
5-9 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı (SAHA Expo), Türkiye’nin geliştirdiği savunma sistemlerine dikkat çekti.
Fuarın en dikkat çekici yeniliği, Türkiye’nin ilk kıtalararası balistik füzesi olan Yıldırımhan oldu. Milli Savunma Bakanlığı’nın AR-GE birimi, Yıldırımhan’ın menzilinin 6 bin kilometreye ulaştığını açıkladı. İlk kez fuarda sergilenen bu füzenin saha testlerinin bu yıl içerisinde yapılması planlanıyor.
Fuara toplam 1700’den fazla firma katıldı, bunlardan 263’ü uluslararası düzeydeydi. 75 ülkeden gelen 105 ticari heyet ile yapılan anlaşmalar neticesinde 8 milyar dolarlık bir ticaret hacmine ulaşıldığı bildirildi.
Yıldırımhan dışında, savunma sektöründeki diğer yenilikler de fuarda sergilendi. SAHA İstanbul Malzeme ve Malzeme Şekillendirme Komitesi Başkanı Celalettin Kırboz, fırtına obüsü mühimmatı için Türkiye’de özel bir üretim hattı kurulduğunu belirtti. Daha önce Rusya ve Uzak Doğu’dan ithal edilen ham maddelerin artık yerli olarak üretildiğini vurgulayan Kırboz, ayrıca tekerlekli zırhlı araçlarda kullanılan çelik porya yataklarının Fransa’dan ithal edilmekten çıkarak yerli dövme alüminyum teknolojisi ile üretildiğini ifade etti. Bayraktar TB2 ile yeni nesil Kamikaze ve Sivrisinek projelerinin iniş sistemleri de yerli alüminyum teknolojisiyle üretilmeye başlandı.

Türkiye’nin ilk kıtalararası balistik füzesi Yıldırımhan SAHA 2026’da fuar alanında sergilendi
Türkiye’nin gelişen savunma sanayisi, yalnızca güvenlik alanında değil, ekonomik açıdan da önemli bir yere sahip.
“Stratejik bir itici güç oldu”
Fuara katılan yerli savunma şirketlerinden ARF Technologies’in Teknolojiden Sorumlu Başkanı Sinan Unan, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, “Savunma sanayi, güvenlik alanının ötesinde; ekonomi, teknoloji ve istihdam açısından stratejik bir itici güç konumunda” ifadelerini kullandı.
Unan, sektörün yüksek teknoloji ihtiyacını sürekli canlı tutarak ülkenin mühendislik kapasitesini, Ar-Ge yetkinliğini ve bilimsel gelişimini doğrudan artırdığını belirtti. Şirketlerinin radar sistemleri, komuta kontrol merkezleri, hava savunma sistemleri ve askeri iletişim altyapıları gibi yüksek hassasiyetli zaman senkronizasyon çözümleri sunduğunu vurguladı.
Türk savunma sanayisinin yalnızca platform üretimine odaklanmaktan çıkıp, kritik alt sistemleri, elektronik altyapıları ve yüksek teknoloji bileşenlerini yerli olarak geliştiren bir ekosisteme dönüştüğünü ifade eden Unan, Türkiye’nin insansız sistemler, elektronik harp, haberleşme teknolojileri, radar ve komuta kontrol altyapılarında güçlü bir mühendislik kabiliyeti kazandığını belirtti.
“Johnson mektubu ilk alarm zili oldu”
İstanbul Gelişim Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Sapmaz, Türkiye’nin savunma sanayisinin kendi kendine yeter hale gelmesinin ilk adımlarının 1960’lı yıllarda atıldığını kaydetti. İkinci Dünya Savaşı sonrası Türkiye’ye Sovyetler Birliği’ne karşı ABD’den silah yardımı yapıldığını hatırlatan Sapmaz, “1964’te dönemin ABD Başkanı Lyndon B. Johnson’ın Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale girişimini durdurmak için Başbakan İsmet İnönü’ye gönderdiği sert mektup, Türkiye’nin kendi savunma sistemlerini kurma konusunda ilk alarm zili olmuştur” dedi.

ABD Başkanı Lyndon B. Johnson
1974 Kıbrıs çıkarması sonrasında Türkiye’ye uygulanan silah ambargosunun, savunma alanında yeni bir döneme geçiş sağladığını belirten Sapmaz, “Bundan sonra Türk savunma sanayisinin ilk kuruluş adımlarının atıldığını görüyoruz. Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı çerçevesinde kamunun savunma sanayinin geliştirilmesine yönelik girişimlerinin başladığını gözlemliyoruz” dedi.
Son 10-15 yılda yapılan yatırımlarla savunma sanayisindeki yerlilik oranlarının yüzde 75-80’lere ulaştığını aktaran Sapmaz, Türkiye’nin kendi savunma teknolojilerini üretme zorunluluğuyla karşı karşıya kaldığını vurguladı.
Sapmaz, “Ordunuzun kullanacağı silahı kendinizin üretmesi çok önemli. Şu anda hem NATO ittifakı içinde hem de Türkiye’yi yakından izleyen ülkeler açısından Türkiye’nin artan kapasitesi büyük ilgi görüyor. Orta ölçekli bir ülke olarak Türkiye, savunma alanında giderek öne çıkıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Dünyanın 11’inci büyük ihracatçısı oldu
Türkiye’nin savunma sanayisindeki yerli üretim hamlesi, ihracat rakamlarına da yansımış durumda. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2023 yılında 1,6 milyar dolar seviyesindeki savunma sanayi ihracatının, 2025 sonunda 10 milyar doları aşması bekleniyor. Bu sayede Türkiye, en fazla savunma ihracatı yapan 11’inci ülke konumuna yükseldi. İhracatın yüzde 56’sı Avrupa Birliği ve NATO ülkeleri ile ABD’ye yapılırken, Asya Pasifik, Ortadoğu ve Afrika bölgeleri de izleniyor. Sektörde şu an 4 binin üzerinde şirket faaliyet gösteriyor.

Baykar’ın ürettiği Akıncı adlı insansız hava aracı da SAHA 2026’da sergilendi
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, fuar sırasında yaptığı açıklamada, savunma sanayisini gelecekte sanayide dönüşümün
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



