Tokat’ın Seramik Kültürü: Gizli Hazineler Keşfediliyor

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Tokat’ın Seramik Kültürü: Gizli Hazineler Keşfediliyor

Yunanistan’ın Spetses adasında gerçekleşen bir yaz düğününde, masalardan birinde oturan yaşlı bir adamla sohbet ediyorum. “Senin ülkenin seramikleri üzerine araştırma yapıyorum!” diyor.

Bu kişi, John Carswell, Kütahya seramikleri hakkında kaleme aldığı eserlerle tanınan saygın bir araştırmacı. “Bizde Kütahya, İznik ve Çanakkale seramikleri bilinir. Başka bir yer var mıdır?” diye sorduğumda, “Olmaz mı?” diyor, “Tokat seramikleri de oldukça değerlidir… Ancak maalesef yeterince incelenmemiştir.”

İstanbul’a döndüğümde, Tokatlı arkadaşlarıma bu konuda soru sorduğumda, çoğu “Bakırcılık, yazmacılık, dokumacılık, ahşap oymacılığı, kuyumculuk, demircilik, dericilik var ama çömlekçilik hakkında pek bir şey bilmiyorum” şeklinde yanıt verdi.

Arkadaşım Altan Marcelli, seramik konusuna oldukça meraklıydı ve zengin bir seramik koleksiyonuna sahipti; konuyu onunla birlikte araştırmaya başladık:

Tokat’ta seramiğin uzun bir geçmişi olduğunu, bu üretimin geçmişte seyyahların kitaplarında yer aldığını öğrendik. Tokat’ın Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde önemli bir ulaşım ve ticaret merkezi olduğunu, İpek Yolu’nun yanı sıra Bursa’yı Tebriz’e bağlayan yol üzerinde bulunduğunu da keşfettik. Önemli ticaret yollarının kesişim noktasındaki Tokat, 1708-1846 yılları arasında Anadolu’daki iç gümrük merkezlerinden biri olmuştur.

1618 yılında Tokat’ı ziyaret eden Polonyalı Simeon, Seyahatnamesi’nde bu şehrin su açısından zengin ve verimli topraklara sahip olduğunu belirterek, kagir yapılarla dolu olan bedesten, bit pazarı, kuyumcu çarşısı ve hanların bulunduğunu ifade etmiştir.

1701 yılında Tokat’ı ziyaret eden Tournefort, şehri “Küçük Asya’nın Ticaret Merkezi” olarak tanımlamış ve “Tokat’ın en büyük ticareti bakır kap-kacaklar üzerinedir; çok iyi işlenmiş bakır eşyalar İstanbul’a ve Mısır’a gönderilmektedir” şeklinde bir tespit yapmıştır.

1743 yılında Tokat’ta bulunan Jean Otter, şehrin kalabalık nüfusu ve güzelliği hakkında bilgi vererek, camileri, medreseleri, kervansarayları, hamamları ve birçok bahçe ile bağın bulunduğunu belirtmiştir.

Bu bilgileri edindikten sonra Tokat’a gitmeye ve konuyu daha derinlemesine incelemeye karar verdik. İlk gidişimizde, “Tokat tarihi ve kültürü hakkında başvuracağınız önemli kaynaklardan biri Hasan Erdemli’dir” diye tavsiyelerde bulunuldu.

Hasan Bey, temel gıda ve ihtiyaç maddelerini satan bir marketin sahibiydi; bizi dükkanında ağırlayarak Tokat ve seramik konusunda önemli bilgiler sundu. H. John van Lennep’in 1864 yılında Tokat’a geldiğini ve kentin o zamanki durumunu çizdiği resimlerle güzel bir şekilde yansıttığını anlattı. Arşivindeki resimlerle bunu destekledi.

Altan Marcelli ile birlikte Tokat’a birçok kez giderek, kütüphanelerde çalışarak Tokat Valiliği’nin 2016 yılında yayımladığı “Tokat Seramikleri / Ceramics of Tokat” adlı kitabı (iki dilde) kaleme aldık.

Bu yıl, büyük kızımın Amerika’da yaşayan iki oğlu ve kız arkadaşları Türkiye’ye geldiklerinde, onları Tokat’a götürmenin ülkemizi daha iyi tanımalarına yardımcı olacağını düşündüm. İyi ki böyle yaptık; gençler uçaktan inince Saklı Bahçe’de Tokat kebabı ve Tokat yaprağı sarması yediler. Kebabın Tokat’a özgü fırında nasıl pişirildiğini izlediler. Ardından 500 yıllık bir handa konakladık: Tokat’ın merkezinde restore edilmiş Deveciler Hanı otel olarak hizmet veriyordu.

Gençleri Hasan Erdem Bey ile tanıştırdım, onun önerdiği yerlere götürdüm: Yağıbasan Medresesi’nde Türk-İslam Bilim Tarihi Müzesi, 15. yüzyılda inşa edilmiş bedestende yer alan Arkeoloji Müzesi, 1874 yılında yaptırılmış ve eski Türk konaklarının özelliklerini taşıyan Latifoğlu Konağı, Mevlevihane… Ayrıca, 3600 metrekarelik alanda Türkiye’deki şehir müzelerinin en zengini olan Belediye Müzesi’ni de ziyaret ettik!

Birçok farklı yere daha gittik. Tokat Olgunlaşma Enstitüsü’ne de uğradık. Yöreye özgü el sanatlarını ve geleneksel teknikleri modern imkanlarla birleştirerek tanıtma amacıyla Dokuma, El Sanatları, Nakış, Tahta Baskı ve Kalıp Oyma, Bakır İşleme ve Kuyumcu atölyelerinde çalışan usta meslek öğretmenlerinin eserlerini izledik.

Dönüşte edindiğim izlenimleri paylaşmak amacıyla yazmaya başladığım süreçte Tokat ile ilgili bir tezden faydalandım: Özlem Akyüz’ün Marmara Üniversitesi’nde kabul edilen Yüksek Lisans tezi, pek çok değerli bilgi içermekteydi. Tezde yer alan bir belgenin, “Kurutularak yeri iskâna açılan Çağa Gölü” resminin, Hasan Erdem’in arşivinden alınmış olması, Tokat konusunda önemli bir kaynak olarak Hasan Bey’in değerini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi’nde yayımlanan “Kültürel Miras Aktarımında Küratörlüğün Rolü: Hasan Erdem ve Tokat Şehir Müzesi” başlıklı yazıda M. Delen ile S. Yaman şu ifadeleri kullanmıştır:

“Tokat Şehir Müzesi, Tokat’ta tanınmış bir yerel tarihçi ve koleksiyoner olan Hasan Erdem’in küratörlüğünde, belediyeye bağlı olarak 2019 yılında kurulmuştur. Bu çalışmada, Hasan Erdem’in kişisel deneyimlerinden yola çıkarak kültürel mirasın aktarılması ve müzelenmesi konusundaki küratörlük ile şehir müzelerinin rolü incelenmiştir. Araştırma sonuçları, yerel kültür araştırmacılarına devlet ve yerel paydaşlar tarafından destek verilmesinin Türk kültürünün korunması ve yaşatılması açısından önemini vurgulamaktadır.”

Böyle bir geçmişe, birikime ve değerli hemşehrilere sahip olan Tokat, müzeleri, hanları, camileri ve restore edilmiş tarihi evleri ile kültür turizminin önemli merkezlerinden biri olmayı başaracaktır.

Dünyayı büyük adamların değiştirdiğini düşünürüz; ancak her zaman böyle değildir. Bazen, adı bilinmeyen birinin azmiyle gerçekleşen değişimler de vardır:

Bir kadın (Gaura Devi) 1974 yılında Hindistan’da ağaçları kesmeye gelen bir ekibe karşı diğer kadınları toplar ve birlikte ağaçlara sarılırlar. Bu direnişler, ormancılık politikalarının değişmesine ve kesimlerin sınırlanmasına yol açar.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın