
MYNET ÖZEL | ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında Tahran’ın gerçekleştirdiği peş peşe misillemeler, bölgedeki gerilimi artırırken; Türkiye sınırları içerisinde düşürülen füzeler Ankara’nın alarm durumuna geçmesine neden oldu.
Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı
ÖNCE HATAY BUGÜN DE GAZİANTEP…
Son günlerde Hatay’da düşürülen bir İran füzesi sonrası, bugün Gaziantep’te benzer bir durum yaşandı. İran’dan fırlatıldığı değerlendirilen bir füze, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildi. Kopan parçalar Gaziantep’te boş bir araziye düştü.

MSB DUYURDU: “HAVADA ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ”
Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından yapılan açıklamada, “İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirilmiştir. Bazı mühimmat parçaları Gaziantep’te boş arazilere düşmüştür. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma söz konusu değildir.” ifadelerine yer verildi.
Bölgedeki gerginlik artarken; Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı’dan Mynet’e özel değerlendirmeler geldi.
“Bu füzeleri kim, neden ateşliyor? Burada Türkiye’nin yanıtı ne olur?” sorularına yanıt veren Yaycı, şu açıklamalarda bulundu;
“ORTADA İKİ GERÇEK VAR”
“Geçtiğimiz hafta İran topraklarından ateşlenen bir balistik füzenin Türkiye’ye yöneldiği ve NATO hava savunma sistemleriyle etkisiz hâle getirildiği duyuruldu. Hatay’daki olayın ardından şimdi de Gaziantep semalarında bir İran balistik füzesinin etkisiz hâle getirildiği Millî Savunma Bakanlığı tarafından resmi olarak açıklandı. İran yönetimi ise “Türkiye’yi veya Kıbrıs’ı hedef alan bir füze atmadık” şeklindeki açıklamalarına devam ediyor.
İki önemli gerçek var:
Birincisi, Türkiye’nin hava sahasına yönelen bir balistik tehdit oluşturulmuştur.
İkincisi ise bu tehdidin kaynağı konusunda İran ile Türkiye’nin açıklamaları arasında büyük bir çelişki bulunmaktadır.

Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor: Bu füzeleri kim ve neden ateşliyor?
Birinci ihtimal, teknik bir durumdur. Füze gerçekten İran tarafından ateşlenmiş olabilir; ancak hedef Türkiye olmayabilir. Savaş zamanlarında balistik füzelerde rota sapmaları, hedef güncelleme hataları veya yön kaybı yaşanabilir. İran başka bir hedefe atış yapmış olabilir, ama füzenin uçuş hattı Türkiye hava sahasına yaklaşmış olabilir. Böyle bir durumda İran’ın “Türkiye’yi hedef almadık” demesi kendi açısından mantıklı bir açıklama olabilir.
“DOĞRUDAN BİR GÜVENLİK TEHDİDİDİR”
Ancak bu durum Türkiye açısından durumu değiştirmez. Çünkü hedef Türkiye olsun ya da olmasın, Türk hava sahasına yönelen bir balistik füze doğrudan bir güvenlik tehdididir.
İkinci ihtimal ise İran’ın bilinçli olarak stratejik bir mesaj vermeye çalışmasıdır. Bu mesaj Türkiye’ye değil, NATO’ya yönelik olabilir. Türkiye NATO üyesidir ve Doğu Akdeniz’de NATO radarları ve askeri faaliyetleri bulunmaktadır. İran böyle bir durumda riskli bir güç gösterisi yapmak istemiş olabilir. Ancak bu ihtimal de zayıf görünüyor. Çünkü Türkiye’ye yaklaşan bir balistik füze, NATO’nun müdahale etmesine yol açabilir ki bu da İran için son derece tehlikeli bir durum yaratır.

“SAVAŞIN NİTELİĞİ DEĞİŞEBİLİR”
Üçüncü ihtimal ise provokasyondur. Yani savaşın taraflarından birinin çatışmayı genişleterek Türkiye’yi de sürece dahil etmeye çalışmasıdır. Eğer Türkiye hedef alındığı algısına kapılırsa, bu durum hızla NATO gündemine taşınabilir ve savaşın niteliği değişebilir.
Ancak üzerinde durulması gereken başka bir ihtimal daha var.
Son gelişmeler, İran’da komuta-kontrol zincirinin ciddi şekilde zayıfladığını göstermektedir. Üst düzey komutanların hedef alınması, iletişim altyapısının zarar görmesi ve askeri komuta merkezlerine yönelik saldırılar, İran’ın askeri karar alma sürecini zayıflatmış olabilir.
Komuta-kontrol sisteminin zayıfladığı durumlarda emir zinciri kopabilir, koordinasyon bozulabilir ve bazı birlikler yanlış istihbarat veya hatalı koordinatlarla angajmana girebilir. Bu durum tarih boyunca birçok savaşta gözlemlenmiştir.
“PROVOKATİF EYLEMLER DAHA KOLAY HALE GELİR”
Önemli bir diğer nokta ise, komuta-kontrol yapısının zayıfladığı ortamlarda devlet kurumları içindeki yabancı istihbarat sızmalarının etkisinin artmasıdır. Eğer gerçekten İran yönetimi ve silahlı kuvvetleri içinde ABD veya İsrail bağlantılı unsurlar varsa, komuta zincirinin zayıfladığı bir ortamda provokatif eylemler gerçekleştirmeleri teorik olarak daha olası hale gelir.
Böyle bir senaryonun amacı net: Türkiye’yi hedef alan bir kriz yaratmak ve çatışmayı ABD-İsrail ile İran arasındaki bir savaş olmaktan çıkartıp NATO-İran gerilimine dönüştürmek.
Bu ihtimal kesin bir gerçek değildir. Ancak savaş ortamlarında en tehlikeli gelişmeler genellikle karmaşık ve kontrolsüz süreçlerden kaynaklanır.
Türkiye açısından durum oldukça nettir.
“TÜRKİYE’NİN YAPMASI GEREKENLER BELLİDİR”
Türk hava sahasına yönelen bir balistik tehdit ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Türkiye’nin atması gereken adımlar açıktır:
Öncelikle füzenin teknik kaynağı ve uçuş yolu tüm detaylarıyla tespit edilmelidir. Radar verileri, enkaz parçaları ve telemetri kayıtları incelenerek olayın gerçek nedeni ortaya konmalıdır.
İkinci olarak İran’dan açık ve net güvenlik garantisi talep edilmelidir. Türkiye’nin hava sahasına yönelen hiçbir füzenin “yanlışlık” gerekçesiyle açıklanması kabul edilemez.
Üçüncü olarak Türkiye, hava ve füze savunma sistemlerini en yüksek hazırlık
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!
Yeni Bir Yorum Bırakın
İlginizi Çekebilecek Diğer Bloglar
Gündem HaberleriKonya’da 12 Kilometrelik İçme Suyu Hattı Yenileniyor
Gündem HaberleriGaziantep Forum III, Dünyanın Farklı Ülkelerinden Akademisyenleri Buluşturdu
Gündem HaberleriSakarya Tığcılar’da Kentsel Dönüşüm Hız Kazandı: 45 Yapı Yıkıldı
Gündem Haberleri