Trump’ın Tarihteki Yıkıcı Rolü ve Savaşın Gölgesi

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Trump’ın Tarihteki Yıkıcı Rolü ve Savaşın Gölgesi

G.V. Plehanov’un 1898 tarihli “Tarihte Bireyin Rolü” adlı makalesinde tarihi şekillendirenin bireyler mi yoksa ekonomik ve toplumsal dinamikler mi olduğu konusunda bir sentez sunar. Bireyi tarihin sahnesinden tamamen çıkarmaz, ancak Marksizm perspektifinden hareketle, belirli bir dönemin maddi ve sınıfsal koşullarının neyin mümkün olduğunu belirlediğini ifade eder. Ancak bu mümkünler arasından hangisinin gerçeğe dönüşeceği, bireylerin kararlarına bağlıdır.

Günümüzdeki yıkıcı ve ‘akıllı’ kitle imha silahlarının etkisi altındaki uluslararası ilişkiler bağlamında, Plehanov’un birey anlayışı tersine önem kazanır. Birey, tarih sahnesinde bir olasılığı gerçekleştirmekten ziyade, mümkün olmayanı zorla dayatan bir zorba haline gelir.

Amerika ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı hukuksuz savaşın arkasındaki maddi gerekçelerin yanı sıra, Donald Trump’ın kişiliği ve değişken karakteri de savaş analizlerinde önemli bir yer tutar. Trump’ın üstü kapalı ve tuhaf söylemleri, modern tarihte bireyin önemini ortaya koyan bir kaos yaratmaktadır.

Trump’ın elindeki yıkıcı ‘imkanlar’ ve uzaktan kumandalı teknolojik silahlarla, birey olarak Donald Trump tarihte kurucu değil, yıkıcı bir karakter olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle, söyledikleri ve davranışları, kendisine tanınan güçten ötürü analiz edilmeyi gerektirir.

Bireyin tarihsel rolüne dair bir değerlendirme yapmak gerekirse, savaş günlüğüne göz atmak faydalı olacaktır.

Isınmaya Başlayan Ateşkes veya “Soğuk Barış”

Şu an için bıçak sırtında bir ateşkes durumu söz konusudur; bu savaş, altıncı haftasına girerken Trump, ilk günlerde zaferler ilan etti. İran’ı bombalarken, bölgeye asker sevkiyatı yaparken bir yandan da müzakerelerin başladığını ve olumlu geçtiğini duyurdu. İran’ın resmi kaynakları bu durumu yalanlasa da, Trump tek taraflı olarak ‘müzakerelere’ devam etti.

NATO ile ilgili tutumu da dalgalıydı; önce yardım talep etti, karşılık göremeyince “Yardıma ihtiyacımız yok!” diyerek tepkisini gösterdi. Sonradan NATO’yu Hürmüz Boğazı konusunda sorumluluğa çağırdı.

Savaş öncesi Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla birlikte dünya genelinde petrol fiyatları yükselmeye başladı. Amerikalılar, hükümetlerinin İran’a yönelik saldırgan tutumlarının sonuçlarını, kendi evlerine düşen bombalarla değil, artan petrol ve tüketici fiyatlarıyla hissetmeye başladı. Bu, Trump’ın sabrını zorladı ve başlangıçta rejim değişikliği olarak tanımlanan savaşın amacı, Hürmüz Boğazı’nı açmak şeklinde yeniden formüle edildi. Boğazı açmazsa İran’ın tüm sivil ve enerji altyapısını hedef alacağına dair tehditler savurdu. Bu tehditlerini yerine getiren Trump, enerji altyapısını ve sivil yerleşim alanlarını bombalayarak binlerce sivilin ölümüne ve milyonlarca insanın yerinden olmasına neden oldu. Tüm bu gelişmeler yaşanırken, Trump, Miami’de düzenlenen bir yatırım zirvesinde “gerçek bir barış elçisi” olduğunu iddia etti.

7 Nisan Salı sabahı yaptığı açıklamayla Trump, bireyin tarihteki rolüne dair tartışmalara katkıda bulundu. Washington saatiyle 20:00’ye kadar Hürmüz Boğazı’nın açılmaması halinde “bütün bir medeniyetin bu gece öleceği” tehdidini savurdu.

Plehanov’un bireyi, tüm yıkıcılığıyla sahneye çıkmış ve siyasi bir rejimi değil, binlerce yıllık birikimi ve kültürü hedef almıştır. Bütün bir medeniyeti askeri bir hedef haline getirmek, Trump’ın uluslararası hukuka karşı işlediği suçları da gözler önüne sermektedir.

Bu tehdidin ciddiye alınmaması gereken bir blöf olduğu yüksek ihtimaldir. Ancak Trump’ın ‘akıllı’ silahlarla donatılmış bireyinin taşıdığı riskler göz ardı edilemeyecek kadar büyüktür. 7 Nisan Salı akşamı, dünya tek bir kişinin iki dudağı arasına sıkışmıştı.

Bu tehdit, savaşın herhangi bir askeri ya da siyasi zaferle sona ermeyeceğini gören bir aktörün çıkışsızlığını da ortaya koymaktadır. Trump ve Netanyahu, İran’da beklemedikleri bir direnişle karşılaşmışlardı. Amerika, askeri hedef ayırt etmeksizin ülkeyi bombalarken, İsrail ise siyasi ve askeri yöneticilere suikastlar düzenliyordu. Ancak İran, yöneticilerin suikaste uğramasıyla mücadele kabiliyetini yitirmedi ve dışarıda körfez ülkelerindeki Amerikan üslerini bombalamaya başladı. Amerikan askerleri geri çekildi ya da yerel halkın arasına karıştı.

Bu koşullar altında Trump’ın savaşı yenilmiş gibi bitirmesi zordu. Medeniyeti yok etme tehdidinin, bir pazarlık değil çıkışsızlık göstergesi olarak algılandığı ortaya çıktı. Yenilgiye tahammül edemeyen Trump kendini ‘körfeze’ sıkıştırmıştı.

Dünya, Trump’ın 7 Nisan Salı akşamında ilan ettiği tehdidi çaresizce bekliyordu. Bu sırada İsrail’de bir televizyon kanalı, geri sayım yapıyor ve bir medeniyetin yok oluşunu ‘kutlamaya’ hazırlanıyordu.

Doğunun binlerce yıllık medeniyetinin silinmesi hayali, Batı medeniyetinin ahlaki çöküşünü de gözler önüne seriyordu.

Hukukçulardan devlet başkanlarına kadar birçok uluslararası aktör, Trump’ın bu tehditlerinin uluslararası hukuka göre suç teşkil ettiğini vurguladı. Bu tehditlerin gerçekleşip gerçekleşmemesi bir yana, sırf dillendirilmesinin bile savaş suçu kapsamına girebileceği ifade edildi.

Trump, eleştirileri umursamayan bir tavır sergiliyordu. Örneğin, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırılmasının ardından The New York Times’a verdiği bir röportajda, savaş suçlusu olma meselesini önemsemediğini dile getirdi. “Beni durduracak olan tek şey kendi ahlakım ve aklım.” diyerek, modern zamanlarda tarihte aşırı güçlendirilmiş bireyin rolünü bir kez daha örneklemiş oldu.

Tarih Amerikan sahnesinden çekilmiş, geriye sadece kendi gücünü kendi aklı ve ahlakıyla dengeleyen birey kalmıştır.

Son günlerde Amerika’da Trump’ın akıl sağlığı en çok tartışılan konulardan biri haline gelmiştir. Uzmanlara göre, Trump’ın 90 milyonluk bir ülkeyi yok etme tehdidini içeren tutarsız söylemleri, psikopatolojik bir durumun göstergesi olarak değerlendirilmektedir.

Trump’ın değişen söylemleri, bilinçli bir öngörülemezlik stratejisi olarak yorumlansa da, bazı çevreler bu dili insanlığa

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın