
(ANKARA) – Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından yayımlanan 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 163’üncü sırada yer aldı. Raporda, gazetecilere yönelik uygulanan baskılar, tutuklamalar ve “dezenformasyon”, “cumhurbaşkanına hakaret” ile “devlet kurumlarını karalama” gibi suçlamaların sıkça gündeme gelmesi, Türkiye’nin bu sıralamadaki konumunun başlıca sebepleri arasında gösterildi.
RSF’nin yayımladığı 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi, dünya genelinde basın özgürlüğünün son 25 yılın en düşük seviyesine gerilediğini ortaya koyuyor.
Türkiye, gazetecilere yönelik baskı ve tutuklamaların yanı sıra, “dezenformasyon”, “cumhurbaşkanına hakaret” ile “devlet kurumlarını karalama” gibi suçlamaların yaygın bir şekilde kullanılması nedeniyle 180 ülke arasında 163’üncü sırada yer aldı. RSF dünya haritası grafiğinde Türkiye’yi bordoya boyayarak, basın özgürlüğü açısından en ciddi durumda olan ülkeler arasında konumlandırdı.
RSF Yayın Direktörü Anne Bocandé, basın özgürlüğüne yönelik saldırıların daha görünür ve sistematik bir hal aldığını belirterek, “Gazeteciliğin boğulmasına daha ne kadar tahammül edeceğiz?” şeklinde konuştu. Bocandé, otoriter yönetimlerin, siyasi aktörlerin ve ekonomik güçlerin bu gerilemede doğrudan sorumluluğu olduğunu ifade etti.
Rapor, Irak, Sudan ve Yemen gibi çatışma bölgelerinde gazetecilerin ciddi riskler altında olduğunu vurgularken, Gazze’de Ekim 2023 itibarıyla 220’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiği bilgisini paylaştı. ABD, basın özgürlüğü endeksinde yedi basamak gerileyerek 64’üncü sıraya düştü. Latin Amerika ülkelerinde ise organize suç ve güvenlik kaynaklı şiddetin artışı, basın özgürlüğünü olumsuz etkileyen önemli unsurlar arasında yer aldı.
Çin, Kuzey Kore ve Eritre gibi ülkeler, basın özgürlüğü açısından listenin en alt sıralarında kalmaya devam ederken, Rusya ve İran da en kötü performans sergileyen ülkeler arasında yer aldı.
Rapora göre, özellikle ulusal güvenlik politikalarıyla bağlantılı olarak oluşturulan giderek daha kısıtlayıcı yasaların, 2001 yılından bu yana kamuoyunun habere erişim hakkını zayıflattığı tespit edildi. Bu yıl en fazla gerileyen alan “yasal çerçeve” olurken, gazeteciliğin giderek daha fazla suç sayılmaya başlandığına dikkat çekildi. RSF, gazeteciliğin terörle mücadele, ulusal güvenlik veya “yalan haber” yasaları üzerinden suç sayılmasının küresel bir eğilim haline geldiğini belirtti. 2025-2026 döneminde 180 ülkenin 110’unda yasal göstergelerin kötüleşmesi, bu eğilimin yaygınlaştığını ortaya koydu.
Rapor, gazetecilere yönelik koruma mekanizmalarının dünya genelinde yetersiz kaldığını ve cezasızlığın yaygınlaştığını vurgulayarak, somut yaptırımlar ve daha güçlü koruma politikaları gerekliliğine dikkat çekti.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



