
Türkiye, enerji alanında büyük ölçüde dışa bağımlı bir ülke olmasına rağmen, havacılık yakıtları konusunda farklı bir durum sergiliyor.
Yerli rafineriler, yurt dışından ithal edilen ham petrolü işleyerek havacılık yakıtı üretmektedir.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Enerji ve İklim Çalışmaları Merkezi Direktörü Dr. Mühdan Sağlam, Türkiye’nin jet yakıtı üretiminde ihracatçı bir ülke konumunda olduğunu vurguluyor ve genellikle kendi ihtiyacını karşıladığını belirtiyor.
Sağlam, Türkiye’deki rafinerilerin çoğunlukla Rusya, Irak ve Azerbaycan’dan ithal edilen “orta ağır” petrol kullandığını ifade ediyor.
Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. (TÜPRAŞ) ve Azerbaycan devlet enerji şirketi SOCAR’ın Türkiye’deki STAR rafinerileri, havacılık yakıtı üretiminde önemli bir rol oynamaktadır.
Enerji Piyasası Denetleme Kurumu’nun (EPDK) verileri, Türkiye’nin şubat ayında neredeyse 402 bin ton havacılık yakıtı ihraç ettiğini gösteriyor.
Buna karşın, yaklaşık 59 bin ton yakıt ithalatı gerçekleştirilmiştir.

Enerji uzmanı Ali Arif Aktürk, tedarik riskleri nedeniyle ham petrol fiyatlarının artmasının jet yakıtı maliyetlerini etkilediğine dikkat çekiyor.
Aktürk, “Tüm dünyada ham petrol artık kapanın elinde kalıyor” diyerek bu durumun maliyet yapısını doğrudan etkilediğini ifade ediyor ve jet yakıtı fiyatlarının %70, hatta %100 artış gösterdiğini belirtiyor.
Bloomberg verilerine göre, Avrupa’da jet yakıtı fiyatları şubattan nisan sonuna kadar neredeyse iki katına çıktı.
Aktürk, Türkiye’nin tedarik riskiyle karşılaşmasa da fiyat artışlarından olumsuz etkileneceğini belirtiyor:
“Maliyet baskısı kaçınılmaz. Türkiye’nin ucuz yakıt tedarik etme imkanı yok. Dünyada kimsenin yok.”
Dr. Mühdan Sağlam da fiyat artışlarının kaçınılmaz olduğunu savunuyor ve “Daha önce bir varile 60 dolar ödüyorken, şu anda Rusya’dan alınan Ural petrolünün ücreti varil başına 105 dolar civarında. Bu durum, henüz rafineriye girmeden ekstra bir maliyet oluşturuyor.” diyor.
“Sigorta ve navlun ücretlerindeki artış da benzer bir seyir izlediği için jet yakıtının fiyatı artıyor.” şeklinde ekliyor.
Sağlam, Türkiye’nin mevcut yakıt krizinden az etkilenmesinin petrol ve doğal gaz ithalatı yaptığı başlıca ülkelerin konumuna bağlı olduğunu belirtiyor:
“Rusya’dan tedarikte bir sıkıntı olmadığı sürece Türkiye’nin arz şoku yaşamasını beklemiyoruz. Çünkü Körfez ülkelerinin payı neredeyse yok denecek kadar az.”
“Örneğin Katar’dan gaz ithal etmediğimiz için Katar’ın dünyaya gaz sunamaması ya da mücbir sebep ilan etmesi bizi etkilemedi.”
EPDK verilerine göre, Türkiye şubatta petrol ithal ettiği ülkelerin başında %42 ile Rusya geliyor, ardından %18 ile Irak ve %15 ile Kazakistan geliyor.
Türkiye, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasından kaynaklanan enerji şokunu sınırlı düzeyde hissetti.
Ancak en fazla petrol ithal ettiği ülke olan Rusya’dan tedariğin aksama riski söz konusu.
Dr. Mühdan Sağlam, Ukrayna’nın son aylarda Rusya’nın petrol tesislerine yönelik saldırılarını hatırlatıyor:
“Kriz, Hürmüz’ün kapalı kalması, enerji altyapılarının hasar görmesi ve Ukrayna’nın Rusya’yı hedef almaya devam etmesi durumunda, eylül ayına kadar uzanabilir ya da bir yıla kadar sürebilir. Bu durumda Türkiye’nin çok daha sert tedbirler alması gerekebilir.”
Sağlam ayrıca, “Türkiye için felaket senaryosu, Rusya’nın denklemden çıkması olur.” ifadesinde bulunuyor.
<h2 class="css-jtxtr9 emoh99e1" id="Havayolları-uçuş-iptalleriyle-maliyetlerini-optimize-etmeye-çalışıyor" tabindex="-1 </p>Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



