Türkiye’ye Europa Nostra Ödülü: Kültürel Miras

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Türkiye’ye Europa Nostra Ödülü: Kültürel Miras

Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Çiler Çilingiroğlu’nun, 11 ili etkileyen depremlerin kültürel miras üzerindeki hasarını belirlemek amacıyla Instagram hesabından yaptığı çağrıya yanıt veren Akdeniz Üniversitesi’nden Doç. Dr. Nusret Demir, alanında uzman 50 gönüllü ile birlikte 1500’den fazla arkeolojik ve tarihi alanı belgeleyip değerlendirdi. Bu kapsamda gerçekleştirilen proje, Avrupa’nın kültürel miras alanındaki en prestijli ödülü olan ‘Europa Nostra Ödülü’nü Türkiye’ye kazandırdı.

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Çiler Çilingiroğlu ile Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Uzay Bilimleri ve Teknolojileri Bölümü’nden Doç. Dr. Nusret Demir’in işbirliğiyle yürütülen ‘Kültürel Miras Alanlarında Deprem Hasarının Değerlendirilmesi Projesi’, Türkiye için önemli bir başarıya imza attı. ‘Yurttaş Katılımı ve Farkındalık Yaratma’ kategorisinde ‘Europa Nostra Ödülü’ne layık görülen projeyle ilgili bilgi veren Doç. Dr. Demir, 2023 Şubat depremlerinin ardından araştırmacılar ve gönüllüler tarafından oluşturulan dijital izleme sisteminin, kamuoyundan gelen bildirimleri uydu analizleriyle birleştirerek 1500’den fazla miras alanındaki hasarı belgelediğini ifade etti. Ayrıca, proje kapsamında iyileşme ve afet müdahalesi için açık erişimli kaynaklar oluşturulduğunu aktardı.

“Çağrıya yanıt verdim”

Doç. Dr. Demir, projenin Prof. Dr. Çiler Çilingiroğlu’nun Instagram üzerinden yaptığı çağrı ile başladığını belirterek, “Çiler hocamız bu çağrıda, ‘Bölgedeki kültürel miras zararları ile ilgili kayıtlar alın’ diyordu. Bölgeye giden arkadaşlardan bu şekilde bir ricası vardı” açıklamasında bulundu. Kendisinin Prof. Dr. Çilingiroğlu’na ulaşarak, uydu teknolojileri sayesinde bölgeye gitmeden hasar durumlarını analiz edebileceklerini söylediğini aktaran Doç. Dr. Demir, projenin yalnızca antik kentlerle sınırlı kalmayıp, tüm kültürel miras yapıları, müzeler ve höyüklerin de analiz edildiğini vurguladı.

Hasar analizi için Prof. Dr. Çilingiroğlu’nun organizasyonuyla ‘Gönüllüler Ordusu’ oluşturulduğunu ifade eden Doç. Dr. Demir, “50 kadar teknik uzmanla birlikte gönüllü arkadaşlarımız çok değerli katkılar sundu. Bütün eserleri detaylı bir şekilde, koordinatları, dönemleri, türleri ve yıllarıyla birlikte belirledik. Hasarı teknik olarak uydu verileriyle analiz ettik. Arkadaşlar yerden aldıkları hasar bilgilerini bize iletti ve bir sistem oluşturduk” dedi.

“Bölgeye faydamız olsun diye yaptık”

Doç. Dr. Demir, bu çalışmayı bir proje olarak düşünmediklerini, o günlerde bölgeye fayda sağlama amacında olduklarını vurguladı. “Deprem zamanı insanların psikolojisini biliyoruz. Biz de bir şey yapma motivasyonuyla hareket ettik. Akademik çalışma olsun diye yapmamıştık. Tamamen bir gönüllü dayanışmasıydı” ifadelerini kullandı.

Önemli bir ödül

‘Europa Nostra Ödülü’nün, Avrupa Birliği tarafından desteklenen ve Avrupa’nın kültürel miras alanındaki en önemli ödül olduğunu belirten Doç. Dr. Demir, projenin üniversitelerle ve gönüllülerle birlikte gerçekleştirilmesinin değerine dikkat çekti. Ödül töreninin Lefkoşa’da gerçekleştirileceğini aktaran Doç. Dr. Demir, “Gönüllü arkadaşlarımızın katkısı çok büyük. Biz projeyi birlikte yaptık. Onlarsız kesinlikle olmazdı. Onları temsilen de Lefkoşa’da bulunmak istiyoruz” dedi.

Her şey 8 Şubat’ta başladı

Prof. Dr. Çiler Çilingiroğlu, her şeyin 8 Şubat günü bir sosyal medya paylaşımıyla başladığını belirterek, bölgeye giden arkeologlardan hasar görmüş arkeolojik ve kültürel mirasa ait yapıları belgelemelerini istediğini anlattı. Bu çağrısına Akdeniz Üniversitesi’nden Nusret Demir Hoca’nın yanıt verdiğini ifade eden Prof. Dr. Çilingiroğlu, radar uyduları aracılığıyla bölgedeki kültürel mirasa gelen hasarı ve yer kabuğundaki değişimleri kaydedebileceklerini söyledi. Depremden iki gün sonra koordinatları toplamak üzere büyük bir gönüllüler ekibiyle çalışmaya başladıklarını kaydetti.

Prof. Dr. Çilingiroğlu, bu çalışmaya herhangi bir destek alınmadığını, koordinasyonun tamamen spontane bir şekilde geliştiğini belirtti. Yıkıcı depremler döneminde herkesin bir şeyler yapma çabası içinde olduğu anlarda kendilerinin de büyük bir dayanışma sergilediklerini aktaran Prof. Dr. Çilingiroğlu, çalışmayı akademik olarak yayımladıklarını ve verileri herkesle paylaştıklarını belirtti. Bu çalışmanın gelecekte bir model sağlama potansiyeli olduğunu da sözlerine ekledi.

En büyük hasarı Osmanlı Dönemi’ne ait yapılar aldı

6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen yıkıcı iki deprem, Türkiye’nin güneydoğusunu ve Suriye’nin kuzeyini etkileyerek, arkeolojik ve tarihi miras açısından zengin bir bölgede 11 ili vurdu. Tarihi alanlardaki hasarı belgelemeye yönelik çağrıya yanıt veren gönüllüler, yaygın olarak erişilebilen dijital araçlarla iş birliğine dayanan bir izleme sistemi kurdu. Gönüllüler, etkilenen illerdeki sakinlerden, kurtarma ekiplerinden, gazetecilerden ve meslektaşlardan fotoğraflar ve raporlar topladı. Sahadan gelen bu gözlemler, uluslararası bilimsel iş birlikleri kapsamında paylaşılan uydu görüntüleriyle birleştirildi. 11 il genelinde 1500’den fazla arkeolojik ve tarihi alan belgelendi ve değerlendirildi. Kayıt altına alınan hasarın büyük bir kısmını Osmanlı Dönemi’ne ait yapılar oluştururken, tarih öncesi höyükler genellikle daha yüksek yapısal dayanıklılık gösterdi. Ekip, toplanan verileri araştırmacılar, miras uzmanları ve yerel topluluklar için erişilebilir hale getiren bir makale yayımladıktan sonra, 2025 yılında etkileşimli bir çevrimiçi harita başlatmayı planlıyor.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın