
Haber: Esra TOKAT
(ANKARA) – Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik yeniden görülen davanın duruşmasında, dönemin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan, savunma yaptı. Demircan, davanın sanığı ve “M7” kod adlı gizli tanığı olan Serdar Sertçelik ile yaptığı görüşmeleri kayda almasına dair, “Yapmış olduğum ses kayıtları tamamen kendimizi güvence altına almak amacıyla yapılmıştır. Bunları kullanmak veya deşifre etmek gibi bir niyetim yoktu. Zaten de kullanmadım. Bugüne kadar yaptığım her görüşmeyi kayıt altına alıyorum ve bundan gocunmuyorum. Zor duruma düşmemek için yaptım. İyi ki de yapmışım” ifadelerini kullandı. Duruşmaya 13 Nisan’da devam edilecek.
Ayhan Bora Kaplan (ABK) suç örgütüne yönelik olarak düzenlenen operasyonda, 17’si tutuklu 61 sanığa verilen bazı cezaların istinafta bozulmasının ardından, Kaplan’ın avukatları ve M7 kod adlı gizli tanığı Serdar Sertçelik’in yer aldığı dosyaların birleştirilmesi sonucu oluşan 76 sanıklı dosya için açılan davanın ilk duruşmasının dördüncü celsesi gerçekleştirildi.
Duruşma, Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görüldü. Müşteki sanık dönemin Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü (KOM) Kerem Gökay Öner’in çapraz sorgusuyla devam edildi.
“Emniyet’ten bilgi sızıyordu ve herkes bu yüzden gergindi”
Çapraz sorguda Öner, “Emniyet’te yeniler ve eskiler arasında bir güvensizlik hakimdi. Basında her gün haber çıkıyordu ve çok fazla bilgi kirliliği yaşanıyordu. Emniyet’ten bilgi sızıyordu ve bu durum herkesin gergin olmasına sebep oldu” şeklinde ifade verdi.
Öner, sanık avukatlarının tüm sorularına “Yanıt vermek istemiyorum” diyerek karşılık verdi. Bunun üzerine Ayhan Bora Kaplan’ın avukatı Umut Köroğlu, “Bu usül de yeni herhalde, kimse soruları yanıtlamıyor” diye belirtti. Mahkeme Başkanı ise, “Bu usule ilişkin ileride bir değerlendirme yapacağız. Bu usulü Serdar Sertçelik başlattı” dedi.
Öner, Ayhan Bora Kaplan’ın “Murat Çelik’in bölüme aldığı kişinin sonradan FETÖ’cü çıktığı ve sizin tarafınızdan gönderildiği doğru mu?” ve “Ben gözaltındayken siz adliyede yalnızdınız. Fırsatınız varken Cengiz Haliç’e haber verebilirdiniz değil mi?” şeklindeki sorulara da yanıt vermedi.
Çapraz sorgunun ardından Öner’in avukatlarının savunması alındı. Öner’in avukatı Suna Öztaşdönderen, “Yargılamamız ilk darbe dosyası ile başladı. Siyasetçilerin hedef gösterilmesiyle haklarında soruşturma başlatıldı. Ardından müvekkilim ve diğer polis memurları gözaltına alındı. Gözaltı nedeni de Şevket Demircan ve Murat Çelik arasındaki konuşmaydı. Operasyonu yapanların ve operasyon yapılanların dosyalarının birleştirilmesini hukuka aykırı görüyorum. Dünyanın başka bir yerinde örneği yoktur” şeklinde savunma yaptı.
“Bizim dediğimiz her şey çıktığı için benim müvekkilim tutuklanmadı”
Öztaşdönderen, savunmasında şu ifadelere yer verdi:
“O dönemki tanık koruma dairesi başkanı ve sinyalin gidip gitmediğine yönelik bilgileri sorulan görevlilerin ifadesi alınmalı. Çünkü müvekkilim bu yüzden suçlanmaktadır, Serdar Sertçelik’in yurt dışına çıkmasına yardımcı olmakla. Bizim dediğimiz her şey çıktığı için benim müvekkilim tutuklanmadı. Polis haftasında burada suçlularla operasyonu yapan polislerin bir arada bulunmasının nedeni mesleğin gereklerini gerektiği gibi yapmamalarıdır. Benim müvekkilim bunun sorumlusu değildir.”
Şevket Demircan: “Biz Sertçelik’e gizli tanıklık yapması için herhangi bir baskıda bulunmadık”
Öner’in avukatı savunmasını tamamladıktan sonra, dönemin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan’ın savunması alındı. Demircan, “Ankara’ya 2023 yılının Eylül ayında atandım. Kerem ve Murat Müdür ile daha önce çalışmadım. Saat 18.00 sırasında Kerem Bey havaalanına geçmemi söyledi. Bana gelen bilgi, havaalanından kaçacağına yönelikti. Operasyonu yaptık ve yakaladık. Basına çok hızlı şekilde görüntüler düştü ve biz de şaşırdık. Bana bu görüntülere dair soru soruldu ama ben bilmiyordum” dedi.
Serdar Sertçelik’in Kıbrıs’tan getirildikten sonra gizli tanık beyanında bulunduğunu ifade eden Demircan, “Biz gizli tanıklık yapması için herhangi bir baskıda bulunmadık. Kimse onu zorlamadı. Gizli tanık savcımız kim olduğunu bilmiyorum. Bu konuya daha sonra değineceğim, anlayacaksınız” diye konuştu.
“Ahmet Yıkılmaz Savcımız ‘şunları alın, şunları almayın’ dedi. Benim garibime gitti”
Demircan, savunmasında şu ifadelere yer verdi:
“Gizli tanık olduktan sonra ev hapsine çıkartıldı. Ufuk Komiser, acil bir durumda ulaşabilmemiz için numarasını verdi. Çünkü kendisi korkuyordu. ‘AB’ diye bir WhatsApp grubumuz vardı, soruşturma dosyasında yok ama ben anlatayım. Bu grupta başsavcıvekili Ahmet Yıkılmaz, soruşturma savcıları, Mustafa Kaya savcı, şube müdürleri, komiserler, hatta Murat Çelik de vardı. Buradan bize talimat verirlerdi.”
ABK suç örgütüne yapılan ikinci operasyona da değinen Demircan, “30 kişilik bir liste vardı. Hatta Ahmet Yıkılmaz Savcımız ‘şunları alın, şunları almayın’ dedi. Bu durum benim garibime gitti” iddiasında bulundu.
Demircan, Sertçelik hakkında hastaneden sahte rapor aldıkları iddiasına yönelik, “Bizim sahte rapor hazırladığımız söyleniyor. Öyle bir durum söz konusu değil. Biz tamamen adli mercilerden gelen talimatları yerine getirdik. Yurt dışına çıktığına dair bir fikrimiz yoktu. Hatta ‘yakalarız Ankara’da nereye gidebilir’ diye düşünüyorduk” dedi.
“Biz kaçırmış olsak onu neden böyle desin?”
Sertçelik ile yaptıkları telefon görüşmeleri hakkında da savunma yapan Demircan, şunları söyledi:
“Serdar Sertçelik ile ben kendi telefonum üzerinden görüşmedim. Nurullah Kopuk’un telefonu üzerinden görüştüm. Kendisine ‘Ahmet Yıkılmaz bizden biliyor kaçtığını’ dedim, Sertçelik de ‘ya müdürüm öyle şey mi olur’ diye yanıt verdi. Biz kaçırmış olsak onu neden böyle desin? Yurtdışından getirmeye çalıştığımız sürede görüşmelerimizde bana bir parti ismi verdi ve ‘oradan da gelmemi istemiyorlar’ dedi. Görüşmelerimizin ardından kendisi bir video yayımladı. Sonrasında da bize operasyon yapıldı. Gizli tanık ifadesini alan savcımız bize ‘sen mi aldın’ diye sordu. Bu durum bana garip geldi. Bizim FETÖ’cü olduğumuz söylendi. Ben, pek çok göreve getirilmeden önce araştırıldım. Hiçbir ilişkim bulunmadığı için bu birimlerde çalıştırıldım.
Bizim bu suç örgütünü kişiselleştirdiğimiz şekilde yansıtıldı. Sanki ‘Ayhan Bora Kaplan suç örgütü polislere düşman, onlar da onlara’ diye bir algı var. Ben Ayhan Bora’yı tanımıyordum, ilk kez havaalanında gördüm” dedi.
“Abdurrahman
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



