
Türkiye ve Almanya dışişleri bakanları Hakan Fidan ve Johann Wadephul, iki ülke arasındaki stratejik iş birliğini güçlendirme hedefinde olduklarını açıkladı. 12 yıl aradan sonra yeniden faaliyete geçen stratejik diyalog mekanizması, önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Almanya’nın başkenti Berlin’de resmi bir ziyaret gerçekleştiren Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, burada Başbakan Friedrich Merz tarafından kabul edildi. Ardından mevkidaşı Wadephul ile bir araya gelerek çeşitli konularda görüş alışverişinde bulundu.
Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Türkiye-Almanya ilişkileri, Avrupa Birliği-Türkiye ilişkileri, Avrupa’nın güvenliği ile ABD-İran ateşkes müzakereleri hakkında açıklamalar yapıldı. Fidan ve Wadephul, İsrail’in Filistin topraklarındaki politikaları ve Ukrayna savaşı konularını da ele aldı.
Wadephul, “Berlin’e yeniden hoş geldin sevgili Hakan” diyerek başladığı konuşmasında, uzun bir aradan sonra stratejik bir diyalog kurmayı başardıklarını belirtti. Bu tür görüşmelerin daha derin ve kapsamlı olduğunu vurgulayan Wadephul, Türk-Alman ilişkilerinin yeni bir aşamaya geçmesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti. Ayrıca, önümüzdeki yıl Türkiye’deki buluşmada bu seviyedeki görüşmelerin devam edeceğini dile getirdi.
Dışişleri Bakanı Fidan, 12 yıl aradan sonra yeniden toplanan stratejik diyalog mekanizmasının önemine dikkat çekti. Bu bağlamda, Türkiye-AB ilişkileri, güvenlik ve savunma konuları ile bölgesel meselelerin tartışıldığını aktardı. Fidan, Türkiye ve Almanya’nın daha güçlü bir ortaklık sergilemesi gerektiğini ifade ederek, ikili ticaret hacminin 52 milyar dolardan 60 milyar dolara çıkarılması hedefini de gündeme getirdi.
İki tarafın savunma sanayisindeki iş birliğinin gelişmesine ve çeşitlenmesine önem verdiklerini belirten Fidan, bu iş birliğinin stratejik ilişkileri daha da güçlendireceğini kaydetti.
Türkiye’nin AB üyeliği
Fidan, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) adaylık süreci ve beklentileri hakkında da bilgi verdi. Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin siyasi saiklerden bağımsız olarak yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, zamanın ruhunun Türkiye-AB ilişkilerinin daha gerçekçi ve sonuç odaklı ele alınmasını zorunlu kıldığını ifade etti.
“Türkiye ile derinleştirilmiş bir ekonomik entegrasyon, Avrupa Birliği için stratejik bir gereklilik haline gelmiştir” diyen Fidan, bu bağlamda Gümrük Birliği’nin güncellenmesi gerektiğini belirtti.
Fidan, Türkiye’nin AB’nin savunma ve güvenlik girişimlerinden dışlanmasının, Avrupa’nın güvenlik hedefleriyle çelişeceğini savunarak, ülkesinin bu alandaki ilerlemesinin AB için değerli bir fırsat sunduğunu ifade etti.
Almanya Dışişleri Bakanı Wadephul ise, “Türkiye’nin AB’ye girme niyeti varsa, Almanya bu yolda dostane ve güvenilir bir ortak olacaktır” dedi. Türkiye’nin tüm kriterleri yerine getirmesinin önemli olduğunu vurgulayan Wadephul, Türk hükümetinin tam üyelik hedefine bağlı kalmasından memnuniyet duyduğunu belirtti.
Wadephul, Türkiye ile AB arasındaki stratejik ilişkilerin geliştirilmesinin Alman hükümeti açısından önemli olduğunu ifade etti. Ayrıca, Türkiye’nin önemli bir NATO müttefiki ve AB’nin ticaret ortağı olarak, savunma ve sanayi politikalarına katılımını desteklediklerini belirtti.
İran savaşı ve Filistin topraklarındaki durum
Fidan, Türkiye’nin Pakistan’ın İran ile ABD arasındaki arabuluculuk çabalarına destek verdiğini belirtti. İran ile ABD arasındaki savaşın yeniden başlamasının küresel ekonomik etkilerinin büyük olacağına dikkat çekti. Her iki tarafın gerekli iradeye sahip olduğuna inandığını da sözlerine ekledi.
Filistin meselesinin bölgedeki tüm sorunların ana kaynağı olduğunu dile getiren Fidan, bu sorunun yalnızca iki devletli bir çözümle ortadan kalkabileceğini ifade etti. İsrail’in aşırılıkçı politikalarının bu barış vizyonunun önündeki en büyük engel olduğunu vurguladı.
Wadephul ise sorunların çözümü konusunda Ankara ile hemfikir olduklarını, ancak çözüm yollarında farklılıklar yaşadıklarını belirtti. Gazze’deki sivillerin korunması için daha fazla çaba sarf edilmesi gerektiğini ifade eden Wadephul, İsrail’in kendini savunma hakkını da tanıdıklarını vurguladı.
Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının Avrupa ekonomisine olumsuz etkileri olacağını belirten Wadephul, bu durumun küresel çapta gübre kıtlığına yol açabileceğini ve açlık krizi yaratabileceğini söyledi. Savaşın bir an önce sona ermesi gerektiğinin altını çizen Wadephul, sağlanacak barışın İran’ın nükleer silah sahibi olmasını engelleyecek unsurlar içermesi gerektiğini de vurguladı.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



