
Türkiye, kurucu üyesi olduğu OECD tarafından yayımlanan ve “kamusal etik dürüstlüğü” değerlendiren yeni raporda olumsuz bir performans sergiledi.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), üye ülkeler ve iş birliği yaptığı devletlerin yolsuzlukla mücadele ve kamusal bütünlüğünü 7 ana başlık altında inceledi. Türkiye’nin mevzuat açısından orta düzeyde bir not almasına rağmen, uygulamada ciddi sorunlar yaşadığı raporda vurgulandı.
Raporda, özellikle çıkar çatışması, lobicilik ve disiplin sistemi gibi alanlarda Türkiye’nin uygulama düzeyinin neredeyse yok denecek kadar az olduğu belirtildi. Ayrıca, Türkiye’nin Hükümet, Parlamento ve yargı organlarının çıkar beyanı sunma oranlarıyla ilgili OECD ile bilgi paylaşmadığına dikkat çekildi.
Türkiye, diğer 62 ülke ile birlikte kamu bütünlüğü ve yolsuzlukla mücadele sisteminin detaylı bir şekilde değerlendirildiği kriterlerde yer aldı. Bu kriterler arasında yolsuzlukla mücadele ve bütünlük stratejileri, lobicilik, çıkar çatışması, siyasetin finansmanı, kamu bilgilerinin şeffaflığı, kamu görevlileri için disiplin sisteminin bütünlüğü ve adalet sisteminin bütünlüğü yer alıyor.
*
“Yolsuzlukla Mücadele ve Dürüstlük – 2026 Görünümü” başlıklı raporda, kriterler mevzuat ve uygulama açısından ayrı ayrı değerlendirildi. Türkiye, çıkar çatışması kriterlerinde uygulamada 0 puan aldı.
OECD, bu raporla birlikte yolsuzlukla mücadelede daha fazla uygulama yapılmasının gerekliliğini vurguladı. Üye ülkelerin yolsuzluk risklerini azaltmak amacıyla reformlar gerçekleştirdiği, ancak uygulamaların hala büyük bir zorluk teşkil ettiği ifade edildi.
Raporda, adalet alanında daha fazla eyleme ihtiyaç olduğu da belirtilmiştir.
Türkiye ile ilgili bölümde, başlıklar ve ülke performansına dair değerlendirmeler şu şekilde sıralandı:
– Yolsuzlukla mücadele ve kamu bütünlüğüne ilişkin düzenleyici ve kurumsal çerçeve
Türkiye’nin 11. Kalkınma Planı (2019-2023), başkanlık sistemine geçiş sonrası merkezi hükümet düzeyinde kabul edilen ilk kalkınma planıydı. Ancak bu plan artık yürürlükte değil ve veri toplama sürecinde başka stratejik hedefler mevcut değildi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, iç kontrol sisteminden sorumlu merkezi hükümet organı olarak görev yapmaktadır; İç Denetim Koordinasyon Kurulu ise bu sistemin denetiminden sorumludur.
Anayasa Mahkemesi, siyasi partilerin ve seçim kampanyalarının finansmanını denetleme yetkisine sahip olsa da bütçe özerkliği bulunmamaktadır.
Lobi Faaliyeti
Türkiye, OECD ortalaması olan yüzde 43 ve yüzde 38’e kıyasla lobicilikle ilgili kriterlerin yalnızca yüzde 20’sini karşılamakta, uygulamada ise yüzde 0 seviyesindedir.
Ülkede lobi faaliyetlerine yönelik özel bir düzenleyici çerçeve bulunmamakta ve lobiciliğin şeffaflığını denetleyen bir kurum veya lobi sicili mevcut değildir.
Çıkar Çatışması
Türkiye, çıkar çatışması düzenlemeleri açısından kriterlerin yüzde 56’sını, uygulamada ise yüzde 0’ını karşılamaktadır. Bu oranlar OECD ortalaması olan yüzde 80 ve yüzde 45 ile kıyaslandığında oldukça düşüktür.
Mal Beyanı Yönetmeliği uyarınca, Hükümet, Parlamento, Yüksek Mahkeme ve üst düzey kamu görevlilerinin kamu görevine başlangıçlarında ve görev yenilemelerinde çıkar beyanı sunmaları gerekmektedir.
Siyasetin Finansmanı
Türkiye, siyasi finansman düzenlemeleri açısından kriterlerin yüzde 50’sini ve uygulama kriterlerinin yüzde 14’ünü karşılamaktadır; bu oranlar OECD ortalaması olan yüzde 76 ve yüzde 58 ile karşılaştırıldığında düşük kalmaktadır.
Siyasi partilerin veya adayların seçim kampanyaları sırasında mali durumlarını bildirme veya bu raporları kamuoyuna açıklama zorunluluğu bulunmamaktadır. Ayrıca, seçim kampanyası harcamaları için bir üst sınır veya adayların kişisel kampanyalarına yapılan katkılar için bir eşik de yoktur.
AYM Bağımsız Değil – Belge Sağlanmadı
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, siyasi partilerin finansmanını denetleme yetkisine sahiptir. Ancak doğrudan Parlamento’ya mali olarak hesap verme yükümlülüğü bulunmadığı için bağımsızlık konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır. Türkiye, siyasi partilerin yıllık hesap ve mali raporlarının sunulma oranlarına ilişkin OECD’ye bilgi veya destekleyici belge sağlamamıştır.
Kamu Bilgisine Erişim
Türkiye, kamu bilgi düzenlemeleri kriterlerinin yüzde 44’ünü ve uygulamada yüzde 42’sini karşılamaktadır; bu oranlar OECD ortalaması olan sırasıyla yüzde 72 ve yüzde 62 ile kıyaslandığında daha düşük seviyededir.
Uygulamada Türkiye, kamu ihaleleri ve tapu sicili hakkında bazı bilgileri yayınlamakta, ancak Bakanların gündemleri, resmi hükümet toplantılarının gündemleri, üst düzey kamu görevlilerinin menfaat ve mal beyanları gibi bilgileri paylaşmamaktadır.
Yargısal Bütünlük
Türkiye, yargı bütünlüğü düzenlemeleri için kriterlerin yüzde 56’sını ve uygulama için yüzde 28’ini karşılamaktadır; bu oranlar OECD ortalaması olan sırasıyla yüzde 66 ve yüzde 45 ile karşılaştırıldığında düşüktür.
Türk Yargısı Etik Bildirgesi, tüm hakimler için geçerli bağlayıcı davranış ve etik standartlar belirlemekte, ancak Yüksek Mahkeme üyeleri için geçerli olan Yargıtay’ın Etik, Şeffaflık ve Güven Projesi bulunmaktadır. Ancak ulusal hakimler ve yargının en üst organlarının üyeleri için çıkar beyanı sunma zorunluluğu yoktur.
Savcılık Bütünlüğü
Türkiye, savcılık bütünlüğü düzenlemeleri için kriterlerin yüzde 55’ini ve uygulama için yüzde 37’sini karşılamaktadır; bu oranlar OECD ortalaması olan sırasıyla yüzde 66 ve yüzde 52 ile kıyaslandığında düşüktür.
2019 yılında kabul edilen Türk Yargısı Etik Bildirgesi, hakim ve savcılar için dürüstlük ve tarafsızlık gerekliliğini ortaya koymaktadır. Hakimler ve savcılar hakkında yapılan ihbar ve şikayetlerin soruşturulmasına ilişkin kurallar mevcut olsa da, ihbarcılar için özel bir iç kanal bulunmamaktadır.
Kamu Görevlileri için Disiplin Sistemi
Türkiye, kamu görevlileri için disiplin sistemlerine ilişkin düzenlemeler için kriterlerin yüzde 67’sini, uygulama için ise yüzde 0’ını karşılamaktadır; bu oranlar OECD ortalaması olan sırasıyla yüzde 66 ve yüzde 22 ile karşılaştırıldığında düşüktür.
*
<p style
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



