Trump’ın Savaşı: İçte ve Dışta Kriz Büyüyor

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Trump’ın Savaşı: İçte ve Dışta Kriz Büyüyor

Trump Zor Durumda

İran savaşının üçüncü haftası itibarıyla, Donald Trump için durum giderek zorlaşıyor. Kasım ayında gerçekleştirilecek kritik ara seçimler öncesinde, bu savaşın ABD’nin çıkarlarına hizmet etmediği yönünde kamuoyunda belirgin bir algı oluşmaya başladı. İsrail’in etkisi ve yükselen petrol fiyatları, bu olumsuz görüşü daha da pekiştiriyor. Kamuoyu yoklamalarına göre, Amerikan halkının büyük bir kısmı bu savaşa karşı çıkıyor.

Trump, savaşın gerekçeleri konusunda hem kendi halkını hem de uluslararası kamuoyunu ikna edemedi. Savaşın amacının İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek, balistik füze kapasitesini yok etmek, Orta Doğu’daki İran yanlısı güçleri ortadan kaldırmak veya mollalar rejimine son vermek olduğuna dair net bir tutum sergileyemiyor. Dahası, Trump yönetimi bu hedefler gerçekleştiğinde ABD çıkarlarının nasıl korunacağına dair ikna edici bir argüman sunamıyor. İran’ın kısa vadede nükleer silah sahibi olması veya balistik füzeleriyle ABD’yi tehdit etmesi de mümkün görünmüyor.

Netanyahu ise bu konuda kararlı. İran, İslam devriminin başlangıcından bu yana İsrail’in en büyük düşmanı. Netanyahu, yıllardır mollalar rejimini devirmek ve yerine İsrail ile dost bir yönetim getirmek amacıyla ABD nezdinde lobi faaliyetleri yürütüyordu. Şimdi, Trump’ın desteğiyle bu hedefe ulaşmak için tüm imkanlarını seferber ediyor. Bu durum, ABD’nin İsrail’in peşine takıldığı izlenimini oluşturuyor.

Trump, sürekli değişken tutumlarıyla kafa karışıklığını ortaya koyarken, sadece iç kamuoyunda değil, Cumhuriyetçi Partisi içinde de savaş konusunda artan tereddütler ve tepkiler söz konusu. Son olarak, Terörle Mücadele Ulusal Merkezi Direktörü Joe Kent’in, ABD’nin savaşın içine İsrail’in baskıları nedeniyle girdiğini ve İran’ın ABD için gerçek bir tehdit oluşturmadığını belirtip istifa etmesi, “America First” kampının içindeki çatlakları gün yüzüne çıkardı. Ayrıca, Trump’ın Başkan Yardımcısı JD Vance ile de aralarının bozuk olduğu ve Vance ile savaşın başlangıcından bu yana bir araya gelmediği iddia ediliyor. Kongre’deki Cumhuriyetçiler arasında da savaş nedeniyle artan bir rahatsızlık hissediliyor. Şu an için az sayıda Cumhuriyetçi Kongre üyesi Trump’a eleştiri yöneltmiş olsa da, partinin içinde muhalefetin büyüdüğüne dair inanç hakim.

Trump, ABD’yi savaşlardan uzak tutacağı ve dünya genelindeki savaşları sona erdireceği vaadiyle seçmenlerden destek istemişti. Ancak, mevcut durum bunun tam tersine evrildi. Savaşın getirdiği yüksek petrol fiyatları (şu anda ham petrol varil fiyatı 113 dolara ulaştı), zaten artan gümrük vergileri nedeniyle zor durumda olan Amerikalıların yaşamını daha da zorlaştırıyor. Trump’ın bu duruma karşı sunduğu çözüm ise halktan sabır istemek ve petrol üretimini artırmak oldu. Fakat, ABD ne kadar petrol çıkarırsa çıkarsın, Hürmüz Boğazı’ndan akaryakıt geçmediği sürece, uluslararası sigorta ve navlun ücretleri düşmedikçe petrol fiyatlarının gerilemesi imkansız görünüyor.

Trump, Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması için NATO üyeleri dahil tüm müttefiklerinden destek istedi ancak beklediği yanıtı alamadı. Ne İngiltere ve Fransa, ne de Japonya, Avustralya ve Kore, Trump’ın çağrısına olumlu yanıt vermedi. ABD’nin müttefikleri, ABD-İsrail ikilisinin başlattığı savaşın bir parçası olmak istemiyor. Önceki savaşlarda, ABD müttefiklerini ikna ederek koalisyon oluşturmayı başarırken, bu sefer İran karşısında yalnız kaldı.

Şu anda, savaşın uzaması, uluslararası istikrarsızlık ve küresel ekonomik zorluklar dışında pek bir şey görünmüyor. Tüm bunların sorumlusu olan Trump, muhtemelen Kasım’daki ABD ara seçimlerinde ağır bir bedel ödeyecek. Ancak “Basra harap olduktan sonra” Trump’ın zayıf düşmesinin kime ne faydası olabilir? Tüm bölge halkları ve dünya piyasaları karanlık günlere doğru ilerliyor.

Savaş Orta Doğu’yu Daha Tehlikeli Hale Getirdi

Trump’ın ani kararıyla bugün sona erse bile, Orta Doğu halkları uzun yıllar boyunca istikrarsızlık ve çatışmalarla baş başa kalacaklar. Lübnan, Suriye ve Irak, zaten yıllardır bu istikrarsızlık ve çatışmaların içinde kıvranıyor. Lübnan, Hizbullah yüzünden bir kez daha ağır bombardıman altında kalmış durumda.

İsrail, Güney Lübnan’da güvenli bir tampon bölge kurmadan bu ülkeden çıkmayı düşünmeyecek. İran savaşının zeminini hazırlayan Gazze ise derin bir çıkmaz. Hamas, Netanyahu’ya yıllardır beklediği fırsatı sunmuş durumda. İsrail, Gazze’yi ve Batı Şeria’yı etnik temizlik yapmadan bırakmak istemiyor. Uluslararası sistemin büyük bir zaafı olarak, İsrail’i bu hedeflerden caydıracak bir güç mevcut değil.

Orta Doğu’daki petrol şeyhlikleri de savaştan kendi paylarını aldılar. Bu savaş, çölde kurulan sunni cennetlerin gerçek yüzünü ortaya koydu. Savaş sonrası, bu ülkelerin eski ihtişamlarını geri kazanmaları artık mümkün görünmüyor. Kuveyt gibi ülkeler de ekonomik olarak küçülmekte ve önemlerini kaybetmektedir.

Molla Rejimi Bu Haliyle Devam Edemez

İran’daki mollalar, şu an için kontrolü elde tutuyor gibi görünseler de, Batı ile işbirliğine açık ılımlı bir yönetim iş başına gelmediği sürece, birkaç ay içinde durumun değişmesi ve ülkede etnik ile siyasi çatışmaların patlak vermesi kimseyi şaşırtmamalı.

Bu metin yazıldığı sırada, İran’ın fiili yöneticisi Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Larijani ve Devrim Muhafızlarına bağlı Besiç adlı paramiliter örgütün lideri Gulamrıza Süleymani’nin cenaze törenleri gerçekleştiriliyordu. İsrail, onlardan hemen sonra İstihbarat Bakanı İsmail Hatip’i de öldürmüş ve İran suikastı teyit etmişti.

Savaşın ilk gününde, ülkenin yüce lideri Ali Hamaney, Devrim Muhafızları’nın Komutanı, Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı’nın öldürülmesinin ardından, bu üç suikast rejiminin aldığı ikinci büyük darbe oldu. Ali Hamaney’in hayatını kaybettiği saldırıda eşi, oğlu ve yeni yüce lider Müçteba Hamaney’in eşi ile diğer aile üyeleri de hayatlarını kaybetti. Müçteba’nın da ağır yaralandığı iddiaları gündemde. Daha önce kamuoyuna çıkmayan Müçteba’nın, hakkındaki yaralanma iddialarını güçlendiren bir durum söz konusu.

Rejimin önemli temsilcilerinin hava saldırılarıyla kolayca yok edilebilmeleri büyük bir zaaf. Ancak, bu temsilcilerin yerlerine yeni atamalar yapılıp boşluk doldurulabilir. Fakat, rejimin aldığı ağır darbelerden sonra, hiçbir şey olmamış gibi devam etmesi artık mümkün görünmüyor. İsrail, yeni saldırılarla rejim temsilcilerini hedef almaya devam edeceğini açıkladı. Müçteba Hamaney, eğer daha önce yaralarından dolayı ölmezse, ilk hedef olacak.

Hava savunması kalmamış, hava kuvvetleri ve donanması

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın