Türkiye-AB İlişkileri: Stratejik Ortaklık Mesajı!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Türkiye-AB İlişkileri: Stratejik Ortaklık Mesajı!

iahaber Dış Haberler

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye ile ilgili son ifadelerini ve Türkiye-AB ilişkilerini değerlendirdi. Yalçındağ, “AB adayı, NATO müttefiki ve bir Avrupa ülkesi olan Türkiye’nin bu jeopolitik kategoride yer almasının gerçekle bağdaşmayan bir yaklaşım olduğunu düşünüyoruz,” dedi. Ayrıca, NATO üyeliği, Gümrük Birliği entegrasyonu ve enerji, göç, güvenlik alanlarındaki iş birliğinin Türkiye’yi Avrupa için bir “tehdit” değil, “stratejik bir ortak ve üye” konumuna taşıdığını vurguladı. Yalçındağ, “Bu nedenle kullanılan dil ve yapılan sınıflandırmalar, jeopolitik gerçeklikten ziyade taktiksel hesaplara dayandığı izlenimini veriyor; bu da Avrupa’nın stratejik kapasitesini zayıflatmaya sebep oluyor,” şeklinde konuştu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Hamburg’da Die Zeit gazetesinin 80. yıl etkinliğinde, Avrupa’nın genişlemesi konusunda destek mesajları verirken “Avrupa kıtasını tamamlamalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz,” ifadelerini kullanmıştı.

“Uzun vadede Avrupa’nın stratejik kapasitesini zayıflatıyor”

DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Yalçındağ, Avrupa Komisyonu Başkanı’nın açıklamaları çerçevesinde Türkiye-AB ilişkilerini değerlendirirken, şu sözleri sarf etti:

“Avrupa Birliği’nin kurucu ruhu, farklılıkları tehdit değil, ortak akıl ve çıkar üretmenin kaynağı olarak görme cesaretine dayanıyor. Avrupa Birliği’nin kuruluşundaki temel fikir, kıtada ekonomik entegrasyon yoluyla kalıcı bir barış tesis etmek, köprüler kurmak ve bu yolla küresel bir aktör haline gelmekti. Bu çerçevede, AB adayı, NATO müttefiki ve bir Avrupa ülkesi olan Türkiye’nin jeopolitik kategoriye yerleştirilmesinin gerçeklikten uzak bir yaklaşım olduğunu düşünüyoruz.

Türkiye, Avrupa’nın ekonomik, güvenlik ve toplumsal dokusunun ayrılmaz bir parçasıdır. NATO müttefikliği, Gümrük Birliği entegrasyonu, enerji, göç ve güvenlik alanlarındaki derin karşılıklı bağımlılık, Türkiye’yi Avrupa için bir ‘tehdit’ değil, stratejik bir ortak ve üye konumuna yükseltiyor. Bu nedenle kullanılan dil ve yapılan kategorik sınıflandırmaların, jeopolitik gerçeklikten ziyade taktiksel hesaplara dayandığı izlenimi var; bu durum da Avrupa’nın stratejik kapasitesini zayıflatıyor.”

“AB ve Türkiye arasındaki ilişkileri Batı demokrasilerinin geleceği bağlamında ele almanın akılcı bir yaklaşım olduğunu düşünüyoruz”

“DEİK olarak Türkiye’nin AB’ye üyeliği konusunda başlattığımız özel sektör girişimi çerçevesinde, AB Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen’in de belirttiği gibi, AB’nin enerji, tedarik zincirleri ve güvenlik konularında daha bağımsız ve güçlü bir aktör olması gerektiğini, bunun ancak Türkiye ile mümkün olabileceğini ifade ediyoruz.” diyen Yalçındağ, açıklamalarını şu şekilde sürdürdü:

“Bugün Avrupa’da karar alma mekanizmaları üzerine yürüyen tartışmalar, özellikle oybirliği ilkesinin yarattığı tıkanıklıklar, daha çevik ve hızlı hareket eden bir Birlik arayışını gündeme getiriyor. Nitelikli çoğunluk oylamasına geçiş ve farklılaştırılmış entegrasyon modelleri bu arayışın doğal uzantısı. Ancak bu reformların hayata geçmesi için yine oybirliği gerekiyor; bu da bazı üye devletlerin çekincelerinin belirleyici olmasına yol açıyor. Türkiye konusunu bu bağlamda Avrupa içi siyasetten bağımsız, 21. yüzyılda Avrupa’nın küresel menfaatleri açısından olumlu değerlendirmek faydalı olacaktır.

AB ve Türkiye arasındaki ilişkileri Batı demokrasilerinin geleceği, ekonomik bütünleşme, yapay zeka çağının hızlı dönüşümleri, güvenlik iş birliği ve küresel rekabet bağlamında ele almanın akılcı bir yaklaşım olduğunu düşünüyoruz.

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor’un von der Leyen’in açıklamalarını “jeopolitik açıdan hatalı bir analiz” olarak nitelendirdiğini ve Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Marta Kos’un Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyaç duyduğu yönündeki açıklamalarını hatırlatan Yalçındağ, “Avrupa Birliği içinde de Türkiye’nin konumlandırılmasına ilişkin daha dengeli ve gerçekçi değerlendirmeler yapılmaktadır,” değerlendirmesinde bulundu.

“Münih’te ilk kez ‘Türkiye’siz olmaz’ fikri bu kadar net şekilde dile getirildi”

Yalçındağ, bu yıl düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’nda Türkiye’nin NATO’nun güney kanadındaki rolü, bölgesel krizlerin yönetimindeki kapasitesi ve Avrupa güvenlik mimarisi açısından taşıdığı kritik önemin açıkça vurgulandığını belirterek, “Bu yılki Konferans, ‘Türkiye’siz olmaz’ fikrinin ilk kez bu kadar net şekilde dile getirildiği yer olmuştur. Zira NATO’nun tarihindeki en kritik zirvelerden biri Temmuz ayında Ankara’da gerçekleşecek,” diye ekledi.

Yalçındağ ayrıca, Türkiye’nin COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağını hatırlatarak, “Türkiye ile AB’nin uyum hedefleri, iklim politikaları ve iklim krizine yönelik ortak çözümler geliştirmek gibi konularda birçok iş birliği alanı olduğunu düşünüyoruz,” dedi.

Yalçındağ, değerlendirmesini “Türkiye’yi küresel sistemde farklı kategorilerle tanımlamak yerine, Avrupa’nın ortak geleceğini birlikte şekillendirecek stratejik bir paydaş olarak konumlandırmak hem daha gerçekçi hem de daha yapıcı bir yaklaşım olacaktır. İnanıyoruz ki Avrupa Komisyonu, AB üyeliğine aday ve NATO üyesi bir Avrupa ülkesini ‘tehdit’ olarak tanımlamayarak, yeni dünya düzeninde daha güçlü ve bağımsız bir Birlik olma hedefine ulaşacaktır,” ifadeleriyle tamamladı.

TIKLAYIN | Avrupa Komisyonu Başkanı’nın sözleri gündemde: AB Türkiye’yi tamamen gözden çıkardı mı, uzmanlar ne diyor?

Ne olmuştu?

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Hamburg’ta Die Zeit gazetesinin 80. yıl etkinliğinde, Avrupa’nın genişlemesi ile ilgili destek mesajları verirken, “Avrupa kıtasını tamamlamalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz,” demişti.

Komşuluk ve Genişlemeden Sorumlu Avrupa Komisyonu Üyesi Marta Kos da Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada, “Avrupa ve Orta Doğu’daki değişen jeopolitik gerçekler ışığında Türkiye’ye ihtiyacımız var,” diyerek Türkiye’nin ticaret yolları konusundaki hayati önemine dikkat çekmişti. Kos, “Türkiye, AB’nin beşinci en büyük ticaret ortağıdır; ticaret hacmi Mercosur ya da Hindistan ile olanlardan iki kat daha büyüktür. Avrupa ile Asya arasındaki ticaret yolları açısından hayati önemdedir,” demiş, Türkiye’nin askeri rolüyle ilgili olarak da, “Ukrayna için yapılacak herhangi bir barış düzenlemes

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın