
Suriye’de son on gün içinde yaşanan gelişmeler dünya gündemini sarstı. 13 yıldır süren iç savaş, sonunda Beşar Esad’ın devrilmesiyle sonuçlandı. Bu süreçte, komşu ülkelerden, özellikle Türkiye’den uzakta bulunan çok sayıda Suriyeli, yurda dönme kararı aldı. Artık Suriye’de bu insanların da oy vereceği bir yönetim oluşacak olması, geri dönüşlerin daha da kolaylaşmasına zemin hazırlayacak. Yaşanan bu durum beni, Suriyelilerin zorunlu mültecilikten kurtulup, normal hayatlarına dönmek konusunda umut bulmaları nedeniyle mutlu ediyor.
Suriyelilerin sürgün hayatında, Türkiye’de yeni bir gelecek arayışında olduğu, istikrara kavuşmalarının da bir kapı açacağı düşünülüyor. Ancak yıllardır “Suriyeliler defolsun” diyen bazı kesimlerin, ekonomik zorlukları bu mazlumların üzerine yıkmaya çalışmaları, kesinlikle düşündürücü ve üzücü bir durum. Bu grupların yüzleri ise geçmişten gelen kinleriyle bir hayli kırgın ve tepkili görünüyor. Suriyelilerin memleketlerine dönecek olmasına sevinç kutlayan bazı insanlardan bir diğer kesim, bu duruma karşı olumsuz bir tutum sergileyerek, düşmanca tavırlarda bulunuyor. Ancak Suriyeliler, geri dönme niyetlerinde kararlılar; onlara zorla yurtlarından göndermenin bir anlamı yok gibi görünüyor. Korkmak yerine, bencillik ve nefreti besleyecek yeni bir hedef bulacaklar gibi görünüyor.
***
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye politikası, son gelişmelerle birlikte daha da netleşmiş durumda. Erdoğan, muhaliflerin Beşar Esad’a karşı olan mücadelesine destek vererek, muhalefetin düzenli bir şekilde sahada etkili olmasını sağladı. Bu süreç, uluslararası alanda da Erdoğan’ın liderliğini pekiştiriyor. Yalnızca azınlık rejiminden değil, terör örgütlerinden de arındıracaklarının işaretlerini veren muhalifler, özellikle Münbiç gibi stratejik noktalara yöneldi. Geçtiğimiz günlerde yapılan diplomasi ve askeri operasyonlar, bölgedeki güç dinamiklerini etkileyen önemli unsurlar olarak dikkat çekiyor.
Medya, Erdoğan’ın kazandığını vurgulamakta gecikmedi. Bir kısım yorumcu ise Türkiye’nin dış politika hamlelerini, askeri gücünü ve diplomasi kabiliyetini eleştirerek, olumsuz bir perspektif sunmaya çalışıyor. Bu durumu anlamak zor; zira Türkiye’nin etkisi ve nüfuz alanı genişliyor. Geçmişte, Libya, Somali, Irak gibi pek çok bölgede Türk ordusunun varlığı gözlemlenirken, ilerleyen süreçte umudun simgesi olan Emevi Camisi’nde namaz kılma hayali de gündeme geldi.
***
Halep’te yaşananların bir diğer boyutu, insani duygularla dolu olan Elif isimli bir çocuğun ifadeleriyle açığa çıktı. A Haber muhabirinin mikrofonunu uzattığı 10 yaşındaki Elif, “Çok güzel, hayat, hayat. Savaş bitti, Halep’e geldik. Teşekkürler Erdoğan, sen bize 10 sene tahammül ettin. Teşekkür ederiz” dedi. Bu sözler, onun çocuk olmasına rağmen, geçmişte yaşadıklarıyla ilgili derin bir olgunluk sergilediğini gösteriyor. Elif’in bu sözleri, birçok insana dokunmuş olmalı; zira onun kendisine tahammül edildiğini beyan etmesi, gerçekten düşündürücü bir durum yaratıyor. Elif’in tarif ettiği yaşam, bir dönemin sonunun geldiğini simgeliyor.
***
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “Emevi Camisi’nde namaz kılacağız” ifadesinin tartışılması, başka bir gündem maddesi. Davutoğlu, bu sözlerin kendisine ait olmadığını belirtse de, geçmişte benzer bir söylemi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dile getirdiği biliniyor. 5 Eylül 2012 tarihinde
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



