Thomas Arslan’dan Yeni Film: Kavrulmuş Toprak

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Thomas Arslan’dan Yeni Film: Kavrulmuş Toprak

iahaber Haber Merkezi

iahaber Almanya

Türkiye kökenli Alman yönetmen Thomas Arslan, yedi yıl aradan sonra 2024 yılında çektiği “Verbrannte Erde – Kavrulmuş Toprak” filmi ile sinemaseverlerle buluşuyor. WDR’in katkılarıyla hayata geçirilen bu yapım, Alman Birinci Kanalı ARD tarafından dijital arşive alındı.

Film, Berlin’i terk eden suçlu Trojan’ın (Misel Maticevic) başarısız bir soygun girişiminin ardından yıllar sonra parasız ve çaresiz bir şekilde başkente dönüşünü ve yeni maceralarını anlatıyor. Trojan, hem Berlin’in hem de ilişkilerin değiştiğinin farkına varıyor. “Kavrulmuş Toprak”, klasik Alman gangster – suç türüne minimalist ve karakter odaklı bir yaklaşım getiriyor. Film, az diyalog ve soğuk bir üslup ile dikkat çekiyor.

Doksanlı yılların sonu ve 2000’li yılların başında ortaya çıkan Berlin Okulu’nun kurucularından biri olan Arslan, aynı zamanda üçlemenin üçüncü filmini çekmeye hazırlanıyor. Arslan, iahaber’ün sorularını yanıtladı.

Misel Maticevic, “Kavrulmuş Toprak” filminde

– Son filminiz “Kavrulmuş Toprak”ta minimalist ve az diyaloglu tarzınızı sürdürdüğünüzü görüyoruz. Sosyal medyanın etkisiyle hızlanan film dünyasında bu tarzı devam ettirmek zor olmuyor mu?

Belirli bir tarza sadık kalmaya çalışmıyorum. Filmi çekerken beni asıl ilgilendiren unsurlar var. Hikâyeleri ve karakterleri fazla açıklamamak, seyircinin hayal gücüne bırakmak ya da fiziksel hareket akışlarıyla çalışmak gibi unsurlar bunlar.

– “Kavrulmuş Toprak” karakter odaklı bir film. “Gölgelerde” filminin devamı olarak, üçüncüsü de gelecek mi? Karakterlerinizi nasıl seçiyorsunuz?

Karakterleri, ya tanıdığım kişilerden ya da kendi deneyimlerimden yola çıkarak belirliyorum. Ancak bazen bu karakterler benden uzak olan (örneğin Trojan karakteri) ve beni doğrudan etkilemeyen figürler de olabiliyor. Her filmde karakterlerim farklılık gösterebiliyor.

– Daha önce Berlin üçlemesini çekmiştiniz. Üçleme düşünceniz bilinçli bir tercih mi?

Aslında, bu projeler en başından beri bir üçleme olarak planlanmamıştı. Hikâyeler üzerinde çalıştıkça bu şekilde gelişti. “Dealer – Torbacı” ve “Der Schöne Tag – Güzel Bir Gün” gibi filmler, ilk film “Geschwister – Kardeşler”in yapım sürecinde ortaya çıktı. Hazırlık aşamasında pek çok ek hikâye birikmişti. “Trojan Üçlemesi”nin üçüncü filmi ise “Verbrannte Erde”nin yapım sürecinde oluştu. Üç filmde de aynı ana karakter var; yıllar içinde pek değişmiyor ama çevre değişiyor. Bu karakterle henüz işim bitmemiş gibi hissediyorum.

Marie-Lou Sellem ve Marie Leuenberger, “Kavrulmuş Toprak” filminde

– Berlin üçlemesinde Türk kökenli Alman gençlerin hikâyelerini ele almıştınız. Bu konuları gerçekçi bir biçimde ele aldığınız için film dünyası sizi post-migrant sinemanın öncülerinden biri olarak nitelendiriyor. Bu durum sizi memnun ediyor mu?

Bu tür sınıflandırmaların rahatsız edici olduğunu düşünüyorum. Kendimi belirli bir konuya ya da uzmanlık alanına sıkıştırmak istemiyorum.

– Berlinale’de Türkiye kökenli yönetmen İlker Çatak Altın Ayı ödülüne layık görüldü. 22 yıl önce Fatih Akın da aynı ödülü almıştı. Göçmenler, sinemanın sadece konularıyla değil, kamera arkasına geçerek de katkıda bulunuyor. Bu katkıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Alman kökenli olmayan sinemacıların kendi hikâyelerini anlatması oldukça doğal. Bu filmlerin mutlaka “göçmenlik” temasına odaklanması da gerekmiyor.

– Fatih Akın’ın “Duvara Karşı” filmi Almanya’daki Türk gençlerinin hikâyesini ele almıştı. İlker Çatak ise “Sarı Zarflar”da Türkiye’den bir hikâyeyi Almanya’da çekti. Bu film ve tarzı hakkında ne düşünüyorsunuz?

“Sarı Zarflar”ı henüz izlemedim. Ancak okuduklarımdan yola çıkarak bu iki filmin oldukça farklı olduğunu düşünüyorum.

Marie Leuenberger, “Kavrulmuş Toprak” filminde

– “Berliner Schule – Berlin Okulu”nun bir üyesi ve kurucularından biri olarak anılıyorsunuz. Bu akım halen devam ediyor mu?

Berlin Okulu olarak adlandırılan akımın kimlerden oluştuğuna film eleştirmenleri karar verdi; bu etiket altında toplanan yönetmenler değil. Biz hiçbir zaman belirli bir grup olmadık ve kurallar koymadık. İçlerinden bazılarıyla dostluğum hâlâ sürüyor. Ayrıca, artık tek tek filmler söz konusu olduğunda Berlin Okulu’ndan eskisi kadar bahsedilmemesini olumlu buluyorum; çünkü yönetmenlerin filmografileri zamanla oldukça farklı yönlere evrildi.

– Gelecek planlarınız neler?

Şu anda “Trojan Üçlemesi”nin üçüncü bölümü için finansman sürecindeyiz. Maalesef, bu süreç çoğu zaman oldukça uzun sürüyor. Çekimlerin 2027 yazında başlaması planlanıyor. Ondan sonra ne yapacağım henüz netleşmedi.

Thomas Arslan kimdir?

Thomas Arslan

Thomas Arslan, 16 Temmuz 1962’de Almanya’nın Braunschweig kentinde dünyaya geldi. Türk bir baba ve Alman bir annenin çocuğu olarak, çocukluğunun bir kısmını Essen’de, ilkokul dönemini

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın