Süleyman Mansur: Filistin Sanatının Sesi Son Nefes

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Süleyman Mansur: Filistin Sanatının Sesi Son Nefes

Filistin modern sanatının önde gelen isimlerinden olan ressam, heykeltıraş, yazar ve karikatürist Süleyman Mansur, işgal altındaki Doğu Kudüs’te hayatını kaybetti. Gençlik dönemini Filistin kimliğini koruma mücadelesine adayan Mansur, “Asıl mesele Filistin halkını yeniden insanlaştırmak” şeklinde ifadelerde bulunmuştu.

79 yaşındaki Mansur, bir süredir tedavi gördüğü Doğu Kudüs’teki Makasıd Hastanesi’nde hayata veda etti.

iahaber’E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!

ABONE OL

Eserlerinde Filistinlilerin direnişini ve toprakla olan bağını başarılı bir şekilde yansıtan Mansur, Filistin kültürü ve tarihine dair semboller kullanarak derin anlamlar taşıyan çalışmalar ortaya koydu.

1947 yılında Batı Şeria’nın Ramallah kentindeki Birzeit kasabasında dünyaya gelen Mansur, Filistin direnişinin sanat dünyasındaki sembol isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sanatında Filistin halkının vatanı ve tarihini güçlü bir şekilde yansıttı.

Sanatı bir direniş aracı olarak gören Mansur, 2024 yılında Anadolu Ajansı’na verdiği röportajda, eserleriyle Filistinlilerin topraklarına duyduğu bağlılığı ve bu toprakların güzelliklerini göstermeyi amaçladığını belirtti. “Kudüs, Filistin’in sembolü, Kubbet-üs Sahra da Kudüs’ün sembolüdür” sözleriyle bu durumu ifade etti.

Mansur’un 1973 yılında kaleme aldığı “The Camel of Hardships” (Güçlüklerin Devesi) adlı tablosu, dünya çapında tanınan bir eser haline geldi. Bu tabloda, Kudüs’ün yükünü taşıyan yaşlı bir Filistinli figürü, sembolik bir göz şeklinde tasvir edildi.

Güçlüklerin Devesi

Mansur, eserlerinde 1948 Nekbesi’nin sembolü olan portakal ağacını, 1967 savaşını temsil eden zeytin ağacını, geleneksel Filistin nakış motiflerini ve günlük yaşamı öne çıkaran figürleri kullandı. Bu sayede Filistin direnişinin görsel kimliğinin şekillenmesine önemli katkılarda bulundu.

Filistin modern sanatının önemli temsilcilerinden biri olarak Mansur, “Roma Ödülü”, “UNESCO Ödülü”, “Arap Yaratıcılar için Nil Ödülü” ve “Filistin Plastik Sanatlar Ödülü” gibi birçok yerel ve uluslararası ödül kazanmıştır.

Kudüs’teki Bezalel Sanat Akademisi’nde plastik sanatlar eğitimi alan ve aynı zamanda profesyonel bir karikatürist olan Mansur, 1970’lerden itibaren Filistin mücadelesine dair görsel sembollerin ortaya konmasına önemli katkılar sağladı.

Ayrıca, Kudüs Üniversitesi başta olmak üzere Batı Şeria’daki pek çok kültür kurumu ve üniversitede sanat dersleri verilmiştir.

“Asıl mesele Filistin halkını yeniden insanlaştırmak”

Mansur, 1970’li yıllarda başladığı sanat kariyerinde Filistin halkının tarihi mücadelesini eserleriyle anlatmaya devam etti. İki yıl önce Anadolu Ajansı muhabirine verdiği röportajda, çalışmalarında Filistin kültüründen ve tarihinden ilham aldığını ifade etti.

“Herkes toprak için savaşıyor. Toprak benim ana ilham kaynağım. Ben bir köylüyüm. Köyde doğdum ve toprağı, toprakta çalışmayı ve köyde yaşamayı deneyimledim,” diyerek çocukluk anılarının önemine vurgu yaptı. “Kudüs’e gittiğimde insanları görüyorum, sırtlarındaki yük çok büyük ama bunu hiç sorun etmeden taşıyorlar. Bu bana ilham veriyor.” şeklinde ekledi.

Mansur, sanatını bir direniş biçimi olarak gördüğünü belirterek, “Asıl mesele Filistin halkını yeniden insanlaştırmak çünkü İsrailliler ve Batı bizi insanlıktan çıkarmak için çok uğraşıyor,” ifadeleriyle sanatçılara düşen sorumluluğu dile getirdi.

“Eğer Filistinliyseniz sadece var olduğunuz için bile bir problemsiniz”

Mansur, “Kudüs, Filistin’in sembolü, Kubbet-üs Sahra da Kudüs’ün sembolüdür.” diyerek, bu temayı yansıttığı “The Camel of Hardships” (Güçlüklerin Devesi) adlı eserinin siyasi anlamını açıkladı. “Çok belirgin siyasi anlamları olan ilk tablom Kudüs’ü sırtında taşıyan yaşlı adamdı.” ifadesiyle bu tablonun önemini vurguladı.

Ayrıca, “ABD ve pek çok ülkede yaşayan geniş bir ailem var, bu yüzden fark ettim ki Filistin dışında yaşayan herkesin tüm siyasi baskılardan uzak olduğu sanılıyor ama hayır nerede olursa olsun Filistin’i sırtında taşıyorlar.” diyerek, Filistinli kimliğinin getirdiği zorlukları dile getirdi.

“Filistinliler de zeytin ağacı gibi pes etmek nedir bilmiyor”

Mansur, 1989 tarihli “Rituals Under Occupation” (İşgal Altındaki Ritüeller) adlı eserinde, bir grup kimsesiz insanı üzeri Filistin bayrağı ile kaplı ve ufka uzanan bir haç taşırken resmetti. Bu eserin ilham kaynağının Kudüs’teki Eski Şehir’de yaşayan bir Filistinli yargıç olduğunu vurguladı.

“Filistinli kimliği bizim için büyük bir yük. Varoluşumuz bir sorun. Bayrak da zamanla Filistin kimliğinin en önemli imgelerinden biri haline geldi. Tablodaki bayrak Filistin kimliğini temsil ediyor ve sonsuza uzanıyor, sonunu göremiyoruz.” şeklinde açıklamalarda bulundu.

<p style="font-size: 21</p>

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın