Türkiye Yüzyılı: Vergi İstisnalarıyla Yatırım Hamlesi

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Türkiye Yüzyılı: Vergi İstisnalarıyla Yatırım Hamlesi

25 Nisan 2026 00:00

Güncelleme: 25 Nisan 2026 00:17

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe’de yaptığı açıklamada “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı”nı tanıttı. İlk bakışta yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik bir paket olarak değerlendirilse de, metnin detaylarına inildiğinde Türkiye’nin vergi sistemine dair köklü değişiklikleri hedefleyen bir yaklaşım benimsendiği anlaşılmaktadır. Türkiye, düşük vergi politikası ile uluslararası sermayeyi çekmeyi planlıyor.

İstanbul Finans Merkezi, halihazırda birçok vergi avantajı sunuyordu. 17 Nisan 2023 tarihinde Erdoğan’ın konuşmasıyla resmi olarak açılan İstanbul Finans Merkezi, eleştirilere de maruz kaldı. Bu merkez, kurulum aşamasında Dubai Uluslararası Finans Merkezi (DIFC) örnek alınarak oluşturuldu. DIFC, şirketlere 40 yıla kadar kurumlar vergisinden muafiyet gibi önemli avantajlar sağlıyor.

İstanbul Finans Merkezi, bankacılık, sigortacılık, yeşil finans, finansal teknolojiler ve katılım finansı gibi stratejik alt sektörlere odaklanmakla birlikte, uluslararası finansal hizmetler alanında portföy yönetimi, servet yönetimi, proje finansmanı, fon yönetimi ve reasürans şirketlerinin desteklenmesini amaçlamaktadır.

Bu çerçeve, 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu ile hukuki bir zemin kazanmıştır. Söz konusu kanun ile finansal hizmet ihracatından elde edilen kazançların büyük bir kısmı vergiden muaf tutulurken, BSMV, harç ve damga vergisi muafiyetleri ile geniş bir alan oluşturulmuştur. Nitelikli yabancı çalışanlara yönelik ücret muafiyetleri de bu yapının önemli bir parçasını oluşturmaktadır.

Birçok vergisel avantaj getirilmişti

İstanbul Finans Merkezi Kanunu, bu bölgede faaliyet gösterenlere birçok vergisel muafiyet ve istisna sunmaktadır.

İlk olarak, İFM’de gerçekleştirilen finansal hizmet ihracatı kapsamındaki kazançların yüzde 75’i, kurum kazancından indirilecektir. Ancak bu oran, İFMK’nın geçici 1’inci maddesi gereği 2022 ile 2031 yılları arasında yüzde 100 olarak uygulanacaktır. Böylece finansal hizmet ihracatından elde edilen kazançlar, aynı zamanda indirilecek gider olarak değerlendirilecektir. Burada yalnızca finansal hizmet ihracatı kapsamındaki faaliyetler için istisna ve indirim tanınmaktadır.

İkinci olarak, İFM’de gerçekleştirilen finansal hizmet ihracatı faaliyetlerinden elde edilen kazançlar, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi’nden (BSMV) muaf tutulacaktır.

Üçüncü olarak, İFM’de gerçekleştirilen finansal hizmet ihracatı işlemleri her türlü harçtan muaf tutulmuştur.

Dördüncü olarak, bu faaliyetlere ilişkin düzenlenen belgeler damga vergisinden muaf tutulmaktadır.

Beşinci olarak, İstanbul Finans Merkezi’nde çalışmaya başlamadan önceki son üç yıl içinde Türkiye’de çalışmamış ve yurt dışında en az beş yıl mesleki tecrübesi olan kişilerin ücretinin yüzde 60’ı; en az 10 yıllık mesleki tecrübeye sahip olanların ise yüzde 80’i gelir vergisinden istisna edilmiştir. Ancak son üç yıldır Türkiye’de çalışmış olanlar bu avantajdan faydalanamamaktadır.

Kanun gerekçesinde, İFM’nin yurt dışından gelecek nitelikli insan kaynağını çekme hedefi vurgulanmıştır.

Altıncı olarak, İFM’de yer alan taşınmazların kiralanmasıyla ilgili işlemler her türlü harçtan ve bu işlemlere ilişkin düzenlenen belgeler damga vergisinden muaf tutulmuştur.

Erdoğan’ın konuşmasındaki İFM değişiklikleri

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı yeni düzenlemeler, İstanbul Finans Merkezi için mevcut vergi avantajlarını daha da genişletmektedir. İFM’de faaliyet gösteren kurumların transit ticaret kazançlarına uygulanan (KVK m.10/1-i) yüzde 50’lik indirim, yüzde 100’e çıkarılmaktadır. Bu durum, bu kazançların tamamen kurumlar vergisi dışında kalması anlamına gelmektedir.

Ayrıca, bu yaklaşım yalnızca İFM ile sınırlı kalmamaktadır. Merkez dışında transit ticaret yapan şirketler için de kazancın yüzde 95’inin kurum kazancından indirilmesi öngörülmektedir. Böylece bu teşvikler, ülke genelinde geçerli bir vergi politikasına dönüşmektedir.

Küresel şirketlerin bölgesel yönetim merkezlerinin büyük bir kısmı şu an Dubai’de bulunmaktadır. Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler bu merkezleri zorlamaktadır. Bu bağlamda, İstanbul Finans Merkezi’ne yeni teşviklerle bu merkezlerin taşınması hedeflenmektedir.

Açıklanan düzenlemelere göre, İFM üzerinden yönettikleri yurt dışı operasyonlardan elde edilen kazançların tamamı (yüzde 100), diğer faaliyetlerinden elde edilen kazançlarının ise yüzde 95’i, 20 yıl boyunca kurumlar vergisi açısından indirilebilecektir. Ayrıca, bu merkezlerde çalışacak nitelikli personele de belirli şartlarla ücret istisnası sağlanacaktır.

Diğer yeni düzenlemeler

İmalatçı-ihracatçılar için kurumlar vergisi oranı yüzde 9’a, yalnızca ihracat yapanlar için yüzde 14’e indirilecektir.

Yurt dışından gelen ve son 3 yılda Türkiye’de vergi mükellefi olmayan kişilere, yurt dışı gelirleri üzerinden 20 yıl boyunca vergi muafiyeti sağlanması öngörülmektedir. Bu kişiler yalnızca Türkiye’de elde ettikleri gelirler üzerinden vergilendirilecek ve veraset vergisi yüzde 1 olarak uygulanacaktır.

Ayrıca, yurt dışına yönelik mimarlık, mühendislik, yazılım ve tasarım gibi hizmetlerden elde edilen kazançların yüzde 80 olan indirim oranı yüzde 100’e çıkarılarak, bu gelirlerin fiilen vergiden istisna edilmesi planlanmaktadır.

Son olarak, yurt dışındaki para, altın ve menkul kıymetlerin düşük bir vergi ile Türkiye’ye getirilmesine yönelik yeni bir varlık barışı düzenlemesi üzerinde çalışılmaktadır. Bu kapsamda getirilen varlıklar için vergi incelemesi yapılmayacaktır.

Yapılan tüm bu düzenlemeler, Türkiye’nin yatırım çekme stratejisini önemli ölçüde vergisel istisnalar ve muafiyetler üzerine inşa ettiğini göstermektedir. İstanbul Finans Merkezi ile başlatılan bu yaklaşım, belirli bir bölgeye özgü teşviklerden, transit ticaretten ihracata ve küresel şirket merkezlerinden bireysel gelir rejimlerine kadar geniş bir yapıya dönüşmüştür.

Vergi oranlarının düşürülmesi, kazançların büyük ölçüde matrah dışına çıkarılması ve bazı gelir türlerinde sıfır vergiye yaklaşılması, sistemin dinamiklerini değiştirmektedir. Bu değişim, uluslararası sermaye ve nitelikli işgücü çekmeyi hedeflerken, diğer yandan vergi yükünün hangi kesimlerde yoğunlaştığını daha görünür hale getirmektedir.

Özellikle uzun süreli (20 yıla varan) istisnalar ve ülke geneline yayılan vergi indirimleri, geçici teşvik mantığının ötesine geçerek kalıcı bir vergi rejimi tasarımı izlenimi vermektedir. Bu durum, vergi sisteminin yalnızca ekonomik bir araç değil, aynı zamanda tercih edilen ekonomik modelin de bir yansıması olduğunu göstermektedir.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın