
ANKA Ekonomi Koordinatörü Erdal Sağlam, bütçe açığını kapatmak amacıyla elektrik ve doğal gaz gibi kamu zamlarının yıl sonu beklenmeden uygulanması ve döviz kurlarında bir artışın söz konusu olabileceği ihtimallerinin gündeme alındığını ifade etti. Orta Vadeli Programı eleştirisinde bulunan Sağlam, “Programın dördüncü yılına girmesiyle enflasyonu düşürme hedefi ve buna bağlı olarak faizlerin indirilip ekonomik büyümeye geçiş sağlanamadı. Yanlış yönetim nedeniyle uzayan bu süreç, yoksullaşmayı artırmakla kalmayıp sanayiyi de durma aşamasına getirmiştir. 2027 yılında yapılacak seçim öncesinde ekonomide olumlu bir tablo görünmüyor” dedi.
Sağlam’ın yazısının devamında ise şu ifadeler yer aldı:
BU HABERİ, iahaber ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
iahaber’E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
ABONE OL
Zaten abone misiniz?
Üye girişi yapın
Sanayi sektöründeki şikayetlerin giderek arttığı gözlemleniyor. Sanayiciler, enflasyonla mücadele programının sanayiyi durma noktasına getirdiğini belirterek, ‘döviz kurlarının hızlanmasını ve uygun finansman imkânlarını’ talep ediyorlar.
Geçtiğimiz hafta, Türkiye’nin en büyük sanayi odası olan İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan, Eylül ayında açıklanacak orta vadeli programda bu konularda somut adımlar görmek istediklerini dile getirdi. Bahçıvan, “Bıçak kemiğe dayandı” uyarısında bulundu.
Son verilere göre, sanayideki gerilemenin boyutu dikkat çekiyor. Kapasite kullanım oranları son ayda yüzde 73,50 olarak ölçüldü. Bu oran, 2020 yılında pandeminin etkisiyle fabrikaların kapandığı dönemde yüzde 60’lara kadar düşmüştü. Ancak bu kadar düşük bir oran, pandemi dönemi haricinde daha önce görülmemişti. En düşük oran, Rahip Brunson krizi sırasında yüzde 73,70 olarak kaydedilmişti.
Bu yıl İran savaşı başladığında, Nisan ayında kapasite kullanım oranı yüzde 74,10’a kadar gerilemişti. Bu durum, son verilerle ölçülen yüzde 73,70 oranının ne denli düşük olduğunu ortaya koyuyor.
Sanayi sektörü ile birlikte genel ekonomik büyümede de sorunlar yaşanıyor. Mevsimsel etkilerden arındırıldığında, ilk iki çeyrekte çok sınırlı bir büyüme gözlemlenirken, üçüncü çeyrekte büyümenin canlanmadığı görülüyor. Turizmdeki olumsuz gelişmeler, hizmet sektöründen gelen büyüme katkısını azaltıyor.
2026 yılı için büyüme tahminleri şimdiden yüzde 2,5 seviyesine gerilemiş durumda. Eğer bu eğilim devam ederse, büyümenin yüzde 2 seviyesine inebileceği konuşuluyor. Bu rakam, Türkiye ekonomisi için oldukça düşük bir gösterge.
Merkez Bankası zorlanıyor
Ekonomideki bu yavaşlamaya rağmen, Merkez Bankası enflasyonu dolayısıyla faizleri indirmekte güçlük çekiyor. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, son Enflasyon Raporu’nda, yüzde 40 olan fonlama faizinin yüzde 37’lik politika faizine doğru indirilmesi gerektiğini belirtmişti. Ancak bu süreç, son iki hafta içinde henüz başlamadı.
Yeni tahminlere göre, 10 Eylül’de yapılacak Merkez Bankası faiz toplantısında bu kararın alınabileceği belirtiliyor. Ardından, Ekim ayında küçük de olsa faiz indirimlerinin mümkün olabileceği konuşulmakta, ancak bunun garantisi yok.
Yabancı bankalara ait raporlar, Ekim ve Aralık’taki toplantılarda 1’er puanlık indirimlerle yıl sonunda politika faizinin yüzde 35’e inebileceğini öngörüyor. Bunun için aylık enflasyon oranlarında belirgin bir düşüş yaşanması gerekiyor. Ağustos ayı öncü verileri, yüzde 2 civarında bir aylık enflasyon sinyali veriyor. Eğer aylık enflasyon yüzde 2 olarak açıklanırsa, mevsimsel etkilerden arındırılmış enflasyon yüzde 2,4 civarında olacak.
Ancak, faiz indirimleri için mevsimsel etkilerden arındırılmış enflasyon oranının yüzde 2’nin altında, hatta yüzde 1,90’ın altında olması gerekiyor. Bu tabloya göre, yıl sonunda enflasyonun yüzde 30’un altına düşmesi oldukça zor görünmekte ve piyasalarda tahminler yüzde 31-32 seviyelerine çıkmış durumda.
Ayrıca, İran savaşının devam etmesi ve petrol fiyatlarının 90 doların üzerinde kalması nedeniyle bütçe dengesi de bozulmaya başladı. Motorin üzerindeki vergi tamamen sıfırlanmasına rağmen, fiyatlarda artış sürüyor. Yıl sonuna kadar bütçedeki gelir kaybının 500 milyar TL’ye ulaşması bekleniyor.
Bütçe açığını kapatmak için kamu zamlarının yıl sonu beklenmeden hayata geçirilmesi ve döviz kurlarında bir artışın söz konusu olabileceği ihtimalleri üzerinde durulmaya başlandığı ifade ediliyor.
2027 enflasyonu
Bunun yanı sıra, 7 Eylül’de açıklanacak yeni orta vadeli programda belirlenecek hedeflerin tüm piyasa ve sanayiciler tarafından büyük bir merakla beklendiği belirtiliyor. Sanayicilerin beklediği teşviklerin bu metinde yer alması beklenmiyor; ancak açıklanacak bütçe açığı ve enflasyon hedefleri büyük bir önem taşıyor.
Mevcut durumda yüzde 15 olarak belirlenen 2027 enflasyon hedefinin 20’nin altında kalmasının gerçekçi bulunmayacağı düşünülüyor. Piyasa aktörleri, Orta Vadeli Programda ne olursa olsun, 2027 yılında en az yüzde 25 civarında bir enflasyon rakamı oluşmasını bekliyorlar.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



