
Gürer, Tarım Kredi Marketleri’nde doğrudan üretici ve tüketiciyi koruması beklenen fiyat değişikliklerini inceleyerek, gıda enflasyonunun mevcut durumunu değerlendirdi. 2026 yılının başındaki fiyatlarla Nisan ayı fiyatlarını karşılaştıran Gürer, süt ürünlerindeki artışın toplumsal beslenme üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirtti.
Kamuoyunda “uygun fiyat” umuduyla takip edilen Tarım Kredi Marketleri’ndeki etiket değişikliklerini aktaran Gürer, yıl başında daha “erişilebilir” olan ürünlerin kısa süre içinde önemli oranlarda zamlandığını ifade etti. Gürer’in paylaştığı verilere göre; yılbaşında 34 TL olan 1 litrelik tam yağlı süt, 50 TL’ye çıkarak yüzde 47,05 oranında artış gösterdi. Tarım Kredi Olgunlaştırılmış Klasik Peynir (900 gram) ise 339 TL’den 440 TL’ye yükselerek yüzde 29,79 zamlandı. Beyaz peynirin kilogram fiyatı yüzde 18,91 artışla 220 TL oldu. Tarsüt tereyağı (1 kg) 410 TL’den 500 TL’ye çıkarak yüzde 21,95 oranında arttı. Tarsüt tulum peyniri (1 kg) yüzde 20,47 artışla 512 TL’ye ulaşırken, kaşar peyniri (1 kg) yüzde 17,40 oranında yükseldi.
“Bir kilogram peynirin bedeli, kasaptaki bir kilogram kıyma veya kuşbaşı etin maliyetini zorlar hale gelmiştir.”
Süt ürünlerinin fiyatlarının kırmızı etle rekabet eder hale geldiğini dile getiren Gürer, “Süt ürünleri artık ‘lüks segment’te yer alan kırmızı et fiyatlarıyla yarışır konumda. Bir kilogram peynirin fiyatı, kasaptaki bir kilogram kıyma veya kuşbaşı etin maliyetini aşar hale gelmiştir. Dar ve sabit gelirli emekliler için süt ürünlerine ulaşmak, mutfakta protein kaynağı olarak alternatif bir seçenek olarak kalmakta ciddi bir sorun teşkil etmektedir.” dedi.
Artan fiyatların, taklit ve tağşiş ürünlere zemin hazırladığına dikkat çeken Gürer, “İçinde süt olmayan, kemik unu, nişasta ve bitkisel yağ ile üretilen ürünlerin peynir adıyla satıldığı farklı dönemlerde tespit edilmiştir. Artan fiyatlarla birlikte bu sürecin denetiminin artırılması zorunlu hale gelmiştir.” ifadelerini kullandı.
“Dört kişilik bir ailenin sadece kahvaltıdaki peynir gideri aylık 2 bin 640 TL’ye ulaşmaktadır.”
Dört kişilik bir ailenin peynir tüketimi üzerinden örnek veren Gürer, “Dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenme standartlarına uygun şekilde fert başına günlük sadece 50 gram peynir tüketmesi durumunda, hanenin aylık peynir ihtiyacı 6 kilogramı bulmaktadır. Kilogram fiyatı 440 liraya ulaşan bir peynir baz alındığında, sadece kahvaltıdaki peynir gideri aylık 2 bin 640 TL’ye ulaşmaktadır. Asgari ücret ve emekli maaşlarının gıda enflasyonu karşısında eridiği bir tabloda, bir süt ürünü için bu denli yüksek bir pay ayrılması, beslenmenin lüks haline geldiğini göstermektedir.” şeklinde konuştu.
Süt ürünlerindeki fiyat artışının üreticiye yansımadığını belirten Gürer, “Yılbaşından bugüne geçen dört ayda, temel protein kaynağı olan peynir ve sütte rafta yüzde 50’ye varan artışlar yaşandı. Bu artışlar, asgari ücretin ve emekli maaşının alım gücünü doğrudan mutfakta eritiyor. Tüketici artan fiyatlardan şikayetçi.” dedi. Gürer, çiğ süt fiyatlarının değişmemesine de dikkat çekerek, “Her gün yem ve ahır giderleri artarken, süt inekçiliği yapan üreticiye yıl başında belirlenen litre fiyatı 22,22 TL olarak kaldı. Üreticinin gideri arttı, geliri aynı kaldı. Hayvancılık zarar ediyor ancak rafta artan ürünlerin kazancını aracılar ve şirketler elde ediyor. Süt inekçiliği yapan kaybederken, yurttaş da ürünlere ulaşmakta zorlanıyor.” ifadelerini kullandı.
Ulusal Süt Konseyi’nin çiğ süt fiyatını güncelleyeceğini hatırlatan Gürer, “O fiyat açıklanmadan süt mamullerine zam yapıldı. İktidarın hayvancılığı bitirme noktasına getiren yem ve girdi politikaları düzeltilmeden, aracılık sistemi ve raf fiyatlarının makul seviyelere gelmesi de mümkün görünmüyor.” dedi.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



