
BBC İzleme Servisi
Ortadoğu, İran ile yaşanan gerilim ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması ile sarsılırken, Suriye’nin yeni yönetimi, ülkeyi küresel enerji ve ticaret akışları için önemli bir koridor olarak yeniden konumlandırmaya yönelik iddialı projeler geliştirmeye çalışıyor.
Suriye’nin geçici cumhurbaşkanı Ahmed Şara, 17 Nisan’da Antalya Diplomasi Forumu’nda ve birkaç gün sonra Kıbrıs’ta gerçekleştirilen AB liderleri toplantısında, ülkesinin stratejik konumunu kullanarak enerji ve mal taşımacılığında alternatif bir güzergâh olmayı, Körfez’i Türkiye’ye bağlamayı ve Akdeniz’e güvenli erişim sağlamayı hedeflediğini dile getirdi.
Bu vizyonun hayata geçirilmesi amacıyla Suriye hükümeti, iki önemli girişimi öne sürüyor: Dört Deniz projesi ve 4+1 planı.
Her iki proje de, içerdikleri iyimserliklere rağmen, ciddi zorluklarla yüzleşiyor.
Dört Deniz girişimi nedir?
Dokuz Koridor girişimi olarak da bilinen “Dört Deniz” projesi, Körfez, Akdeniz, Hazar ve Karadeniz’i birbirine bağlayan entegre bir ulaşım ve enerji ağı oluşturmayı öngörüyor.
Bu projenin daha geniş hedefi, Suriye ve Türkiye’yi bölgesel ticaret ve enerji akışlarının merkezi noktaları haline getirmek.
Şara, projeyi 24 Nisan’daki Kıbrıs toplantısında tanıttı.
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Ankara’da yaptığı bir ziyaret sırasında bu projeyi, ikili stratejik işbirliğinde yeni bir aşamanın başlangıcı olarak değerlendirdi.
Suudi sermayeli haber kuruluşu Al-Majalla’nın elde ettiği ve ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’a atfedilen bir belge, Suriye’yi küresel enerji akışı için kritik bir geçiş merkezi haline getirmeyi amaçlayan bir ABD önerisini ortaya koydu.
Al-Majalla’ya göre bu plan, Körfez ve Irak petrol sahalarını Akdeniz limanlarına ve oradan da Avrupa’ya bağlayan mevcut ve önerilen geniş bir boru hattı ağının yeniden canlandırılmasına odaklanıyor.
Haberde, Kerkük-Baniyas petrol boru hattının yeniden işler hale getirilmesinin 36 ayda yaklaşık 4,5 milyar dolara mal olacağı ve Suriye’nin geçiş ücretlerinden yılda yaklaşık 200 milyon dolar kazanmasının beklendiği ifade edildi.
Mısır’dan Suriye üzerinden Türkiye’ye uzanan Arap Gaz Boru Hattı’nın genişletilmesi ve Katar gazını Ürdün ve Suriye üzerinden Türkiye’ye, buradan da Avrupa’ya göndermeyi planlayan Katar-Türkiye gaz güzergâhı önerileri de haberde yer aldı.
4+1 girişimi nedir?
Suriye’nin bölgesel bir enerji geçiş merkezi olma hedefinin bir parçası olarak hükümet, Mart 2026’da 4+1 girişimini tanıttı.
Bu plan, geleneksel deniz yollarına olan bağımlılığı azaltmayı ve entegre, güvenli kara enerji koridorları oluşturmayı amaçlıyor.
Suriye Ekonomi Bakanlığı’na danışmanlık yapan Osama el-Kadi, Dört Deniz projesinin bölgesel su yollarını birleştireceğini, 4+1 girişiminin ise Suriye’yi deniz, kara ve demiryolu güzergâhlarını kapsayan çoklu bir ağın merkezine yerleştireceğini belirtti.
Her iki projeyi tamamlayıcı olarak gören el-Kadi, her birinin bölgesel istikrar ve kalkınma hedeflerini karşılıklı olarak güçlendirdiğini ifade etti.
Girişim, çeşitli yollarla entegre bir sistem oluşturmayı öngörüyor.
El-Kadi’nin aktardığı gibi, 4+1 projelerinin toplam maliyetinin 50 milyar doların altında olması bekleniyor.
Başlıca zorluklar neler?
Bu projelere olan ilgiye ve etraflarındaki iyimserliğe rağmen, karşılaştıkları zorluklar oldukça büyük.
Uygulanabilirlikleri, Suriye’nin siyasi ve kurumsal zayıflıklarının aşılmasına, uzun yıllar süren çatışmaların yarattığı altyapı tahribatının giderilmesine ve finansal, güvenlik ve jeopolitik kısıtlamalarla başa çıkmaya bağlı.
Türkiye ve Ortadoğu konularında uzman olan gazeteci Sarkis Kassarjian, Euronews’e yaptığı açıklamada, bu tür projelerin yeni olmadığını ve Suriye’nin Suudi Arabistan, İsrail ve Türkiye gibi ülkelerin sahip olduğu altyapı ve coğrafi avantajlardan yoksun olduğunu belirtti.
Kassarjian, güvenlik ve yönetim eksikliklerinin büyük engeller oluşturduğunu ve Suriye’nin siyasi zayıflıklarının yeniden inşa ve kalkınmanın önündeki temel bariyer olduğunu vurguladı.
Suriyeli petrol mühendisi Gassan el-Rai, 2011’de iç savaşın patlak vermesinden önce işlevsel olan Suriye boru hattı ağının bazı kısımlarının onarılabileceğini veya genişletilebileceğini söyledi.
Ancak, herhangi bir yeniden yapılanmanın finansman ve güvenlik koşullarına bağlı olacağını ifade etti.
Ayrıca, yıllar süren çatışma sonrası nitelikli işgücü eksikliğine dikkat çekti.

Suriye’nin iç kısıtlamalarının ötesinde, büyük ölçekli sınır ötesi demiryolu, karayolu ve boru hattı ağlarının inşası, değişen bölgesel dinamiklerle birlikte finansal ve siyasi engellerle karşılaşma riski taşıyor.
Suriyeli ekonomist Salman el-Hakim, Lübnan gazetesi Annahar’a, en büyük zorluğun finansman olduğunu ve hiçbir devletin maliyeti tek başına üstlenemeyeceğini ifade etti.
Suriyeli ekonomist Ziyad Arbaş ise güzergâhların inşası ve iyileştirilmesinin maliyetinin 10-15 milyar doları aşacağını öngördü ve bunun, özellikle Suriye’de çatışmalardan etkilenen bölgeler boyunca yüksek düzeyde bölgesel koordinasyon ve güvenli koşullar gerektirdiğini belirtti.
Gaz boru hattı önerisine vurguda bulunan Arbaş, yüksek maliyet, güzergâhın uzunluğu ve Arap-Türk işbirliği ihtiyacına dikkat çekti.
Ayrıca, Avrupa’yı besleyen Rusya, Azerbaycan ve Cezayir gazı ile olan güçlü rek
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



