Türkiye, Avrupa’nın Plastik Atık Merkezi Oluyor!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Türkiye, Avrupa’nın Plastik Atık Merkezi Oluyor!

iahaber Ankara Büro

Bora Toprak Kasapoğlu

Yaz aylarında Akdeniz kıyılarında gözlemlenen ve büyük bir tepkiye yol açan mikroplastik kirliliğinin, Çin’in 2018 yılında atık ithalatını yasaklamasının ardından Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin başlıca atık ithalatçısı haline gelmesiyle bağlantılı olduğu belirlendi. Eurostat verilerine göre, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden 2025 yılında 503 bin ton atık ithal edeceği öngörülüyor. Mikroplastik Araştırma Grubu, geri dönüşüm tesislerinin bu yükü kaldırma kapasitesinin yetersiz olduğunu vurguladı. Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, 2018 ile 2026 yılları arasında Akdeniz kıyılarındaki kirliliğin 66 kat arttığını ifade etti. Yeni Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Evrim Rızvanoğlu, AB’nin yeni Atık Sevkiyatı Tüzüğü’nün Türkiye’ye yönelik atık baskısını artıracağını belirtti. 2027 ve sonrasında daha fazla atığın ithal edilmesi tehlikesi olduğu ifade edildi.

iahaber’E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!

ABONE OL

Yeni tüzükle OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatı yasaklanacak

Avrupa Birliği’nin yeni Atık Sevkiyatı Tüzüğü çerçevesinde, 21 Kasım 2026’dan itibaren AB’den OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatının yasaklanacağı duyuruldu. Rızvanoğlu, “Türkiye OECD üyesi olduğu için Avrupa’nın plastik atığını gönderebileceği ülkeler açısından yeni bir dönem başlayacak. Türkiye’nin zaten AB’nin en büyük plastik atık varış noktası olduğu düşünüldüğünde, bu düzenlemenin ülkemize yönelik atık baskısını artırma riski taşıdığını ciddiye almalıyız” şeklinde konuştu. Rızvanoğlu, Türkiye’nin Avrupa’nın plastik atıklarının son durağı olmasına izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.

AB’den gelen plastik atık miktarı 2004 yılından bu yana 435 kat arttı

Çin’in 2018’de plastik atık ithalatını yasaklamasının ardından Türkiye, Avrupa ülkelerinin önemli atık ihraç ettiği ülkelerden biri haline geldi. Eurostat verileri, Türkiye’nin 2025 yılında Avrupa Birliği’nden, bir önceki yıla göre yüzde 19 artışla 503 bin ton atık ithal edeceğini gösteriyor. Türkiye’ye gelen Avrupa Birliği plastik atık miktarı, 2004 yılından bu yana 435 kat artış gösterdi. Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, Akdeniz kıyısındaki kirliliğin 2018 ile 2026 yılları arasında 66 kat arttığını belirtti.

Yeni Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Evrim Rızvanoğlu, iahaber’e yaptığı açıklamada, 2018 yılının önemli bir dönüm noktası olduğunu dile getirdi. Rızvanoğlu, “Sayıştay’ın Bakanlık verilerine dayanarak aktardığı rakamlara göre, Türkiye 2017 yılında 277 bin ton plastik atık ithal ederken, bu miktar 2018’de 437 bin tona, 2019’da 547 bin tona, 2020’de ise 775 bin tonun üzerine çıkmıştır. 2021 yılında da 685 bin tonun üzerinde plastik atık ithalatı gerçekleştirilmiştir” ifadelerini kullandı.

“Mikroplastik sorununu sadece denizden plastik toplayarak çözemeyiz”

Rızvanoğlu, mikroplastik meselesinin denizde başlayan bir sorun olmadığını ve denizin karada ürettiğimiz kirliliğin biriktiği son noktalardan biri olduğunu belirtti. “Akdeniz’de bugün gördüğümüz mikroplastik sorununu sadece denizden plastik toplayarak çözemeyiz. Kaynağa bakmalıyız. Bu kaynak, ürettiğimiz ve tüketeceğimiz plastik miktarı, tek kullanımlık plastikler, atık yönetimimiz, geri dönüşüm sistemimiz, arıtma altyapımız ve plastik atık ithalatıdır” dedi.

Mikroplastik Araştırma Grubu verilerine göre, Akdeniz kıyısında bilimsel literatürde kaydedilen en yüksek değerlerin 2 ile 65 katı arasında bir kirlilik bulunduğu aktarıldı.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kıdeyş, Türkiye kıyıları boyunca plajlarda biriken ortalama plastik atık miktarının kilometrede 374 kilogram olarak tespit edildiğini ifade etti.

Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, Türkiye’de Akdeniz’e ve bağlantılı denizlere her yıl doğrudan 23 bin 966 ton ile 144 ton/gün arasında makro ve mikroplastik girişi olduğunu hesapladı. Gündoğdu, Adana bölgesindeki bazı kaçak deşarj noktalarından saatte 1,5–2 milyar parçacığın denize taşındığını aktardı.

Mikroplastikler çevresindeki su kaynaklarına karışıyor

Akdeniz Koruma Vakfı’ndan Mikroplastik Çalışmaları Bilimsel İzleme Danışmanı Dr. Kerem Gökdağ, Çukurova bölgesinde yapılan saha çalışmalarının geri dönüşüm süreçlerinin çevresel etkilerine dair kritik bulgular sunduğunu belirtti.

Gökdağ, mikroplastiklerin uygun olmayan yönetim veya doğrudan tahliye yollarıyla çevresindeki su kaynaklarına karıştığını ifade etti. Adana’da yapılan bilimsel ölçümlerde geri dönüşüm tesislerinin aşağısındaki sulama kanallarında bulunan mikroplastik yoğunluğunun, yukarıya göre 132 kata kadar arttığını vurguladı.

Gökdağ, mikroplastiklerin kanallar aracılığıyla Seyhan ve Ceyhan nehirlerine, oradan da Akdeniz’e ulaştığını belirtti.

Tarımsal sulamaya mikroplastiklerin karıştığını ifade eden Gökdağ, bu durumun gıda güvenliği açısından endişe verici olduğunu söyledi. Gökdağ, bu sulama yöntemiyle parçacıkların toprakta birikme potansiyeli taşıdığını ve narenciye gibi ürünler üzerinden gıda zincirine sızma ihtimali oluşturduğuna dikkat çekti.

Plastik parçacıklar insan vücuduna girdiğinde biyolojik bariyerleri aşıyor

Kerem Gökdağ, plastik parçacıkların insan dolaşım sisteminde ve organlarında bulunduğunu bilim dünyasının kesin bir gerçek olarak kabul ettiğini ifade etti. Şu anda bilimsel literatür, bu durumu “kanıtlanmış bir hastalık nedeni” olarak değil, “derhal incelenmesi gereken ciddi bir halk sağlığı riski” olarak değerlendirmektedir.</p

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın