Trump’ın Savaşı, ABD’yi Zayıflatıyor!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Trump’ın Savaşı, ABD’yi Zayıflatıyor!

13 Nisan 2026 15:00

Güncelleme: 13 Nisan 2026 15:14

iahaber Dış Haberler

ABD merkezli New York Times gazetesinde yayımlanan “Trump’s War Has Weakened America” başlıklı makalede, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı başlattığı askeri harekâtın ülkenin küresel konumunu zayıflattığı iddia edildi. Analizde, Trump’ın 28 Şubat’ta İran’a saldırı emri verirken Kongre onayını almadan ve müttefiklerinin desteğini sağlamadan hareket ettiği vurgulandı.

Haberde, Trump yönetiminin Amerikan kamuoyuna savaş için “zayıf ve çelişkili gerekçeler” sunduğu, ayrıca İran’da gerçekleşecek bir rejim değişikliğinin önceki Irak ve Afganistan müdahalelerinden neden daha başarılı olacağına dair ikna edici bir açıklama yapmadığı belirtildi.

Savaşın başlamasından altı hafta sonra, bu kararın riskleri daha belirgin hale gelirken, Trump’ın askeri planlama yerine içgüdülerine ve iyimser varsayımlarına dayandığı ifade edildi. New York Times’ın aktardığı bilgilere göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Trump’a saldırıların İran’da halk ayaklanmasını tetikleyebileceğini iletti. Ancak ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) direktörü bu durumu “saçma” olarak değerlendirdi. Trump, bu uyarılara rağmen saldırı kararından geri adım atmadı.

Gazetenin analizine göre, Trump yönetimi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma ve petrol fiyatlarını yükseltme ihtimaline karşı hazırlık yapmamıştı. Ayrıca, İran’ın nükleer programını yeniden başlatmak için kullanabileceği zenginleştirilmiş uranyumun güvence altına alınmasına dair bir strateji geliştirilmedi. Analiz, İran yönetiminin otoriter bir rejim olmasına rağmen, savaşın bazı sonuçlarının ABD açısından olumsuz olduğunu belirtiyor. İran’ın donanması, hava kuvvetleri ve hava savunma sistemleri zayıflatılmışken, nükleer programı da geriletildi. Ancak gazete, savaşın ABD’nin ulusal çıkarlarına dört temel zarar verdiğini öne sürdü.

NYT’nin değerlendirmesine göre bu zararların ilki, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden küresel ekonomi üzerindeki etkisini artırmasıdır. Dünya petrolü ve sıvılaştırılmış doğal gazının yaklaşık yüzde 20’sinin bu boğazdan geçtiği belirtiliyor. İran’ın savaş öncesinde, boğazın kapatılmasının yeni yaptırımlara ve askeri saldırıya yol açacağından korktuğu ancak saldırı gerçekleştikten sonra Tahran yönetiminin boğazı büyük ölçüde kapattığı ifade ediliyor.

Boğazın zorla açılmasının büyük bir askeri operasyon ve muhtemelen uzun süreli bir işgal gerektirebileceği kaydediliyor. Gazete ayrıca, ateşkesin mevcut durumu değiştirmediğini ve İran’ın gelecekte boğazdan geçiş için ücret talep etme olasılığını gündeme getirdiğini aktardı.

İkinci önemli sonuç ise ABD ordusunun küresel askeri kapasitesinin azalması oldu. NYT, İran savaşı ve ABD’nin Ukrayna ile İsrail’e verdiği askeri desteklerin bazı silah stoklarını önemli ölçüde azalttığını yazdı. Pentagon’un bu savaşta Tomahawk seyir füzelerinin dörtte birinden fazlasını kullandığı ve stokların eski seviyelerine dönmesinin yıllar sürebileceği ifade edildi. Ayrıca, ABD’nin Güney Kore’deki bazı füze savunma sistemlerini geri çekmek zorunda kaldığı bildirildi.

Savaş, modern savaşın değişen doğasını da gözler önüne serdi. Gazete, ABD’nin milyarlarca dolarlık yüksek teknoloji mühimmat kullanırken, İran’ın daha ucuz ve tek kullanımlık insansız hava araçlarıyla bölgedeki deniz trafiğini durdurabildiğini belirtti. Üçüncü önemli zarar, ABD’nin müttefikleriyle ilişkilerinde yaşandı. Japonya, Güney Kore, Avustralya, Kanada ve Batı Avrupa’nın büyük bölümünün bu savaşı desteklemediği aktarıldı. Washington yönetimi, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak için müttefiklerinden yardım istediğinde, birçok ülkenin bu talebi reddettiği ifade edildi.

Bazı uzmanlar, bu durumun ABD’nin uzun vadeli ittifak ilişkilerine zarar verebileceği görüşünü dile getiriyor.

Savaşın dördüncü sonucu, ABD’nin “ahlaki otoritesinin” zedelenmesi oldu. NYT’nin değerlendirmesine göre, Trump’ın İran medeniyetini yok etmekle tehdit eden açıklamaları ile Savunma Bakanı Pete Hegseth’in “merhamet yok” ifadeleri, uluslararası hukuk açısından tartışmalı bir söylem olarak değerlendirildi.

Gazete, ABD’nin uzun yıllar boyunca insan hakları ve demokrasi değerlerini savunarak küresel liderlik iddiasını sürdürdüğünü, ancak bu tür açıklamaların bu değerlerle çeliştiğini savundu.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın