
Hangi tatil bir yılı tazeleme potansiyeline sahip?
Hangi tatil, günlük yaşamımızı huzur dolu bir şekilde renklendirecek kadar uzun ve etkili olabilir?
***
Düşün bir…
Yıllar boyunca sahillerde vakit geçir, her yaz Kuzey Ege ve Çeşme’nin keyfini çıkar…
Tatil bölgelerindeki kalabalıklara, çocukların lunaparkta neşelendiği gibi yaklaş…
Sonrasında kalk ve böyle sorular sor!
Bu sorular 2004 yazına kadar uzanıyor…
Geçenlerde karşıma çıktı ve bunları sorarken altına şu notu düşmüşüm:
Asıl önemli olan, tatilimizin keyfini çıkarmak için çırpındığımız dönemler değil, günlük hayatımızdır; bunun için ne yapıyoruz?
Ne kadar uzatırsak uzatalım, tatillerimiz her zaman "KISACIK" kalıyor.
***
Haksız mıyım?
Hayır!
Fakat belki de meseleyi biraz sert bir şekilde ele almış olabilirim.
Evet!
***
Dünya sürekli değişiyor ve son yıllarda bu dönüşümün hızı artıyor.
Ancak tatil denilince bazı şeylerin değişmediğini görmekteyiz.
Geçen gün yine bir haber okudum…
Japonlar, tatil dönüşlerinde tıbbi yardım alacak kadar depresyona girmeye devam ediyorlarmış…
Geçmişte de Paris’e akın eder, beklentileri karşılanmadığında otel odasından çıkmaz ve dönüş tarihini beklerlerdi. (Modern psikiyatri bu duruma "Bu muymuş Paris?" adını vermişti.) Şimdi kim bilir, tatillerinin tadı neden kaçıyor!
Ancak burada mesele "tatil dönüşü" değil, gündelik hayata dönüşle ilgili…
Sorun orada çünkü…
Artık "Harika bir tatile çıkarım, bu bana iyi gelir" şeklinde geçiştirilecek bir sorun değil bu…
***
Şimdi de bugünkü durumumdan bahsedeyim…
Pandemi sonrası eski yaz tatili alışkanlıklarımı geride bırakmıştım…
Mayıs ayı geldiğinde, İstanbul’da bir haftadan fazla durup yola çıkmayan ben, artık o eski halimden eser yok.
Fakat son iki yıldır, klasik bir yazlık kasabasında geçirdiğim günlere bayılıyorum…
Eğer yanınızda bal gibi tatlı iki kız çocuğu varsa…
Onların saf sevinci, deniz ve güneşin coşkusu her şeyi gölgede bırakıyorsa…
Dönüşte sizi bekleyenler ya da işleri düşünmek aklınıza bile gelmiyor…
***
Günde iki kez dondurma almak için bakkala gidişlerimizin keyfi mesela…
O iki üç dakikalık yürüyüşler boyunca yaptığımız sohbetlerden daha güzel ne olabilir?
Ah, bir de o muhteşem mehtabı cep telefonuma kaydedebilsem!
"Olmaz, dayıcığım," diyor küçük kız;
"Cep telefonlarının kameraları bu konuda çok sorunlu…"
Bilmedikleri bir şey yok ki!
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



