
Kurtulmuş, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı nedeniyle Meclis Tören Salonu’nda düzenlenen resepsiyonda gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Açılış töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşma yapmak üzere kürsüye geldiği esnada Yeni Parti milletvekillerinin salondan ayrıldığını hatırlatan Kurtulmuş, her iki tarafın da konuşmalarında “siyasetin, farklı fikirlerin kıyasıya mücadele verdiği bir alan” olduğunu vurguladıklarını ifade etti.
“SORUMLULUK CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMINA ASGARİ NEZAKETİ GÖSTERMEKTİR”
siyasi mücadeledeki temel unsurlardan birinin “siyasi nezakete uyum sağlamak” olduğunu belirten Kurtulmuş, “Türkiye Cumhuriyeti’nin bir numaralı koltuğunda oturan, şu anda milletin oylarıyla seçilen Cumhurbaşkanı, her ne kadar bir partinin mensubu olarak buralara kadar geldiyse de aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün yurttaşlarının Cumhurbaşkanı’dır. Siyasetin asgari olarak yerine getirmesi gereken sorumluluk, Cumhurbaşkanlığı makamına asgari nezaketi göstermektir.” şeklinde konuştu.
“DEMOKRATİK NEZAKET İÇERİSİNDE KABUL EDİLEMEZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi partilerle etkileşimde bulunduğu önemli ortamlardan birinin Meclis’in açılış töreni olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:
“Bu sefer de Yeni Parti mensubu milletvekillerinin Cumhurbaşkanı’nın konuşmasını dinlemesini ve böyle bir davranışa girişmemelerini arzu ederdik. Bu durum hiç şık olmamıştır. Demokrasi açısından protesto olarak değerlendirilebilir ama demokratik nezaket içinde kabul edilemez. Ben şahsen bu durumu doğru bulmuyorum. Orada oturabilirlerdi, zira iki gün sonra Meclis oturumları başlayacak. Cumhurbaşkanı başta olmak üzere yürütmeye dair her türlü eleştiriyi yapma fırsatları olacaktır. Muhalefetin söz söyleme imkanı sonuna kadar mevcuttur. Orada eleştirilerini ve protestolarını yapabilirler; fakat Meclis’in açılış günü aslında birlik, beraberlik ve demokrasiye sahip çıkma günüdür. Böyle bir günde böyle bir davranışın yakışmadığını düşünüyorum.”
“MECLİS’TE BÜTÜN SİYASİ PARTİLER KEMAL-İ EDEPLE CUMHURBAŞKANI’NI DİNLEDİKTEN SONRA MECLİS FAALİYETLERİNE DEVAM ETTİLER”
Muhalefetin, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partili kimliğinin daha belirgin hale geldiği” yönündeki değerlendirmelerine yanıt veren Kurtulmuş, bunun yeni anayasayla değişip değişmeyeceğiyle ilgili olarak şu şekilde konuştu:
“Herkes her eylemi için bir mazeret üretebilir. Türkiye’de geçmişte farklı siyasi görüşlere sahip Cumhurbaşkanları da oldu; ama o dönemde Meclis’te tüm siyasi partiler, Cumhurbaşkanı’nı dinledikten sonra Meclis faaliyetlerine devam ettiler. Cumhurbaşkanı’nın partili olup olmaması meselesi, bugünkü yeni anayasa tartışmalarıyla ilgili bir konudur. Etkin ve akıllı bir muhalefet, yeni anayasanın hazırlanmasıyla ilgili önerilerini yapar ve bu konular tartışıldığında gündeme getirir.”
“Gazeteci tutuklamaları ve yerel yönetimlerde milli iradenin yok sayıldığı” iddialarının olduğu bir ortamda yeni anayasa çalışmalarının nasıl etkileneceği sorusuna ise Kurtulmuş, şu yanıtı verdi:
“Hukuk çerçevesinde yürütülen bazı takibatlar ve soruşturmalar her zaman mevcut olmuştur. Türkiye demokrasisi, dünyanın en olgun demokrasilerinden biridir. Muhalefetin en fazla söz hakkına sahip olduğu parlamentolardan biri de Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Örneğin, 6 Ekim’de Meclis yeniden toplandığında 7 parti grubu sürekli söz alacak, bunlardan ikisi iktidarda, 5’i muhalefetteki partilerdir. Dolayısıyla, iktidarın önümüzdeki dönemde parlamentoda beşte iki oranında bir söz hakkı olduğunu düşünmek gerekir. ‘Muhalefetin sesi kısılıyor, muhalefet konuşamıyor’ eleştirileri ise doğru ve rasyonel bir yaklaşım değildir; açık gerçeğe aykırıdır.”
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



