
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş liderliğinde 21’inci ve son toplantısını gerçekleştirdi. Toplantının ardından ortak rapor oylanacak ve böylece komisyonun görev süresi sona erecek.
Kurtulmuş’un taslak metni parti temsilcileriyle paylaşmasının ardından, yapılan görüşmeler ve değerlendirmeler sonrasında komisyonun gündeminde ortak rapor yer aldı.
“RAPOR YAZILMASI DEĞERLİDİR”
Toplantıda söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, ortak raporun hazırlanma sürecinin siyasi partiler arasında bazı pozisyon değişikliklerini ve ortak akılda buluşmayı zorunlu kıldığını ifade etti.
Emir, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak kamuoyu ile paylaştığımız kendi raporumuza bağlıyız. Ancak beş parti ve diğer partilerin katkılarıyla hazırlanan bu rapor, barış, demokrasi ve Türkiye’nin hukuk standartlarının yükselmesi için önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir” dedi.
“BİZ KARŞILAMADIĞINI İFADE ETMEK İSTERİZ”
Emir, rapora yönelik eleştirilerinin olduğunu ve özellikle ilk beş bölümde kullanılan dilin sorunlu olduğunu vurguladı.
Emir, “Bu raporun ilk beş bölümündeki dilin belirli bir siyasi ve sosyolojik bakış açısını yansıttığını, bizleri kapsamadığını belirtmek isterim. Bu cümleler, belirli bir ideolojik bakış açısını yansıttığı için bizi tam anlamıyla karşılamıyor” şeklinde konuştu.
Emir, raporun 6’ncı ve 7’nci bölümlerine özel bir önem atfettiklerini belirterek, “6’ncı bölümdeki yasal düzenleme önerileri ve 7’nci bölümdeki demokratikleşme önerileri, Türkiye’nin demokrasi standartlarını yükseltme ve toplumsal barışı inşa etme konusunda Meclisimize önemli bir görev yüklemektedir” dedi.
“BU KOMİSYON ÇALIŞMALARI BEKLENEN UMUDU DOĞURMAMIŞTIR”
Emir, komisyonun bir umut üretme amacı taşıdığını, ancak çalışma süreci ile Türkiye’nin siyasal ortamının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Komisyonun görev yaptığı dönemde Anayasa’nın ihlal edildiğini, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmadığını savundu.
Emir, “Bu komisyon görev yaparken Anayasa’nın sürekli ihlal edildiği, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına uyulmadığı bir süreçte çalışmıştır. Örneğin, bu Meclis’in bir üyesi olan Can Atalay hukuksuz bir biçimde cezaevinde tutulmakta, Tayfun Kahraman ve Selahattin Demirtaş da AİHM kararlarına rağmen cezaevinde bulunmaktadır. Bu durum, tutukluluk uygulamalarının cezaya dönüştürüldüğünü gösteriyor ve Türkiye siyasetinin adliye koridorlarından yönetilmeye çalışıldığını ortaya koymaktadır. Bu açıdan, bu komisyonun çalışmaları beklenen umudu doğurmamıştır” dedi.
“AİHM KARARLARI ARTIK YAŞAMA GEÇECEK MİDİR?”
Emir, komisyona Türkiye’nin önüne bir perspektif koymak üzere önemli bir görev verildiğini ancak beklenen umutları yeşertebilmek için somut adımlar atılmasının şart olduğunu belirtti. “Bugünden sonra asıl soru, bu raporun yaşama geçip geçmeyeceğidir. Bugüne kadar sadece sözde kalan demokrasi, toplumsal barış, hukuk devleti, adalet ve AİHM kararları artık hayata geçirilecek midir? Bu sorunun cevabı önemlidir. Bu rapor, her birimize bir yükümlülük getirmektedir ve lafta kalmamalıdır” dedi.
Emir, raporun içeriği doğrultusunda yasal düzenlemeler, idari adımlar ve iktidarın atması gereken adımların acilen hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirerek, “Türkiye’nin barışını inşa eden, kavgalarını azaltan, demokrasi standartlarını yükselten ve hukuk devletini güçlendiren bir umut yaratma zorunluluğumuz var. Bu komisyon, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Meclisimizin özel bir komisyonudur ve Cumhuriyetimizin demokratik, laik, anayasal yapısını korumayı hedeflemiştir” şeklinde konuştu.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



