
“Adalet Bakanı’na sesleniyorum: Silivri’de mahkemeye giden herkesin huzuru ve güvenliği; onlara saygılı bir dil kullanılması, içtikleri su ve yedikleri yemek devletin üstlendiği bir görevle emanettir. Bu bireylerin göreceği muamele, bu Meclis’in komisyonuna geldiği gün alacakları muameleyi belirleyecektir. Hadi bakalım. Türkiye’de rejimin tehdit gördüğü herkes tutuklu durumda. Tanıdık isimlerden isimsiz kahramanlara kadar… 2026 yılında Türkiye’de rejime tehdit olarak görülenler için açık cezaevine çevrildi. Ekrem İmamoğlu, belediye başkanlarımız, seçilmiş siyasetçiler ve değerli bürokratlar da tutuklu. HDP’nin önceki eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ hâlâ tutuklu; Hataylıların iradesiyle Meclis’e gönderdiği Can Atalay da tutuklu. Avukatlar Selçuk Kozağaçlı ve Mehmet Pehlivan gibi isimler de cezaevinde. İşçi haklarını savunan Mehmet Türkmen tutuklu. Gazeteciler Merdan Yanardağ, Alican Uludağ, İsmail Arı, Pınar Gayıp ve 17 diğer gazeteci de aynı durumda.
“Çevre mücadelesi veren, hak mücadelesi veren kim olursa olsun gözaltı ve tutuklulukla karşılaşmamalıdır”
Türkiye’de İkizköy’ün kadın muhtarının ninesinden beri ağaçlarına sahip çıkan Esra Işık tutuklu. Gelinen noktada, çevre mücadelesi veren ve hak mücadelesi yürüten herkes gözaltına alınmakta ve tutuklanmaktadır. 19 Mart darbesinin ardından 301 öğrenci tutuklandı. Vatan Emniyet’te, dün Çağdaş Gazeteciler Derneği’nde ödül aldı. Vatan Emniyet’teki işkencenin belgeseli ortaya çıktı. Darp raporlarının sonradan değiştirildiği gözler önüne serildi; askeri darbe dönemlerinde bile yaşanmayan, önce darp raporu sonra temiz raporunun dosyada değiştirildiği durumlar yaşandı. Sırf ‘polis, barikat, kavga, çatışma’ diyerek 301 öğrenci tutuklandı. İçlerinde bir bayrağı sopasını alıp da polisin kaskındaki sineği ittiren yok. Ömrü boyunca emniyetin önünden geçmemiş, ailelerin ömrü boyunca güvenlik güçlerine ‘höt’ dememiş çocuklar, sırf diğerlerine örnek olsun diye alınmış. O güzelim çocuklara yapılan işkencenin kanıtları var. Hâlâ açılmayan soruşturmalar bulunmakta.
“Varto’da jeotermalin yaratacağı doğa tahribatına karşı mücadele eden Vartolular var”
Ordu’nun yüzde 75’i, Giresun’un yüzde 85’i madenciliğe açılmışken, bu hafta 18 ihale ile birlikte Ordu’nun ormanlarını ve derelerini katletmeye niyetleniyorlar. Buna direnen Orduluların mücadelesini selamlıyoruz. Ayrıca Varto Ekoloji Platformu da var; jeotermal enerjiye karşı büyük bir çevre katliamı planlanmakta. Aydınlılar bunu en iyi bilir. Aydın Ovası’na jeotermal enerji getirdiler; Aydın’ın güzelim incirini tüylü hastalıklarla tanıştırdılar. Çok ağır bir bedel ödendi. Manisa Alaşehir’de üzüm bağlarının canı sıkıntıya girdi. Sarıgöl büyük bir mücadele vererek kendini korudu. Şimdi de Varto’da jeotermalin yaratacağı doğa tahribatına karşı mücadele eden Vartolulara destek veriyoruz.
“Aydın’ın iradesini çalanlardan ne kadar iğreniyorsak, Mustafa Bozbey’in duruşundan da o kadar övünüyoruz”
Geçtiğimiz hafta İzmir, Manisa ve Bursa’da açılışlar gerçekleştirdik. Bursa’daki açılışların normal tarihi 15-16 Nisan’dı. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin 29 önemli açılışı vardı, bunları yapmayı planlıyorduk. Bozbey, “Bunlar beni aldılar” dedi. Bozbey ile Aydın Büyükşehir benzer durumdaydı. Bozbey’e ve Aydın Büyükşehir’e gidip, “Ya bize katılacaksın ya içeri atılacaksın” dediler. Aydın Büyükşehir, verilen desteği alarak siyasi yankesicilikle, milli irade hırsızlığıyla Tayyip Erdoğan’ın yanına koştu. Mustafa Bozbey ise, 15 günde bir gelen baskılara, tehditlere, şantajlara, basında yazılmasına rağmen, “Ben Cumhuriyet Halk Partiliyim, bir tek kusurum yok. Bulursanız hesaplaşırım ama ben şantajınıza, tehdidinize boyun eğmem” dedi. Bu nedenle sadece Bursa’ya çökmek için Bursa’da cezaevine kondu. Aydın’ın iradesini çalandan ne kadar iğreniyorsak, Mustafa Bozbey’in duruşundan da o kadar övünüyoruz. Bozbey, “Bunlar beni içeri atar” dedi ve ardından, “Bunlar 3 ay kulaklarının üstüne yatarlar, sonra benim yaptıklarımı ‘AK Parti yaptı’ diye açarlar” dedi. Bu sebepten, tarihte belki de dünya siyasetinde ilk kez, bir gece vakti hizmet yapan bir belediye başkanı gözaltındayken açılışı yaptı.
“Kooperatif kurmak, kurdurmak, kooperatifçilik suç değildir”
Ayrıca İzmir’de 26 açılış ve 24 projenin temelini attık. Üç değerli arkadaşımız Tunç Soyer, Şenol Arslanoğlu ve Heval Savaş Kaya tutuklu, fakat yedeklemeden tutuklular. Kooperatif sistemini öne alarak doğru bir model oluşturmayı hedefliyoruz. Bu süreçte kooperatiflerimiz kuruldu. Kooperatif kurmak, kurdurmak, kooperatifçilik asla suç değildir. Hiçbir zaman da olmamıştır. Aksine, doğru bir yöntemdir. Ancak bu süreçlerde ne pandemi ne de ekonomik kriz kaldı ve Türkiye’de inşaat maliyetleri birden katlandı. Birçok özel müteahhit ya battı ya da yeni anlaşmalar yapmak zorunda kaldı. Kooperatiften toplanan 600 lirayla maliyetler 3 milyon, 4 milyon, 5 milyon liraya yükseldi ve daireler tamamlanamadı. İzmir’de bir tepki vardı. Ben milletvekili olduğum günden beri Esenyurt’un konut mağdurları, 10 bin kişi bu Meclis’tedir. AK Partililer, konut mağdurlarını dinlemezken, İzmir’de dinlenmeye ihtiyaçları vardı. Biz de onlarla bir eylem yapacakları için kamyon ve otobüs ayarladık. Hepsini gördük, dinledik. Arkadaşlarımızın suç işlemediğini, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu sorunu çözmesinin boynumuzun borcu olduğunu ifade ettik. Cemil Tugay ve bürokrasi bu konuda çalıştı.
“İzmir’de yüzlerin gülmesi Özgür Özel’in baş sorumluluğudur”
Bu hafta İzmir’e gittim. Yeni kooperatifin altısıyla karşılıklı imza atıldı. Bir tek yedincisi AK Parti ve MHP’nin ret oyuna takıldı, o da gelecek meclis toplantısında çözülecek. Yedi kooperatifte ilerleme kaydedildi ve ilk olarak 4. etap olarak adlandırdıkları kooperatifte daireler tamamlandı. Bir kısmı yıl sonuna kadar, hatta Ağustos’a kadar bin 300’ü tamamen bitecek. Biten dairelerin anahtar teslimleri
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



