Yektan Türkyılmaz & Ali Yaycıoğlu
14 ve 15 Ağustos 2023 tarihlerinde Yeni Arayış sitesinde yayımlanan “Dünya Sağ’a, Peki Ya Türkiye?” başlıklı yazılarda, Avrupa’da yükselen otoriter ve popülist sağ dalgalar incelenmiş ve Türkiye’nin bu eğilimden farklı bir yönde ilerlediğine dikkat çekilmiştir. Yazılarda, Türkiye’de sol ile tanımlanan partilerin, özellikle de CHP, DEM Parti ve TİP’in, Mart 2024 seçimlerinde toplamda %43,5 oy oranına ulaşarak Cumhuriyet tarihi boyunca en yüksek “sol oy” oranını elde ettiği vurgulanmıştır. Bu durum, Türkiye’deki toplumsal dinamikleri sorgulamaya itmiştir.
AK Parti’nin 20 yılı aşan iktidarı ve 2013’ten itibaren uygulanmaya başlanan sağcı, güvenlikçi, İslamcı-milliyetçi otoriter rejimin yaratmış olduğu baskılara karşı toplumsal tepkilerin belirginleştiği ifade edilmiştir. Ekonomik adalet, toplumsal adalet ve sekülerizm, bu itirazların ana eksenlerini oluştururken, henüz tam anlamıyla bir toplumsal hareket haline dönüşmemiş bile olsa, bu potansiyel Türkiye’nin mevcut otoriter yönetimini durdurabilecek temel dinamiklerden biri olarak gösterilmektedir.
Augustustaki yazılarda, bir siyasal ittifak önerisi sunulmamış, bu partilerin ideolojik konumları veya kendilerini sol olarak tanımlamaları sorgulanmamıştır. Evrensel anlamda solun dönüşüm sürecinde olduğunu varsayarak bu tür bir tartışmadan kaçınılmıştır.
Ağustos’tan Sonraki Gelişmeler
Ağustos’tan bu yana Türkiye’de önemli siyasi gelişmeler yaşanmıştır. CHP ile AKP arasında bir süredir devam eden “normalleşme” girişimlerinin muhalefet üzerindeki etkisi tartışmalıdır. Yazarlar, bu girişimlerin Erdoğan-Bahçeli rejiminin yaşadığı krizi kısmen yatıştırdığını gözlemlemektedir. Ancak, CHP’nin bu normalleşme vurgusu, ekonomide artan adalet taleplerini bastırmaktan öte bir etki yaratmamıştır. Öte yandan, CHP’nin tabanını genişletme potansiyeli henüz tam olarak görülmemektedir.
Bu dönemde Türkiye ve İsrail arasında bir savaş olasılığından da söz edilmeye başlanmıştır. Ayrıca, ABD’de Trump’ın siyasi geri dönüşü ve Suriye’deki gelişmelerin, Türkiye’nin coğrafi dengelerini derinden etkileyeceği öngörülmektedir.
Yaklaşık bir ay önce Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ın önünün açılması yönündeki şaşırtıcı açıklamaları, “terörün sona ermesi” için yeni ve radikal bir girişim önerisine yol açmıştır. Bu durum Bahçeli’nin hem kendisi için hem de partisinin tarihi açısından büyük bir risk taşıyan bir adım olarak değerlendirilirken, bu açıklamanın Erdoğan ile bir işbirliği mi yoksa rejim içindeki farklı grupların bir stratejisi mi olduğu belirsizliğini korumaktadır.
Devlet Bahçeli, son 25 yılda Türkiye siyasetini şekillendiren en önemli aktörlerden biri olmuştur. AKP’nin iktidara gelmesi, Bahçeli’nin erken seçim girişimi sayesinde mümkün olmuştur. 2015 sonrası dönemde ise Cumhurbaşkanlığı sistemi, Cumhur İttifakı ve diğer unsurlar Bahçeli’nin liderliğinde şekillenmiştir. Şimdilerde, Bahçeli’nin Öcalan ile ilgili çıkışı, yeni bir tartışma başlatmıştır.
Erdoğan’ın Otoriterleşme Yolculuğunu Kavramsallaştırmak
Devlet Bahçeli destekli Erdoğan iktidarının otoriterleşme süreci devam etmekte olup, 14 Mayıs 2023 seçimlerinin ardından gelen 31 Mart yerel seçimleri bu
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!
Yeni Bir Yorum Bırakın
İlginizi Çekebilecek Diğer Bloglar
Gündem HaberleriErzurum’da Kadın Sağlığı Seminerleri Eğitici Eğitimi Başladı
Gündem HaberleriMuğla’da Saklıkent Bölgesine 8 Bin 500 Metrelik Yol Yatırımı
Gündem HaberleriYıldırım’da Parklar Kışa Hazırlanıyor
Gündem Haberleri