Trump’ın Ateşkesi: İran Savaşında Yeni Senaryolar

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Trump’ın Ateşkesi: İran Savaşında Yeni Senaryolar

ABD Başkanı Donald Trump, 7 Nisan’da 15 günlük geçici bir ateşkes kabul ettiğini açıkladı ve bu gelişme sonrasında silahların büyük ölçüde sustuğu gözlemlendi. Ancak, bu durum ne Trump’ın açıklaması ne de ABD ile İran’ın, Pakistan’ın arabuluculuğunda İslamabad’da gerçekleştirdiği müzakereler, sizi yanıltmamalı. Kalıcı ve sahada test edilmiş bir ateşkes anlaşmasının sağlanması için henüz o noktaya ulaşmış değiliz.

Hatta diyebilirim ki…

BİR) Hızlı bir zafer elde etme hedefiyle sahada askeri olarak 40. günde tıkanan soykırımcı Epstein rejimi, bu ateşkesi, küresel piyasalarda kontrolden çıkma noktasına yaklaşmış bir rahatlama sağlamak ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ele geçirmek ya da İran’daki zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmeye yönelik kapsamlı kara operasyonları için gerekli yığınağı artırmak amacıyla geçici bir durak olarak değerlendirmiş olabilir.

İKİ) Bunun yanı sıra, savaşın enerji piyasaları gibi küresel ekonomide yarattığı kaosun ardında bir “plan” olabileceğini de göz ardı edemem. Hürmüz Krizi’nin tırmandırdığı enerji piyasalarındaki dalgalanmanın, Washington tarafından kontrollü bir şekilde arzulandığı ihtimali de oldukça yüksek. Bu durum, savaşın dinamiklerini anlamada son derece kritik bir unsur teşkil ediyor.

Şimdi, bu ifadelerle ne demek istediğimizi açalım.

BİR) KARA OPERASYONLARI

Eğer ABD, denizden füzelerle ya da havadan bombalama yaparak yol açtığı hasarla yetinmeyecek ve belirli hedeflere yönelik kara operasyonları gerçekleştirecekse, bunun için Körfez bölgesinde önemli bir askeri takviye gerekecek. Özellikle İshfehan operasyonunun başarısızlıkla sonuçlandığı göz önüne alındığında, bu ihtiyaç daha da belirgin hale geliyor. Ancak, ABD’nin Körfez bölgesine gönderdiği takviye birlikleri farklı rotalar ve zamanlamalarla ilerliyor.

Birincisi, USS Tripoli ve 31. Deniz Piyade Sefer Birliği (MEU) merkezli Tripoli Amfibi Hazırlık Grubu. 13 Mart’ta Japonya’nın Sasebo Limanı’ndan ayrılan bu grup, Malakka Boğazı’ndan geçerek 23 Mart’ta Hint Okyanusu Bölgesi’ndeki Diego Garcia üssüne ulaşmıştı. Nisan başında CENTCOM bölgesine girdiği tahmin ediliyor. 31. MEU, yaklaşık 2 bin 200 deniz piyadesi ve denizciden oluşuyor ve topçular, amfibi araçlar ile özel birimlerle destekleniyor.

İkincisi, USS Boxer ve ABD’nin Güney Kaliforniya bölgesinde konuşlanan 11. Deniz Piyade Sefer Birliği’nden oluşan Boxer Amfibi Hazırlık Grubu. Bu grup, 19-20 Mart tarihlerinde San Diego’daki üsten ayrıldı. Yaklaşık 13 bin 800 mil (22 bin 200 km) yol kat eden grubun en erken Nisan ortasında muharebe bölgesine ulaşması bekleniyor. USS Boxer, F-35B uçaklarıyla ve diğer destek unsurlarıyla donatılmış durumda. Ancak, bölgeye intikal etmeleri için daha zamana ihtiyaçları var.

Üçüncüsü ise Fort Bragg’da konuşlanmış 82. Hava İndirme Tümeni’nin Acil Müdahale Gücü’nden oluşan yaklaşık 2 bin askerden meydana gelen bir birlik. Bu birlik, bölgeye gönderilen en yeni askeri takviye olarak öne çıkıyor.

Güvenlik uzmanlarının değerlendirmelerine göre, bu unsurların yer alabileceği çatışmalara dair üç ana senaryo öne çıkıyor:

1. İran’ın petrol ihracatının tahminen yüzde 90’ını karşılayan Harg Adası’nın ele geçirilmesi veya abluka altına alınması;

2. Küresel petrol arzının yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın İran kontrolünden çıkarılması için İran kıyı şeridinin temizlenmesi;

3. İran’ın Natanz, Fordov ve İsfahan nükleer teknoloji merkezleri gibi stratejik tesislerine yönelik operasyonlar düzenlenmesi, ya da daha spesifik olarak, İran’a ait olduğu iddia edilen yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 440 kg uranyumun ABD güçleri tarafından “güvence altına alınması”.

Amerikalıların, bugüne kadar İran genelinde 9 bin hedefi vurduğu dikkate alındığında, tükettikleri hava savunma veya saldırı füzelerini yenilemeleri, kısa sürede gerçekleşmesi pek mümkün görünmüyor. Ancak ABD’nin yukarıda belirtilen senaryolardan en az birini hayata geçirebilmesi için tüm kara birliklerinin bölgeye intikali gerektiği ve bunun da bu ayın ortasında gerçekleşebileceği düşünülüyor. Bu nedenle, İslamabad’daki müzakerelerin kısa süre içinde sona ermesi ve silahların yeniden, daha şiddetli bir şekilde devreye girmesi ihtimali oldukça yüksek.

Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü’nün (IISS) kara savaşı uzmanı Ruben Stewart, Al Jazeera’ye yaptığı açıklamada, “İran’ın nükleer malzemesinin güvence altına alınması, mevcut kuvvetlerle en az gerçekçi senaryodur, çünkü bu, çok daha büyük ve sürekli bir kara birlikleri varlığı gerektirir,” demişti. Stewart’ın bu konuda haklı olduğunu söylemek mümkün. Ancak IISS uzmanı, “ABD, kuvvetlerini bölgeye kaydırarak pazarlık gücünü artırıyor ve diplomasinin başarısız olması durumunda elinin altında seçeneklerinin olduğunu gösteriyor,” diye de bir ekleme yaptı. Bu noktada, ona katılmak zor. Bölgeye yönelik ABD yığınağının diplomasinin zorlayıcı gücünü artırmak amacıyla yoğunlaştırılması, oldukça iyimser bir senaryo olarak değerlendirilebilir. Bunun, İran’a karşı etkili bir çözüm olacağına inanmıyorum, ayrıca ABD Başkanı ve “diplomasi” ekibinin geçmişi de bu çıkarımı desteklemiyor.

Ayrıca, İsrail Ben-Gurion Havalimanı’nda ABD’ye ait pek çok havadan yakıt ikmal uçağının beklediği görüntüleri de göz ardı etmemek gerekiyor. KC-135 ve KC-46A tipi tanker uçaklarının neden pistlerde konuşlandığı merak konusu.

Elbette, mesele yalnızca bu yığınakların varlığı ile sınırlı değil. Yoklukları da önemli bir faktör. Orta Doğu’ya takviye Amerikan kuvvetleri gönderilirken, burada bahsetmediğimiz bazı aktörlerin Pentagon’un başka coğrafyalardaki azalan varlığını ya da dikkati test etme riski gündeme gelebilir. Bu nedenle, gerilim dinamiklerine küresel bir perspektiften bakmak daha doğru olacaktır.

Peki, ABD liderliğinin İran’a yönelik olumlu müzakere mesajları ne olacak? Trump’ın İran liderliğine yönelik sosyal medya mesajlarına ya da açıklamalarına bakarak birtakım sonuçlar çıkarmak yanıltıcı olur. Zira Trump, sosyal medya üzerinden kime seslendiğine bakılmaksızın, aslında ya piyasalara ya

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın