Trump’ın İran Planı: Savaşın Gölgesindeki Kriz

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Trump’ın İran Planı: Savaşın Gölgesindeki Kriz

ABD Başkanı Trump, İran’ı kısa sürede dize getireceğini duyurmuştu. Ancak, savaşın dördüncü haftasına girmesi, bu hedefin ne kadar zor olduğunu gözler önüne seriyor.

Uzun süredir uygulanan yaptırımlara rağmen, İran’ın savunma yeteneklerini geliştirdiği ve bu günler için hazırlık yaptığı görülüyor. İran, savaşı stratejik bir plan dahilinde bölgeye yaymayı başardı.

Enerji arzını etkileyen gelişmeler sonucunda petrol fiyatları 110 ile 120 dolar arasında dalgalanırken, gaz fiyatları neredeyse iki katına çıktı. Küresel ekonomi, ciddi bir krizin eşiğinde bulunuyor. Eğer bu durum devam ederse, yaşanacaklar daha da vahim olabilir.

ABD ve İsrail, İran’ın en yüksek düzeydeki siyasi ve askeri liderlerinin ortadan kaldırılması durumunda, rejim muhaliflerinin ve halkın hareketleneceğini düşünmüştü. Ancak, bu beklentiler şu ana kadar gerçekleşmedi.

Trump, savaşın açılışında İsrail’in etkisi altında kalarak yanlış hesaplar yaptığından eleştiriliyor. Ayrıca, bu süreçte yeterli bir planlama yapmadığı da vurgulanıyor.

Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, ABD’nin bu savaşı İsrail’in ve ona bağlı Amerikan lobisinin baskısıyla başlattığını ifade ederek görevinden istifa etti.

Trump, özellikle kendi ülkesinde ve uluslararası alanda zor bir süreçten geçerken, savaşın seyrini lehine değiştirmek amacıyla yeni stratejiler geliştirmeye çalışıyor. Hem bölge içinden hem de dışından ülkeleri bir araya getirerek uluslararası bir koalisyon oluşturma çabası içinde olduğu görülüyor.

ABD, çeşitli ülkelerdeki hava üslerini kullanarak İran’a karşı operasyonlar düzenlemeyi, Suriye ordusunun Lübnan ordusuyla birlikte Hizbullah’a karşı harekete geçmesini sağlamak için yoğun bir diplomasi yürütüyor. Ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamak amacıyla NATO üyesi ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini devreye sokma çabasında olduğu bildiriliyor.

Riyad’da bir araya gelen Körfez ülkeleri ve Türkiye’nin de dahil olduğu 12 ülkenin İran’a saldırılarını durdurma çağrısı, İngiltere’nin ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki hedeflerine saldırı düzenlemesi için üslerini kullanmasına izin vermesi ve Japonya Başbakanı’nın açıklamaları, Trump için umut verici gelişmeler olabilir.

Ancak, Trump’ın destek arayışının önündeki en büyük engel, savaşın yasal dayanaklarına dair şüpheler ve kendisinin çelişkili politikalarıdır.

İran’a saldırı planları hakkında NATO müttefiklerini bilgilendirmeyen Trump, destek talebine olumlu yanıt alamadığında müttefiklerini eleştiriyor ve onları korkak olarak niteliyor.

ABD’nin, İran’ın enerji kaynaklarının bulunduğu bölgelere yönelik kara harekâtları yapabileceği sıkça dile getiriliyor. Bu senaryo gerçekleşirse, İranlı Kürtlerin de yerel müttefik olarak devreye girmesi muhtemel görünüyor.

İsrail’in çıkarları için bölgeyi ateşe veriyor

İran ile savaş, İsrail’in uzun zamandır sürdürdüğü, Orta Doğu’yu kendi güvenlik önceliklerine göre yeniden şekillendirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Bu savaşın er ya da geç patlak vermesi bekleniyordu ve Netanyahu, Trump’ı ikna ederek savaşı başlattı. İki ülke, İran’da birçok yeri bombalayarak büyük yıkımlara neden oldu, binlerce insan hayatını kaybetti fakat İsrail de ciddi zarar gördü.

İran’ın füzeleri ve insansız hava araçları, İsrail’in hava savunma sistemini aşarak birçok şehri vurmayı başardı. İsrail hükümeti, hasarın boyutunu gizlemek adına sansür uyguluyor. Körfez ülkeleri ve ABD de bu kaygıları paylaşarak benzer bir sansür politikası izliyor.

İran’daki teokratik rejimin savunulacak yanı yok; ancak İsrail’in politikaları da birçok açıdan eleştiriliyor. Netanyahu’nun yürüttüğü saldırgan politikalar, en yakın müttefiki olan ABD’yi bile zor durumda bırakıyor. Son olarak, İran’ın Güney Pars doğal gaz sahasını hedef alması Trump’ı tekrar öfkelendirdi.

Netanyahu’nun güvenlik için yaptığını söylediği her şey, aslında İsrail’in geleceğini tehlikeye atıyor ve dünya genelinde İsrail karşıtlığını artırıyor.

Savaşın diğer ülkelerdeki yansımaları

ABD’nin İran ile meşgul olması, ABD ile Kanada ve Avrupa müttefikleri arasında görüş ayrılıklarına yol açarken, dünya ekonomik bir krize doğru sürükleniyor. Bu durum, Rusya için olumlu gelişmeler olarak değerlendiriliyor.

Körfez ülkeleri, ilk kez bu yoğunlukta saldırılara maruz kalmış durumda; savaş, İran ve İsrail topraklarının yanı sıra Körfez ülkeleri üzerinde de etkili oluyor. Bu durum, Körfez ülkelerinde telafisi uzun yıllar sürecek maddi kayıplara neden oldu.

Hizbullah’ın İran’a destek vermesiyle Lübnan, bir kez daha İsrail’in şiddetli bombardımanına maruz kaldı. On binlerce Lübnanlı evlerini terk etmek zorunda kaldı ve güney Lübnan’daki işgal durumu yeniden gündeme geldi.

Suriye, savaşa bulaşmamak için temkinli bir tutum sergiliyor; ancak İsrail, Suriye’nin güneyine yönelik bombardımanlar gerçekleştiriyor.

Savaşın Türkiye açısından düşündürdükleri

Türkiye’nin zaten kırılgan olan ekonomisi, İran savaşı nedeniyle daha da olumsuz etkileniyor.

Kürecik radar üssü ve İncirlik hava üssü, Türkiye’yi hedef haline getiriyor. İran’dan Türkiye’ye atılan füzeler, Doğu Akdeniz’deki NATO unsurları tarafından etkisiz hale getirildi.

Irak ve Suriye’den sonra, İran’da da Kürtlerin savaşa dahil edilmesi, sadece İran’a değil, Suriye’deki uzlaşıya ve Türkiye’deki duruma da yeni meseleler açabilir.

Türkiye, bu savaşta her tarafı idare etmeye çalışıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, savaşta tek başına İsrail’i sorumlu tutarken, Dışişleri Bakanı Fidan, İran’ın saldırılarını kınayan ancak İsrail ve ABD’ye değinmeyen Riyad bildirisine imza atıyor.

Türkiye, savaşın bir an önce sona ermesini istiyor; ancak bu politikaların Trump’a karşı olumsuz bir etkide bulunmaması ve ABD ile ilişkilerin zarar görmemesi için dikkatli bir denge gözetiliyor.

Gelişmelerin, Türkiye’yi kesin bir tercih yapmak zorunda bırakmayacak bir noktaya gelmesini ummakta fayda var.

Savaş nasıl sona erecek?

ABD ve İsrail, “savaşın berabere bittiği” veya “saldırganların püskürtüldüğü” algısıyla İran rejiminin gelecekte daha da serbest hareket etmesine imkan tanıyan bir son istemiyor.

<p style="font-size: 21px </p>

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın