TBMM’de Bütçe Tartışmaları: Dış Politika Eleştirisi

Haber MerkeziHaber Merkezi
3 okunma
TBMM’de Bütçe Tartışmaları: Dış Politika Eleştirisi

TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl’ün liderliğinde, 2026 yılı için TBMM Başkanlığı, Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı bütçelerini görüşmek üzere toplandı. Çeşitli siyasi partilerin temsilcileri, bütçelerle ilgili görüşlerini ve önerilerini ifade ediyor.

CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan, Cumhurbaşkanlığı tarafından uzun süredir belirlenen etkisiz dış politikaya ve Dışişleri Bakanlığı’nın yetersiz yönetimine dikkat çekti. Tan, AKP hükümetinin dış politika yapım sürecinde kurumlar arası istişareyi ihmal ettiğini belirtti ve sözlerine şöyle devam etti:

“Gazi Meclisimiz dâhil, hiçbir kuruma hesap verme gereği hissetmeyen tek adam, kişisel hukukuyla sınırlı bir dış politikayı ısrarla sürdürmeye devam ediyor. Dışişleri Bakanı ve ekipleri, sarayın emirlerini uygulamaktan başka bir sorumluluk taşımıyor. Bunun yanı sıra, Erdoğan’ın kişisel kararları iktidar medyasında devlet politikası olarak öne çıkıyor. Onlar için devlet, sanki tek bir kişinin bilgi birikiminden ibaret. Eleştirenler ise devlete ihanetle suçlanıyor. Hükümetiniz denge arayışında, bunu anlıyoruz ancak bu konuda bir tutarsızlık yaşanıyor.”

“SAYIN ERDOĞAN F-35’E DÖNEBİLMEK İÇİN BEYAZ SARAY KAPILARINDA MEŞRUİYET DİLENİYOR”

Tan, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türkiye’nin demokrasi açısından ciddi zararlar gördüğünü ve batı ittifakından uzaklaştığını vurguladı. “Siz, rejim eleştirisi yapmayan Rusya’ya gereğinden fazla yakınlaştınız. Bu bağlamda birçok taviz verdiniz ve Suriye politikanızı tamamen Rusya’nın isteklerine göre değiştirdiniz. Rusya’dan S-400’leri alma ısrarınız, bizi F-35 ortak üretim projesinden dışladı. Oysa hava savunmamız NATO sistemleriyle uyumlu olduğu için bu füzeleri kullanmamız mümkün değildi. Üstelik Putin, teknolojik bilgileri vermeyi reddederek size ciddi bir darbe indirdi. Şimdi, Sayın Erdoğan F-35 projesine dönmek için Beyaz Saray’da meşruiyet arayışında.”

Tan, Biden döneminde Erdoğan ile ABD hükümeti arasında yaşanan gerilimlere de değinerek, Trump’ın göreve gelmesiyle ilişkilerin değiştiğini belirtti. “Erdoğan, ABD dış politikasını yalnızca Başkanın belirlediğini sanıyor ve bu nedenle onunla iyi ilişkiler kurarak istediğini elde edeceğini düşünüyor. Ancak durum, öngördüğü gibi gelişmedi. İki buçuk ay önce Beyaz Saray’da yapılan görüşmede, Osmanlı’nın çöküş döneminde bile bu kadar baskıcı bir ilişki yaşanmamıştı. Bu süreçte, Türkiye’yi birçok alanda Amerikan mallarına açık bir pazar hâline getirdiniz,” dedi.

“BARİ MAAŞLI MEMURUNDAN BU KADAR KORKMAYIN”

Tan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a atfedilen Suriye politikalarının sona erdiğini vurguladı. “Suriye’nin geleceğinde etkiniz kalmadı. Peki, yeni Suriye’nin şekillendirilmesinde kim var? Herkesin bir büyükelçiden ziyade Trump’ın sömürge valisi olarak gördüğü Tom Barrack. Barrack, haddini aşarak açıklamalar yapıyor ve Erdoğan’a ‘Meşruiyeti biz sağlarız’ diyebilme cüretini gösteriyor. En son ülkemizi hedef alan açıklamalar yaptı. Ne zaman bu kişiyi susturacaksınız? Trump’tan korkuyorsunuz, anladık; bari maaşlı memurdan bu kadar korkmayın ve gerekeni yapın.”

“AVRUPA’YA İLTİCA BAŞVURULARI, ALMANYA’YA YASAL GÖÇ REKOR SEVİYEDE”

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının vize sorunlarına dikkat çekti ve Türkiye’nin demokrasi alanında geri gidişi ile yurttaşların yurt dışında yaşam arayışlarının arttığını ifade etti. Çakırözer, iktidarın AB üyelik sürecindeki kriterlere uymamasının sonuçlarını vurgulayarak şunları söyledi:

“Sayın Bakan, Türk pasaportu taşıyan öğrenciler, akademisyenler, hasta ve sporcular, ikinci sınıf muamele görmekten bıktı. 2016 yılında ‘Vizesiz Avrupa’ kampanyası başlatıldı, ancak 2026 yılına geldiğimizde 80 ülkeden vatandaşımız randevu bile alamıyor. Vize serbestisi için AB ile imzaladığınız anlaşmalara ve kendi Cumhurbaşkanlığı genelgelerinize uymuyorsunuz. Sadece 6 kriter kaldı, Avrupa ‘Hazırız’ diyor, biz de destek vermeye hazırız ama siz ısrarla hiçbir şey yapmıyorsunuz. Kapalı rejimler gibi yurttaşların dışarı çıkmasını engellemeye çalışıyorsunuz. Türkiye’yi demokrasi alanında geri götürdüğünüzde on binler, yüz binler umudu yurt dışında aramaya başlıyor. Avrupa’ya iltica başvuruları ve Almanya’ya yasal göç rekor seviyelere ulaştı.”

“Türkiye’nin AB üyelik sürecine sahip çıkmazsak, başkaları asla sahip çıkmaz. Gümrük birliğinin güncellenmesi, vatandaşlarımıza vize serbestisi ve Avrupa’nın güvenliğine katkı için konjonktürel ilişkiler yeterli olamaz. AB ile karşılıklı güvenin yeniden tesis edilmesi şarttır ve bunun olmazsa olmazı da Kopenhag Kriterleri, demokrasi ve adalettir. Kendi insanımız için de, yabancı yatırımcılar için de hukuk güvenliği şarttır. Türkiye raporlarında sürekli olarak ‘Demokratik gerileme devam ediyor’ ifadesi yer alıyor. Hükümetinizin yerine getirmediği kriterler yüzünden vatandaşlarımız cezalandırılıyor. Hakkımız olan mali yardım fonları bile sizin yüzünüzden 5 milyar eurodan 1 milyar euroya düştü. Sayın Bakan, hem Avrupa Birliği’ne inanmıyor, hem de oradan gelen kaynakları eşe dosta dağıtmaktan geri durmuyorsunuz.”

“AMERİKAN BÜYÜKELÇİSİ HARİTALAR ÇİZİYOR, SİZ SUSUYORSUNUZ”

CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, ABD Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın Türkiye ve Suriye ile ilgili açıklamalarına tepki gösterdi. “Halkın desteğini kaybetmiş ve birinci parti konumunu yitiren iktidar, adalet sistemini siyasetin bir aracı haline getirerek muhaliflerine karşı bir savaş aracı olarak kullanmaya çalışıyor. Türkiye’den yeterli desteği alamadığı için yabancıların yardımıyla iktidarda kalmaya çalışıyor. AK Parti dönemlerinde her yıl çeşitli skandallar ve dış politika rezaletleri yaşandı. Bu yılın en dikkat çekici olayı ise Amerikan Büyükelçisi’nin göreve başlamasıyla ortaya çıkan skandallar oldu. Bu büyükelçi, Türkiye’nin tarihi ve rejimiyle ilgili son derece rahatsız edici ifadeler kullandı; ancak Dışişleri Bakanlığı veya iktidar tarafından hiçbir tepki verilmedi.”

Amerikan Büyükelçisi, “Türkiye’nin Cumhurbaşkanına meşruiyeti biz veriyoruz” ifadesini kullandı. Bu cümle üzerinde düşünmek gerek. Eğer bir ülkenin yönetimindekiler, meşruiyeti yabancılardan arıyorsa, iktidarda kalmanın yolunu da yabancıların desteğinde arıyor demektir. Ne Dışişleri Bakanı’ndan ne de AKP’nin sözcülerinden herhangi bir tepki gelmedi. Amerikan Büyükelçisi konuşuyor, siz susuyorsunuz; haritalar çiziyor, siz yine susuyorsunuz. Ancak bilinmelidir ki, siz sussanız bile Türkiye’nin bağımsızlığı için mücadele edecek milyonlarca vatandaşımız var ve Cumhuriyet Halk Partililer asla susmayacaktır.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın