TCMB: Enflasyon Riskleri ve Sıkı Para Politikası

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
TCMB: Enflasyon Riskleri ve Sıkı Para Politikası

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetinde, artan jeopolitik gerilimlerin enerji ve emtia fiyatları üzerindeki etkisinin enflasyon görünümünde yukarı yönlü riskleri artırdığı belirtildi. Mart toplantısında faiz oranları sabit tutulurken, sıkı para politikası duruşunun sürdüğü ifade edildi. Talep koşullarındaki dengelenmenin dezenflasyon sürecine katkı sağladığı kaydedildi.

TCMB, 12 Mart 2026 tarihli PPK toplantı özetini kamuoyuna duyurdu.

Geçen hafta açıklanan faiz kararında, politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit kaldı. TCMB, sıkı para politikası duruşunu koruyarak, jeopolitik gerilimlerin ve yükselen enerji fiyatlarının enflasyon görünümündeki riskleri artırdığına dikkat çekti. Kurul, belirsizlik ortamında temkinli bir yaklaşım sergiledi ve dezenflasyon sürecinin devamı için talep ve finansal koşulların dikkatle izleneceğini vurguladı.

Karar metni şu şekilde şekillendi:

Küresel Ekonomi

1. Şubat sonu itibarıyla meydana gelen jeopolitik gelişmeler, belirsizlikleri artırarak küresel risk iştahında bozulmalara ve enerji fiyatlarında yükselişlere neden olmuştur. Artan belirsizlikler, emtia fiyatlarında yüksek dalgalanmalara yol açarak ham petrol ve doğal gaz fiyatlarını önemli ölçüde artırmıştır. Tedarik zincirlerindeki aksamaların süresi ve boyutu, enerji fiyatlarının gelecekteki seyrini etkileyecektir.

2. ABD Yüksek Mahkemesi’nin bazı tarifeleri iptal etmesi, küresel ticaret politikalarındaki belirsizlikleri artırdı. Jeopolitik olayların etkisiyle büyüme görünümündeki aşağı yönlü riskler de güçlenmektedir. Küresel ölçekte zayıf ve kırılgan bir görünümün devam etmesi beklenirken, Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksi, bir önceki PPK dönemine göre aşağı yönde revize edilerek 2026 ve 2027 yıllarında yıllık bazda yüzde 2,2 oranında artacağı öngörülmektedir.

3. Emtia fiyatlarındaki artış, küresel enflasyon üzerindeki riskleri artırmış durumda. Merkez bankaları bu riskleri göz önünde bulundururken, gelişmelerin büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini de dikkate almaktadır. Jeopolitik gelişmelerin yol açtığı arz şokunun kalıcılığı ve enflasyon beklentilerine etkisi, küresel para politikalarının yönü açısından önem kazanmaktadır. Son zamanlarda, artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından portföy çıkışları gözlemlenmiş ve portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskler artmıştır.

Parasal ve Finansal Koşullar

4. Bireysel kredilerin 4 haftalık ortalama büyüme oranı, 23 Ocak–6 Mart döneminde yüzde 2,7 seviyesine gerilemiştir. Bu yavaşlamada ihtiyaç ve taşıt kredileri etkili olmuştur. TL ticari kredilerin 4 haftalık büyüme oranları ortalaması da yüzde 2,7 seviyesine düşerken, kur etkisinden arındırılmış yabancı para ticari kredilerdeki 4 haftalık büyüme oranı yüzde 1,1 ile yatay seyir izlemiştir.

5. Türk lirası mevduat faiz oranları, 23 Ocak ile biten haftaya göre 39 baz puan artarak, 6 Mart itibarıyla yüzde 44,4 seviyesine ulaşmıştır. Aynı dönemde TL ticari kredi faizleri (kredili mevduat hesabı ve kredi kartı hariç) 239 baz puan artışla yüzde 48,3 seviyesine yükselmiştir. İhtiyaç kredisi faizleri 259 baz puan artarak yüzde 59,0; konut kredisi faizleri 208 baz puan azalarak yüzde 34,2; taşıt kredisi faizleri ise 534 baz puan düşerek yüzde 32,6 seviyesinde gerçekleşmiştir.

6. TCMB, 24 Ocak tarihinde makrofinansal istikrarı ve parasal aktarım mekanizmasını güçlendirmek amacıyla yurt dışından temin edilen Türk lirası borçlara uygulanan zorunlu karşılık oranlarında değişiklikler yapmıştır. Ayrıca, 31 Ocak tarihinde sıkı parasal duruşu desteklemek ve makrofinansal istikrarı güçlendirmek amacıyla yabancı para kredilerdeki büyüme sınırı yüzde 1’den yüzde 0,5’e düşürülmüş, tüketicilere tahsis edilen kredili mevduat hesabı limitlerine de yüzde 2 büyüme sınırı getirilmiştir.

7. TCMB brüt uluslararası rezervleri, 23 Ocak’tan bu yana 18,1 milyar ABD doları azalarak 6 Mart itibarıyla 197,5 milyar ABD doları olmuştur. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 21 Ocak’tan bu yana yaklaşık 40 baz puan artış göstererek 11 Mart itibarıyla 254 baz puan seviyesine ulaşmıştır. Türk lirasının 1 ay vadeli kur oynaklığı 11 Mart itibarıyla yüzde 13,3, 12 ay vadeli kur oynaklığı ise yüzde 20,8 seviyesine yükselmiştir. Son PPK toplantı haftasından 6 Mart’a kadar Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) piyasasına 0,6 milyar ABD doları, hisse senedi piyasasına ise 1,1 milyar ABD doları olmak üzere toplamda 1,7 milyar ABD doları net portföy girişi gerçekleşmiştir.

Talep ve Üretim

8. Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla (GSYH), 2025 yılının dördüncü çeyreğinde yıllık ve çeyreklik bazda sırasıyla yüzde 3,4 ve yüzde 0,4 oranında artış göstermiştir. Tarım katma değeri, bitkisel üretimde meydana gelen don ve kuraklık olayları nedeniyle daralmış, bu durum yıllık büyümeyi sınırlamıştır. Harcama yöntemine göre incelendiğinde, özel tüketim ve toplam yatırımların yıllık büyümeye olumlu katkı sağladığı gözlemlenmiştir. Çeyreklik bazda özel tüketimde bir artış yaşanırken, toplam yatırımlar sınırlı olarak gerilemiştir. Aynı dönemde, çeyreklik bazda mal ve hizmet ithalatında artış, ihracatta ise düşüş gerçekleşmiştir. Net ihracatın çeyreklik büyümeye katkısı negatif yönde olmuştur. Bu bağlamda, iktisadi faaliyet son çeyrede potansiyelinin altında bir büyüme sergilemiştir. 2025 yılı genelinde büyüme ise yüzde 3,6 olarak gerçekleşmiştir.

9. Ocak ayında perakende satış hacim endeksi, aylık bazda yüzde 2,4, çeyreklik bazda ise yüzde 4,3 oranında artış göstermiştir. Altın hariç perakende satışların artışı daha düşük seviyelerde kalmıştır. Ticaret satış hacim endeksi ise aynı dönemde aylık bazda yüzde 0,1, çeyreklik bazda ise yüzde 1,5 oranında artış kaydetmiştir. Hizmet üretim endeksi, aralık ayında aylık bazda yüzde 1,0, çeyreklik bazda ise yüzde 0,5 oranında ılımlı bir artış göstermiştir. Şubat ayı itibarıyla kartla yapılan harcamalar çeyreklik bazda sınırlı bir artış sergilemiştir. Beyaz eşya satışları ocak ayında düşerken, otomobil satışlarında da şubat ayı itibarıyla gerileme

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın