Tek Adam Rejimi: Krizler ve Liyakat Çöküşü

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Tek Adam Rejimi: Krizler ve Liyakat Çöküşü

CHP’nin “Manzara-i Umumiye” bölümünde yer alan değerlendirmelerde, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yürütme üzerindeki denetim ve sınırlamaların neredeyse tamamen ortadan kaldırıldığına dikkat çekildi. Devlet geleneği ve bürokratik liyakat kültüründe meydana gelen “dramatik bozulma” ifadesiyle bu durumun ciddiyeti vurgulandı.

‘KRİZLERİN REJİMİ’

Şerhte, yüzyıllardır var olan bürokratik liyakat, ehliyet ve sorumluluk ilkelerinin “sözde yenilikçilik” adı altında göz ardı edildiği ifade edildi. “Tek adam rejimi, siyasi ve ekonomik krizlerin rejimi olmuştur” ifadesiyle bu sistemin Türkiye’ye yalnızca “adaletsizlik, anayasa ve yasa tanımazlık, hukuksuzluk, yoksulluk, yolsuzluk ve zulüm” getirdiği belirtildi.

‘BELLEK SİLİNDİ’

Cumhurbaşkanlığı bünyesinde mevcut kamu yönetimi ile ilgili işlevleri olan kurumlara paralel yeni yapıların oluşturulduğuna dikkat çekilirken, bazı kamu kurumlarının işlevsiz hale getirildiği kaydedildi. Bu yöntemle kamu yönetiminde mevcut bellek silinmiş durumdadır.

‘PARTİZANCA ANLAYIŞ’

Şerhte, işe alımlarda “partizanca bir anlayış”ın hakim olması nedeniyle liyakat ilkesinin tamamen ortadan kalktığı ifade edildi. Uzmanlık, vasıf, bilgi birikimi ve yeterliliğin “değer” olmaktan çıktığı vurgulandı.

‘SARAY VE ÇEVRESİ…’

Yeni düzenin, halkın yani kamu kaynaklarının denetimsiz, yozlaşmış ve adil olmayan bir şekilde dağıtıldığına dikkat çekildi. “Saray ve çevresi ile iyi ilişkiler kuranlar, kamu kaynaklarına haksız bir biçimde ulaşarak zenginleşirken, demokratik bir temsil ve hakça bölüşümden yana olanlar dışlanmakta ve cezalandırılmaktadır. Bu sistem, kaynakların bölüşümünü hükümet destekçileri lehine artırarak toplumu siyasal anlamda da ayrıştırmaktadır” denildi.

‘ANAYASA İHLALİ’

Kamu hizmetine girmede eşitlik ve liyakat ilkelerinin etkisiz hale getirildiği vurgulandı. “Devlet aygıtında partizanlaştırma sürecinin” hız kazandığına işaret edilirken, “Bütçe sunumunu Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın yapması; Cumhurbaşkanı’nın ise, TBMM’yi muhatap almaması, anayasanın açıkça ihlalidir” ifadesi dikkat çekti. Türkiye Varlık Fonu gibi uygulamaların kamu mali yapısında tahribat yarattığı belirtilerek, fonun “ikinci bir Hazine gibi” çalıştığı ve kârlı kuruluşları bünyesine aldığı aktarıldı.

821.5 MİLYARLIK YÜK!

Şerhte, Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) projelerinin bütçeye olan yüküne de dikkat çekildi. Bu projelerin 2026, 2027 ve 2028 yıllarında bütçeye toplamda 821.5 milyar lira yük getireceği vurgulandı. Projelerin bütçeye getireceği yükün ise gelecek yıl 238.5 milyar lira, 2027’de 274 milyar lira, 2028’de ise 309 milyar lira olacağı belirtildi.

‘SAKLANIYOR…’

Şerhte, “Bu projelerin önemli bir bölümünde fizibilite çalışmalarının doğru yapılmadığı sonradan anlaşılmakta, sözleşmelerin denetim elemanlarından ve milletvekillerinden ‘ticari sır’ bahanesiyle saklandığı” ifade edildi.

‘SÖMÜREN DÜZEN’

Son günlerde tartışma konusu olan MESEM uygulamasına da değinilen şerhte, “AKP’nin eğitim ve istihdam politikaları adı altında yaygınlaştırdığı MESEM, çocuk emeğini sistematik bir şekilde sömüren bir düzen haline gelmiştir. Bu program, eğitim alması gereken çocukları ucuz iş gücü olarak kullanmanın bir aracı olarak işletilmekte, ekonomik krizle boğuşan ailelerin çaresizliğini fırsata çevirmektedir” değerlendirmesi yapıldı.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın