
Ahmet Özer*
İktidar, zıt kutuplardaki iki önemli konuyu aynı anda yönetmeye çalışıyor. Bir yandan silahların bırakılmasıyla bir barış süreci yürütülürken, diğer yandan toplumsal barışı tehdit eden ve kutuplaşmayı artıran bir biçimde ana muhalefet partisi CHP’yi etkisiz hale getirmeye yönelik adımlar atılıyor. Bu çelişki, genel olarak muhalefet ve özelde CHP için hem tuzak hem de fırsat içeriyor. Bu tuzağı aşarak çelişkiyi fırsata dönüştürmek, kararlı ve ilkesel bir siyasi duruşla mümkün olacaktır.
Küçük ortak MHP’nin bazı uyarılarına rağmen, iktidar muhalefeti şekillendirme ve karşısına çıkacak adayları belirleme yönünde antidemokratik bir yöneliş içinde. Aynı zamanda, demokratikleşmenin olmadığı bir ortamda başaramayacağı bir barış sürecini yürütmeye çalışıyor. Halkın deyimiyle “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?” durumu söz konusu.
Bu zıt yaklaşım, iktidarın esas derdinin barış olmadığını gösteriyor. Bu çelişki, ya barış sürecinin başarıya ulaşmasıyla çözülecek ya da iktidar, istediğini elde edemezse süreci sonlandırarak şiddeti artırmaya çalışacaktır. Böyle bir durumda Türkiye, yeni bir süreç ve kaosun içine itilecektir.
Bu nedenle muhalefet, AKP’nin siyasi hamlelerine karşı güçlü bir direniş hattı oluşturmak zorundadır. Komisyon, bu hattın ilk direniş noktası olabilir. Ülke ve Kürt meselesi açısından kritik bir eşiğe ulaştık. Bu durumu, demokratikleşme ve eşit yurttaşlık odaklı bir siyasetle aşabilmeliyiz. Mesele, bu ülkenin ortak yaşamını ve barışını nasıl inşa edeceğimizdir. CHP, iktidara aday bir siyasi aktör olarak bu idealleri halkla buluşturmalı ve mevcut kuşatmayı aşmalıdır. Böylece büyük bir sorun çözülürken, bir başka büyük musibet de ortadan kaldırılacaktır.
Sorun büyük!
Karşı karşıya olduğumuz sorun, yüzyıllardır devam eden ve birçok başbakan ve cumhurbaşkanı değişimine rağmen köklü bir değişim yaşanmayan bir meseledir. Sorun, her zaman siyasete alet edilmiş ve zamanla büyüyerek devam etmiştir.
Bu sorun nedeniyle on binlerce can kaybı yaşandı ve demokrasimiz büyük yaralar aldı. Her iktidar döneminde güvenlikçi politikaların ve giderek artan otoriterleşmenin gerekçesi haline geldi. Bu süreçte, ülke ekonomisine aktarılması gereken 2 trilyon doları aşan bir kaynak kaybedildi. Ülke giderek fakirleşirken, bazıları çatışmalardan beslenerek zenginleşti ve gelir dağılımındaki uçurum daha da derinleşti. Vesayetçi kesimler, bu sorunun çözümsüz kalmasını kendi statükolarının devamı için kullanmıştır. Toplum, bu süreçle manipüle edildi ve bazıları sorunun çözülmemesi için çaba sarf etti. Sisteme bağlı olanlar, sistemin değişmesini asla istemezler.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda
Barış, huzur ve refah getirecek
Şimdi ülkenin önüne, bu sorunu çözmek için bir fırsat doğmuştur. Eğer bunu siyasi çıkarların ötesinde doğru bir şekilde kullanabilirsek, bu yüzyılın en büyük işini başarmış olacağız.
Eğer bu sorunu barış içinde çözebilirsek, öncelikle daha güvenli ve huzurlu bir yaşam süreceğiz. Savaş ve çatışmaya gidecek kaynaklar ekonomiye yönlendirilecek; böylece daha zengin ve müreffeh bir toplum oluşturacağız. Herkes eşit temelde barış içinde bir arada yaşayacağı için, demokrasinin standartları yükselecek. Demokrasi ekonomiyi, ekonomi demokrasiyi büyütecek. Bu karşılıklı etkileşim, bizi dünya insanlık aleminin gelişmiş ve müreffeh örnek ülkelerinden biri haline getirecek.
Sn. İmamoğlu’nun The Ekonomist’e yazdığı makalede belirttiği gibi, biz Kürt sorununun çözümü ile birlikte “Tüm vatandaşlarımız için eşit yurttaşlık, demokratik katılım, hesap verilebilirlik ve Cumhuriyetin çatısı altında ortak bir gelecek istiyoruz” ifadelerine katılıyoruz. Bu nedenle, demokratikleşme ve sosyal uyum gibi daha geniş kapsamlı konuları gündemin merkezine almak için kurulmasını istediğimiz komisyona katılmaya karar verdik. Bu komisyonda silahsızlaşma sürecinin demokratik adımlarla ilerlemesini talep ediyoruz.
Eğer bu kez başaramazsak, maliyeti büyük olacaktır. Hem içeride hem de dışarıda kendi çıkarları için başarılı olmamızı istemeyen güçler bulunmaktadır ve onların oyunlarına gelmememiz gerekmektedir. Aksi takdirde milli birliğimiz ve bağımsızlığımız tehlikeye girecektir. Ülke olarak daha da fakirleşiriz, bu da içeride büyük sosyal bunalımlara yol açar. Dışarıda ise itibarsız bir ülke haline geliriz. Bunun sonucunda medeniyet kaybı yaşar, emperyaller tarafından itilip kakılırız.
Başarmak zorundayız!
Siyaseten bu işin üstesinden gelmek ve çözümü topluma mal etmek için, öncelikle hedefimizi net bir şekilde ortaya koymalıyız. Hedef demokratikleşerek Kürt sorununu çözmek, Kürt sorununu çözerek daha demokratikleşmektir.
Bu hedefe ulaşmak için ilk adım silahların bırakılmasıdır. Bu yol, bizi toplumsal barışa götürecek, toplumsal barış ise daha yüksek standartlarda bir demokrasiye ulaşmamızı sağlayacaktır.
Bu strateji ile hedefe zamanında ulaşmak için nitelikli kadrolara ve kurumlara ihtiyaç vardır. Meclis’te oluşturulan komisyon bu açıdan kritik bir öneme sahiptir ve görev alan kadroların sorumlulukları büyüktür. Bu sorumlulukların bilincinde hareket edilmesi gerekmektedir. Tribüne oynamak, bu işi siyasi kariyer için bir basamak yapmaya çalışmak ya da parti içinde pozisyon kapmak amacıyla kullanmak, başarısızlığa yol açacaktır. Bu nedenle konuyla ilgili bilgi ve birikime sahip olmak, disiplin içinde çalışmak, komisyonun ülkenin geleceği açısından öneminin farkında olarak çalışmak son derece elzemdir.
Komisyonun başarısının en önemli unsurlarından
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!
Yeni Bir Yorum Bırakın
İlginizi Çekebilecek Diğer Bloglar
Gündem HaberleriEskişehir’de KPSS Ortaöğretim Sınavı İçin Ulaşım Düzenlemesi
Gündem Haberleri7. Şinasi Develi Mersin Kent Ödülü İçin Başvuru Süreci Gündemde
Gündem HaberleriBaşkan Aşgın, Muhtarlarla Mahalle Hizmetlerini Değerlendirdi
Gündem Haberleri