmüşe benziyor. Dün, heybesinden ocak ayından bir gün çıkardı ve Mayıs başına yerleştirdi. Fırtınayı, yağmuru geçtim; biraz daha soğuk olsa, neredeyse kar yağacaktı baharın yaza kavuşmaya çalıştığı bu mevsimde.

Soğuk havaya rağmen, seni sevenler yağmur çamur dinlemeden mezarın başında toplandılar. Kâğıt işçilerinin örneği olarak Ali’nin (Mendillioğlu) önderliğinde dev bir pankartla geldiler.

“Sana olan sevgimiz, kağıtçının yokuşlarda akıttığı ter kadar kutsaldır” yazıyordu pankartta. O kadar büyüktü ki, okunabilmesi için epey yükseğe asılması gerekiyordu. Biraz uğraştılar ama sonunda başardılar. Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği de kalabalık bir şekilde oradaydı. UİD şapkalarıyla kortejle mezarlık alanına girdiler.

Fotoğraf: Candan Yıldız / iahaber

Yıl içinde iki kez yanına gelmiştim ama mezar taşını görememiştim. Şimdi başucunda bir “allı turna” var. Ceren geçen yıl uğurlarken “Artık dinlen turna kuşum” diye seslenmişti sana. Şimdi iki turna kuşu, birlikte dinleniyorlar.

Geçen yıl nisan ayında hastanenin kafeteryasında birlikte geçirenler olarak tam kadro oradaydık dün. Kardeşin Ali Abi, Ceren ve diğer akrabaları saymıyorum. Bizden hastane nöbeti ekibinden Ahmet Abi, Serpil Abla (Gökbulut), Arın Gül (Yeniaras), Baran (Seyhan), Gülten Abla (Kaya), Ayşegül (Doğan), Zelal (Buldan)… Kalabalıkta göremediklerim de vardır, affetsinler.

Pervin Hanım (Buldan) oradaydı. Evladın, kardeşin acısı ayrı ama onlardan sonra en çok Pervin Hanım üzüldü gidişine. Geçen yıl taziye zamanı aklıma geliyor. Pervin Hanım yine oradaydı ama orada gibi değildi sanki. Hani canın o kadar acır ki, bir noktadan sonra ruhu çekilmiş gibi olur ya insanın… Öyleydi.

Ayrıca partiden Tuncer Bakırhan, Gültan Kışanak, Meral Danış Beştaş, Sebahat Tuncel ve Cengiz Çandar’ı gördüm.

Bir de anacığın vardı tabii. Başucuna oturmuştu. Onun feryatları içimizi en çok delip geçti. “Bekle” diyordu, “Bekle. Yakında ben de geleceğim yanına.”

Bitirmeden sana bir bilgi daha vermek istedim Sırrı Abi. Geçen yıl cenaze o kadar kalabalıktı ki, bunu fark etmek mümkün olmamıştı. Ben sonradan tek gidince anladım. Zincirlikuyu’da ne kadar farklı komşuların var, biliyor musun? Genco Erkal, Rıfat Ilgaz, Ruhi Su, Ercan Arıklı ve biraz ileride Koç Ailesi’nin kabri…

Sağlığında mezar yerini bilsen, kim bilir ne şakalar yapardın. Belki oralarda hâlâ yapıyorsundur. Kim bilir.

Seneye görüşürüz abi. Umarım daha iyi bir dünyada buluşuruz.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın